39

12 1 0
                                        

Ateşin dilinden:

Annem babamla boşandığında çok küçüktüm, hiç birşeyi hatırlamıyorum. Annemin anlatdıklarından biliyorum. Boşanma sebebi babamın hergün eve içkili gelmesiydi. İçki içmediği gün yokmuş neredeyse. Gelip annemi döver evden atarmış. Annem boşanmasını bana böyle açıklamıştı. Sonrasını hatırlıyorum hayal meyal. Annemle biz bir kaç yıl yaşamaya çalışmıştık. Annem çalışırdı bana bakmak için. Sonra işde biriyle tanışmışdı. O da bize geliyordu bazen. Yemek filan yiyorduk. Sonra bu gelişler daha sık olmaya başlamıştı. Bir gün annem beni alıp şöyle söyledi.

-Ateş, oğlum, artık büyüdün. Seninle birşey konuşmak istiyorum.

-Ne annecim?

-Babanın bana yaptıklarını biliyorsun. Neler yaşadığımızı da. Artık annenin mutlu olmasını istermisin?

-İsterim.

-Orhan amcanı biliyorsun. Sana iyi davranıyor değil mi?

-Evet.

-Orhan amcan senide benide çok seviyor, oğlum. Bizimle bir evde kalmasını istermisin?

-İsterim.

Bu konuşmada 6 yaşında filan olurdum, galiba. Daha sonra annem bana bir kardeşim olacağını söylemişti. Çok sevinmişdim. Artık başkaları gibi benimde bir kardeşim olacaktı.

Sena olduğunda annemle Orhan amcanın kavgaları başlamıştı. Annem niye her gün kızının yanında olmuyorsun diye azarlıyordu onu. O da anlamıyorsun beni diye sitem ediyordu. Bir kaç yıl sonra artık Orhan amca temelli bizdeydi. Artık kavgalar bitmişti. Ve artık başka şehire göçmüştük. Bunun için anneme çok kızsamda sebebini anlatmıyordu.

Orhan amca bize çok iyi davranıyordu. Senanı zaten el üstünde tutuyordu. Annem çok mutluydu. Nerden bakılırsa muhteşem bir aile tablosuydu. Nereden bile bilirdimki? Nereden bilecektim bu muhteşem aile tablosunun bir ailenin dağılmasının üzerine kurulduğunu.

Kendimi çok suçlu hiss ediyordum. Vicdan azabıyla yanıp tutuşuyordum. O kız orda acı çekerken, ona ait biriyle, onun yanında olması gereken biriyle mutluğumuzu kurmuştuk.  O babasız ve annesiz büyümüştü. Annemin bunların ne kadarından haberi vardı? Annem birinin mutsuzluğunun üzerine mutluluk kuracak birimiydi? Hayr olamazdı.

Yağmur:Günaydın, nasılsın?

Ben:Günaydın. Bilmiyorum sen?

Yağmur:Neden? Ben iyiyim.

Ben:Boş ver. Ne yapıyorsun?

Yağmur:Söylesene. Hiç yemek yiyeceğim.

Ben:Afiyet olsun. Bir meselede çıkış yolu bulmaya çalışıyorum.

Yağmur:Söyle belki birşey buluruz.

Ben:Boş ver, Yağmur.

Yağmur:Tamam. Kusura bakma.

Hemen trip atmışdı. Nasıl anlata bilirdimki derdimi ona. Anında kaybederdim onu.

Yağmurun dilinden:

Bu günlerde Ateşe ne olmuştu hiç bilmiyorum. Gizemli sorular soruyordu. Bugünde bir derdi olduğunu anladım. Ama bir türlü ne olduğunu söylemiyordu. Bana güvenmiyormuydu yoksa? Ola bilirdi tabiki. Neden bana güvensinki?

Ateş:Küstün mü?

Ben:Ne alaka? Neden küseyim?

Ateş:Trip atıyorsun gibi geldi de.

Ben:Hayr yanlış anlamışsın.

Trip atıyordum tabiki.

Ateş:Tamam kızma. Konuşalım mı? Seni görmek istiyorum.

Sersemlemiştim. Nasıl yani? Beni neden görmek istesin ki? Bana doğru dürüst güvenmiyor bile. Ne diyeceğimi bilmiyordum. Olur deyip kendime çeki düzen verdim.

Aramış biraz konuşmuştuk. Ama hiç önceki Ateş yoktu. Gülümseyemiyordu doğru dürüst. Anlamıyordum. Bir derdi vardı kesin ama ne ola bilirdi ki?


Okunması DileğiyleBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin