Yağmurun dilinden:
Şaka yapmanın sırası değil, Ateş - dedim sinirlenerek. O ise hiç bir şey söylemeyerek sadece bana bakıyordu.
-Ateş, şakaya son vermezsen kalkıp gideceğim.
-Yağmur, lütfen gitme. Yalvarırım beni bir dinle. Söylediğim gerçek. Biliyorum senin için ani oldu, ama benim için de öyle. Sadece ben biliyorum. Senanın haberi yok.
-Ateş, ne saçmalıyorsun? Beni buraya bunun için mi çağırdın?
-İnanması zor biliyorum, ama böyle. Babalarınız aynı.
-Ailemin adını kullanmayı kes. Ne konuştuğunu anlamıyorum. Gidiyorum ben - deyip çantamı almaya çalışdım. Ellerim titriyordu. Kalkıp gitmeye çalışınca Ateş ayağa kalkıp kolumdan tutdu.
-Yağmur, dur. Lütfen. Konuşalım sonra gidersin.
-Bırak beni, Ateş - dediyim gibi bırakmıştı. Arkama bakmadan çıkmıştım oradan. Ne oluyordu? Bu ne demekti? Şakamıydı bunlar?
Kafeden çıkıp taksi bulmak için etrafa göz gezdirdim. Lanet taksiler görünmüyor, başım dönüyordu.
Gözümü hastahanede açmıştım. İlk gördüğüm kişi Ateşdi. Yanında İlayda bekliyordu. Serkan bile burdaydı.
-Yağmur, nasılsın, canım? İyisin değil mi?
-İyiyim, İlayda. Ne oluyor niye burdasınız hepiniz?
-Bayılmışsın, canım. Ateş hastahaneye getirmiş seni.
Ateşe baktım, bana bakmaya çalışsa da gözlerini kaçırıyordu.
-Tamam, eve gidelim.
-Gitcez, canım.
İlaydayla birlikte, Serkanın arabasına binmiştik. Ateş çaresizce arkamızdan bakıyormuş. Yani İlayda bana öyle söylüyordu.
Eve gidene kadar tek bir kelime bile çıkmamıştı ağzımızdan. Olanları düşünüyordum.
-Eve vardık - diye seslendi Serkan.
-Sen git, abi. Ben bugün burada kalacağım - diye cevap verdi İlayda.
Eve girdikden sonra İlayda bana neler olduğunu sordu.
-Ateş, sana anlatmadı mı?
-Hayr, sen öyleyken ağzını bıçak açmadı.
-İlayda, Ateş bana Senanın benim kardeşim olduğunu söyledi.
-Neee?
-Evet. Şakanın sırası olmadığını söyledim. Ama o israrla öyle olduğunu söyledi. Sena benim kardeşimmiş. Düşüne biliyormusun? Böyle bir şeye nasıl inana bilirim?
-Ateş sana niye yalan söylesin?
-Anlamıyorum bende.
İlaydaya mesaj gelmişti. Ateş yazmış.
Ateş:İlayda, Yağmur nasıl?
Ne yazıyım? - diye sordu İlayda.
-Gördüğünü söyle işte.
İlayda:Yağmur, normal şuan. Ne zaman açıklamak istersin anlattığın şeyi?
Ateş:Biraz iyi olsun. Eğer beni görmek isterse bir daha, o zaman.
İlayda: Görmek isteyecek.
-Sen benim adıma niye karar veriyorsun ki? Belki ben görmek istemiyorum?
-Yağmur, nasıl görmek istemeyecekmişsin? Çocuk bırak açıklasın her şeyi. Böyle bilinmezlikle mi yaşayacaksın? Yağmur, ama onu dinle ve yargısız infaz yapma.
-Tamam. - diyip, uzanmak için yatağıma gittim.
Düşünmekten deli olacaktım. Nasıl Sena benim kardeşim ola bilirdi? Babalarınız aynı ne demek? Ben babamı tanımıyorum ki. Yolda görsem tanımam bile.
İlayda koşarak gelip düşüncelerimi yarı bölmüştü bile.
-Yağmur, Sena sana benziyor, bak.
