48. Bölüm- İyi ki

14.8K 902 239
                                        

Selamlar, selamlarr
Uzun bölümle geldimm 😚
Yorumlarda hakkını verelim miiiğğ😌
İyi okumalarr🩷


Selamlar, selamlarrUzun bölümle geldimm 😚Yorumlarda hakkını verelim miiiğğ😌İyi okumalarr🩷

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.


Alışverişimizi bitirip annemlerle öğle yemeği yemeye bir restorana geçmiştik. Yol boyu Aziz sürekli yüzüme bakıp düşüncelerimi anlamaya çalışmıştı ama geleneksel arabada trip pozumu alıp bacaklarımı kendi tarafımdaki kapıya doğru çevirip yol boyu camdan dışarı bakmıştım. Bir ara elimi tutmaya çalıştıysa da arkamızdaki annelere belli etmemeye çalışarak saçımı düzeltme bahanesiyle elimi elinden kurtarmıştım. Yavru köpek gibi bakışlarına içim gidiyordu ama planımı yapabilmem için minik bir bedel ödemesi gerekiyordu maalesef.

Restoranda siparişlerimizi verdiğimizde herkes annesinin yanına oturmuştu ama karşılıklıydık. Gözleri sürekli üstümdeydi. Annemler konuşurken hiçbir şey olmamış gibi onları dinliyordum ama Aziz'e devrilen gözlerimle yan bakışlar atmayı da ihmal etmiyordum.

"Dünyanın en tatlı çocuğu maşallah. Elimizde büyüdü o da. Akıllı bi de uslu yani. Bu zamanın çocukları gibi değil."

Anneler de bir şekilde konuşma konuları arasından Akgün'ü bulmuşlardı.

"Gerçekten çok tatlı maşallah." Birgül anne, annemi onayladıktan sonra bakışları Aziz'le benim aramda gidip geldi. "Biz de yakın zamanda torun sevgisini tadarız inşallah."

Birgül teyzeyi de yanıma çekmiş olmanın rahatlığıyla trip modumun derecesini bir miktar düşürdüm.

"Daha düğün tarihimiz belli değil anne." dedi Aziz bakışlarını önündeki tabaktan kaldırmadan. Yemeğine devam ediyordu.

"E değil de olacak sonuçta. Çok uzatmayacağımızı biliyoruz. En uzak ihtimal yaz. Hadi dedik sonbahar. Ne var ki şunun şurasında?"

Duyduğu 'sonbahar' kelimesiyle Aziz başını hızla kaldırıp annesine baktı. "Sonbahar nerden çıktı?"

"Misalen dedim oğlum."

"Demeyelim misalen falan anne vermeyelim öyle örnekler."

Aziz'in geç düğün fobisine Birgül anne kıkırdayarak güldüğünde gözlerim annemi buldu. Normalde en sevdiği muhabbetlerdi bu düğün işleri ama şu sıralar biraz durgun gibiydi.

"Bizim çocuklar düğüne bu kadar hevesliyse biz çok beklemeyiz gibi Meltemcim."

Annem hafifçe tebessüm etti. "Çocuklar için doğru vakit ne zamansa o zaman olur inşallah."

"Oğlun pek hevesli değil Birgül anne."

Ağzımdan çıkan cümleyle Aziz'in şaşkın bakışları bana döndü. Gerçekten bu konuyu burada açacağımı düşünmüyor olmalıydı.

"Çınar? Ne demek o?"

Birgül annenin Aziz'e hesap soruş hali çok komiğime gitse de duruşumu bozmamalıydım. O yüzden gülüşümü dudaklarıma hapsedip 'söyle bakalım Çınar? Ne demek o?' Bakışlarımı aktif hale getirdim.

Yirmi DokuzBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin