Selamlar, selamlarr🩷
Geç geldim ama uzun bölümle geldim.
Biraz roller coaster gibi bir bölüm bizi bekliyor uyarımı geçeyim.
Yorumlarda görüşelimmm. Siz bölüm beklerken ben de yorumlarınızı bekliyorum haberiniz olsun 😙
İyi okumalarr🩷
Şubatın son günlerine aldırış etmeden odanın içine vuran gün ışığıyla, ferah, ahşap eşyalarla dizayn edilmiş bir odada altımda inanılmaz rahat bir koltukta oturuyordum. Mesleki deformasyon olarak girdiğim binaların sadece içini değil odalarını da incelerdim ve şu sıralar evimiz için eşya bakma sürecine başladığımdan gözüm dışarıya karşı daha da açıktı.
Tabi burası bunun ne yeri ne de zamanıydı.
"Sizi bugün buraya getiren şey nedir peki?"
Psikoloğumun az önce sorduğu sorudan kaçış yöntemi olarak odayı bir tur daha incelemeyi tercih etmiştim. Bugün ilk seansımızı gerçekleştirecektik. Leyla'nın kliniğinde çalışan bir psikologdu. Ortaklarından değildi. Ama Leyla'yla konuştuğumuzda çokça övmüştü. 24-25 yaşlarında bir kadındı. Benden küçük olması ne yalan söyleyeyim pek hoşuma gitmemişti. İçimde 'bana nasıl yardım edebilir ki?' duygusu oluşmuştu ama yine de bugün buradaydım.
Aziz'le yamaç paraşütünden sonra şubat ayına rağmen Ölüdeniz'in tadını çıkardık. Hafta sonu arabayla geze geze tekrar İstanbul'a geldik ve benim gelir gelmez yapmak istediğim ilk şey annemle babamı görmekti. Onlardan uzak geçirdiğim zamanda onların tarafından da bakmıştım. Kendi kendime ettiğim kavgalar, sonunda içimdeki fırtınayı dindirmişti ve ben anne babamın dizinin dibine geri dönmüştüm. Biraz duygusal bir buluşmaydı. Annem beni karşısında görünce ağlamaya başlamıştı. Ben onu ağlarken görünce ben de ağlamıştım. Babam 'ne ağlıyorsunuz ya?' derken sesinin titrediğinden habersizdi. Gözleri dolmasına rağmen gülen tek kişi pis damat Aziz'di.
Psikoloğa gitme kararımı onlara da anlattım. Ellerinden ne gelirse yapacaklarını söylediler. Hatta hatırlamadığım zamanları hatırlamama yardımcı olur diye güzel anılardan bile bahsettiler. Benden gizledikleri için özür dilediler, ben de onlardan evlatlarının yasını tutma fırsatını aldığım için özür diledim. Bunu dedim diye babam az kalsın beni dövecekti ama böyle hissediyordum. Diğer bir çocuklarının acı çekmemesi için kendi içlerindeki acıyı en derine gömmüşlerdi. Bir gün birlikte mezarına gitmek istediğimi de söyledim. Kabul ettiler. O günün ne zaman olacağından emin değildim ama bir gün olacaktı. Çünkü artık onun varlığından haberdardım.
O gece Aziz'i uğurlarken babamla annemin Aziz'den de özür dilediklerini duydum. Kaybettiğimiz seneleri bir şekilde yıllarca sakladıkları bu sırrın ruhumdaki derin yarasına bağlıyorlardı. Haksız da sayılmazlardı ama suçlayacak birilerini bulmak hiçbir şeyin çözümü değildi. Özür dilemek de sadece hata yapanın içini rahatlatıyordu.
Aziz'se belli ki bunu düşünmüyordu bile çünkü 'Çok üzgünsen kızını benimle gönderebilirsin şu an mesela.' diyerek babamın ayarlarıyla oynamıştı. Babamın bu zamana kadar bu 'rahat' yaşantımıza sessiz kalması bile kendini suçlu hissettiğindendi. Ondandı geçen 1.5 ayda bize karışmaması. Ama o günden sonra o rahatlığı maalesef ki tekrar bulamadık. Belli ki babam düğüne kadar bizi ayrı çatılar altında tutmaya gayretliydi. Bu durum Aziz'i çıldırtsa da her an yanımda bitmenin bir yolunu buluyordu. Hafta içi her akşam bize geliyordu. İnadına saatlerce kalkmıyordu. Babamın istediği kanalları izlemesine izin vermiyordu. Bu konuda ya annemle birlik oluyor ya da babamın onunla tartışması için babamın damarına basacak konular açıyordu. Muhtemelen babamın en sonunda patlayıp 'al git kızı da gelme bir daha bu eve' diyeceği anı bekliyordu ama çok beklerdi. Babam için şu an dünyadaki en kıymetli şey bendim ve Aziz ne yaparsa yapsın babam beni yanından ayırmayacaktı. Ki, itiraf etmese de ben onun Aziz'in her akşam bize gelmesinden oldukça memnun olduğunu biliyordum. Bir keresinde mesaiye kaldığı için eve tek dönmüştüm ve babam 'Hani Aziz?' diye sormuştu. Beni gördüğünde, hoş geldin bile demeden önce Aziz'i sormuştu. Seviyordu damadını. İnkar edemezdi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Yirmi Dokuz
Romance(Tamamlandı) Yıllar önce yaptığınız 'çocukça' bir anlaşma hayatınızı en fazla ne kadar değiştirebilir? ''Anlamıyorsun ki. Ben ne dedim az önce? Sanki o dört duvarın arasında da benimle mi olacaksın?'' ''Olurum.'' -'Ne?!' Aziz'in bu net ve hızlı ceva...
