Selamlar, selamlarr🩷
6. ayımıza 60k ile giriyor olmak beni nasıl mutlu etti inanamazsınızz
O kadar mutlu oldum ki ben de uzunca bir bölümle geldim
Sizinle birlikte büyümek çok güzel🩷
Varlığınızı yorumlarda hissetmeye de bayılıyorumm
İyi okumalar🩷
"Gökten üç elma düşmüüş, Biri anlatanaa, biri dinleyenee, biri de bu masaldan ders çıkaranaa..."
"Biz iki kişiyiz ama.. İkimize bir tane mi elma düşmüş sadece."
Yorgunlukla derin bir nefes verdi Meltem. Yorgundu ama her şeye rağmen minik kızı yüzünü güldürebiliyordu.
"Sen masaldan ders çıkarmadın mı?" diye sordu ona kocaman kahverengi gözleriyle bakan kızına. Henüz dört yaşına yeni girmişti ama öyle dilliydi, öyle güzel konuşuyordu ki Meltem bazen kızının ona arkadaş olsun diye doğduğuna inanıyordu.
"Çıkaramadım." dedi Birce büzülen dudağıyla. Bunu öyle hüzünlü söylemişti ki Meltem de kızının bu haline ağlayacak gibi olmuştu. Zaten bu sıralar her şeye ağlamak istiyordu.
"Neden çıkaramadın annecim. Dinlemedin mi masalı?"
"Dinleyemedim." dedi sanki suçunu itiraf edermiş gibi. Kızının küçük elini tutup dudaklarına götürdü Meltem. Küçük bir öpücük bıraktı. "Neden dinleyemedin annecim?"
"Abimin kalbini dinlemeye çalışıyordum." dedi ağlamamaya çalıştığı için büzülen dudaklarının arasından pek de anlaşılmayan kelimeler çıkartarak. Burnunu çekip tekrar annesine baktı. "Hani siz babamla bazen yapıyorsunuz ya. Abim uyurken, nefesini dinliyorsunuz, kalbini dinliyorsunuz. Uyudu ki masalın başında. Dinlemeden uyudu. Gerçekten uyumuşsa kalbi pıtır pıtır atar demiştiniz ya. Şakacıktan mı uyudu yoksa gerçekten mi uyudu diye kalbini dinledim sürekli. Ama gerçekten uyumuş pis."
Meltem kızının ağzından çıkan cümleleri gözlerindeki yaşlara engel olmaya çalışarak dinledi. Son kelimesiyle de ağlamamak için dikkatini başka bir yöne çekti. "Abiye pis denir mi Birce? Ne konuştuk ama biz seninle?"
"Ama hep uyuyor anne!" Sesini biraz daha yükselterek mızmızlanmak istemişti annesine. Yanında uyuyan abisine bakıp uyanmasın diye sesini tekrar düşürdü. "Zaten oynamıyor benimle. Birlikte masal dinlemek istiyorum onda da uyuyor hemen. Numara yapıyor sandım. Benimle masal dinlemek istemiyor o yüzden uyuyormuş gibi yapıyor sandım."
"Gerçekten uyuyormuş ama değil mi?" diye sordu Meltem. Birce başını hafifçe yukarı aşağı salladı. "Abin çok yoruluyor annecim. O yüzden uykusu geliyor ve uyuyor. Yoksa o da seninle masal dinlemek istiyor. Oyun da oynamak istiyor."
"Hiç oyun oynayamıyoruz." diye mızmızlandı yine. Ama bu seferki içine içine olmuştu. Minik dudaklarının hareketlerini izlemiyor olsaydı kızının ne dediğini anlayamazdı bile Meltem.
"Mahir abin seninle oynamak için taa nerden geldi ama.. Onunla oynuyorsun ya."
"Abim değil ki o benim." dedi omuzlarını silkerken. "Benim bir tane abim var. O da benimle oynamıyor."
Kızının saçlarına küçük bir öpücük bıraktı Meltem. "Oynayacaksınız annecim. Abin iyileşince oynayacaksınız."
"Ne zaman iyileşecek ki ama... Önceden de hastaymış, hep hastaymış. Babaannem dedi. İyileşemeyecek bu çocuk dedi."
Meltem gözlerinde çakan şimşekleri kızından gizlemek için çok çaba sarfetti. Nerede ne konuşulacağını bilmeyen bir kadın yüzünden kızına bu sinirli tarafını göstermesinin hiçbir manası yoktu. Ama çok zorlanıyordu. Sürekli duygularını bastırması gerektiği için çok zorlanıyordu. Yanlış bir yerde patlayacak diye korkuyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Yirmi Dokuz
Romantik(Tamamlandı) Yıllar önce yaptığınız 'çocukça' bir anlaşma hayatınızı en fazla ne kadar değiştirebilir? ''Anlamıyorsun ki. Ben ne dedim az önce? Sanki o dört duvarın arasında da benimle mi olacaksın?'' ''Olurum.'' -'Ne?!' Aziz'in bu net ve hızlı ceva...
