Ateşin dilinden:
Kaç gündür eve geceleri yatmaya uğruyordum, yalnızca. Annemler neden böyle yaptığımı sorsalar da sebebini açıklayamıyordum. O adamı görmek bile istemiyordum. Bugün annemle konuşacaktım. En azından bazı bilgileri ala bilirdim.
Bugün de evden kimseler kalkmadan çıkmış dışarıda birşeyler yemiştim. Annemi arayıp evde tek olduğunu öğrendikden sonra eve gidecektim.
Ben:Alo, anne evde tekmisin?
Annem:Hayr, Sena da evde ne oldu oğlum?
Ben:Anne onu evden göndere bilirmisin?
Annem:Üstüme iyilik sağlık. Neden?
Ben:Gönder işte. Konuşmamız lazım.
Annem:Nereye?
Ben:Gamzeye gönder.
Telefonu kapatmıştı. Tek olduğunda haber vermesini bekliyordum.
Annem:Senanı gönderiyorum. Çıkacak birazdan.
Ben:Tamam geliyorum.
Biraz daha bekleyip eve gitdim. Kapıyı çalıp annemi bekledim.
Annem:Gel, oğlum, ne oluyor? Kardeşini güç belayla gönderdim.
Ben:Konuşacaklarımız var, anne. Çok önemli.
Annem:Hangi konu?
Ben:Kocanla ilgili.
Artık ona amca bile diyemiyordum.
Annem:Nolmuş Orhana?
Ben:Sen söyleyeceksin onu.
Annem:Oğlum, söyle artık. Ne oluyor?
Ben:Senden önce o evlimiydi?
Annem:Evet, sen bunu nereden öğrendin?
Ben:Öğrendim işte. Boş ver. Neden ayrılmış peki?
Annem:Neden bu konuları açıyorsun?
Ben:Anne söyle.
Annem:Kadını sevmeden evlenmiş. Sonra anlaşamamışlar.
Ben:İnsan sevmediyinden çocuk yapar mı peki?
Annem:Ne çocuğu? Çocukları yok. Orhan onunla yaşamıyormuş zaten.
Ben:Seni böyle mi kandırdı?
Annem:Ne kandırması? Orhan hakkında nasıl böyle konuşursun? Senin üzerinde onca emeği olan insan hakkinda konuşuyorsun.
Ben:Anne onun çocuğu var.
Annem:Ne diyorsun sen? Bunu sana kim söyledi. Evimize nifak tohumu ekmek isteyen kim?
Ben:Kendim öğrendim. Ve kesin bilgi. O kocana akşam sor sana söyler. Ya o evden gidecek ya ben. Akşam bana haber verirsin.
Annem:Ateş sen neler söylüyorsun? Ne evden gitmesi. Ateş?
Anneme cevap vermeden evden çıkmıştım. Bide kocasını korumuştu bana. Şu an bayılacak gibi hiss ediyordum. Her an düşe bilirdim sinirden. Taksiye atlayıp çok uzağa gitmesini istedim. Evde kalırsam o adamı göre bilirdim. Elimden bir kaza çıkmasını istemiyordum. Taksiden düşüp biraz yürümeye karar verdim.
Yağmurun dilinden:
Evde çok dolanmıştım. Ateş mesajıma bakmıyordu. Bu saatde yatmış olamazdı. Neden yazmıyordu o zaman? Artık bana yazmak gereksinimi duymuyormuydu? Ya da başı derdine karışmış ola bilirdi. Arasamıydım acaba? Eve arayacaktım.
Ateşi arayıp bekledim açmıştı telefonu.
Ben:Merhaba, nasılsın?
Ateş:İyiyim, sen?
Ben:Eminmisin? Sesin pek iyi gelmiyor. Dışarıdamısın?
Ateş:Evet, iyiyim, merak etme. Evet dışarıdayım yürüyorum. Sen?
Ben:Bende evdeyim. Sıkılıyordum.
Ateş:Geliyim mi senin şehrine?
Böyle deyince heyecanlanmıştım. Onu hiç canlı görmemiştim. Görmek isterdim aslında. Ne diyecektim gel mi diyecektim?
Ben:Bilmem, niye?
Off, Yağmur istemiyorum sanacak.
Ateş:Seni görmeye. İstemiyorsun galiba.
Ben:Yok ya.
Ateş:İstiyorsun yani?
Ben:Ne duymak istiyorsun?
Ateş:Hiç.
Batırdım iyice. Şimdi gelirmi hiç? Hayr gelmez. Gel desene ne var yani.
Ben:Senin işin yok mu?
Ateş:Tatildeyiz şuan.
Ben:Ne tatili bu? Hiç gitmiyorsun.
Ateş:1 aylık olur ya. O işte.
Ben:Ha anladım tamam.
Ateşin dilinden:
Aramıştı beni. Konuşmak istemiyordum aslında. Sesimden anlaya bilirdi. Ama açacaktım.
Evet anlamışdı. Ama onunla konuştukca kendimi dünyanın en mutlusu sanıyordum. Artık aklımda onunla oturub yüz-yüze konuşmak vardı. Onu kardeşiyle de tanıştırmalıydım. Bu işi uzatırsam Yağmurdan o kadar uzaklaşacaktım.
