Hadi dilek tut - diye söylemişti Ateş mumları yakmaya çalışırken.
Ben hala bunun rüya olduğunu sanıyordum. Her an uyanıcakmışım gibi geliyordu. Ama şimdi mumları üflemem gerekiyordu. Gözlerimi kapatıp dilek tutmuş ve mumları üflemeye çalışmıştım. Mumlar sönmediği için yeniden üflemiştim ama mumlar sönmüyordu bir türlü. Ateşde yardım etmiş, beraber üfleyerek mumları söndürmüştük.
-Ee dilek tuttunuz mu?
-Evet tutdum.
-İnşallah gerçek olur.
-Teşekkür ederim, İnşallah.
Ben her yıl güzel hayat diliyordum doğum günlerimde. Bu yıl farklıydı. Allah dileğimi kabul etmişti. Geriye bu dileğimin yanımdan hiç gitmemesini dilemek kalıyordu. "Allahım Ateşle hiç bir zaman ayrılmayalım."
-Bak bakalım beğenecek misin? - dedi sarılmış bir kutuyu uzatırken.
-Bana hediye mi aldın? - dedim heyecanla.
-Evet.
Kutuyu alıp açmaya başladım. O da yardım etmişti bana.
-Ne alacağımı bir türlü kestiremedim. Bende senin seveceğin birşeyden devam ettim.
Bana kitap almıştı. Ama yanında bir kutu daha vardı. Açıp içinde kolye olduğunu görmüştüm.
-Teşekkür ederim, Ateş. Çok güzelmiş. Zahmet etmişsin.
-Birşey değil. Daha güzel birşeyler ala bilirdim. Ama ben hediye konusunda iyi değilim. İdare et.
-Hayr bunlar çok güzel zaten.
-Sen daha güzelsin.
Kızarmıştım. O böyle konuşunca yüzüne bakamıyordum.
-Pasta yiyecek miyiz? - dedim sözü değiştirmeye çalışarak.
-Fark etmez.
İki dilim kesip tabaklara yerleştirdim. Pastamızı da yiyip bitirdikten sonra bana salonu toplamak için yardım etmişdi.
-Yarın akşam gelecek misin? İlayda birde başka 2-3 arkadaşım gelecek.
-Kız-kıza takılacaksanız gelmeyeyim.
-Şey bilmiyorum. Galiba öyle olacak ama senin gele bilmen için Serkanı da çağırırım.
-Yani gelmem bu kadar önemli?
-Yani gelsen güzel olur.
-Tamam gelirim, prenses.
-Teşekkürler.
-Artık geç oldu. Gitsem iyi olur. Sende uyu. Yarın işlerin olacak.
Gitmesini istemiyordum. Ama gitmeliydi.
-Tamam, Ateş. Dikkat et tamam mı?
-Tamam ederim.
Kapıda onunla sağollaşıp kapıyı kapatacakken o arkaya dönüp yanağıma bir öpücük kondurmuştu. Sonra birşey demeden çıkıp gitmişti. Kıpkırmızı kesilmiştim. İyiki bu halimi görmüyordu. Elim yanağımda kapının önünde duruyordum. Kendime gelip odama çıka bilmiştim sonunda.
