(Tamamlandı)
Yıllar önce yaptığınız 'çocukça' bir anlaşma hayatınızı en fazla ne kadar değiştirebilir?
''Anlamıyorsun ki. Ben ne dedim az önce? Sanki o dört duvarın arasında da benimle mi olacaksın?''
''Olurum.''
-'Ne?!' Aziz'in bu net ve hızlı ceva...
Selamlar, selamlarr🩷 Yirmi Dokuz'un en uzun bölümüü Gün içinde bölüm kontrolü yapamadığım için cumartesi yükleyemedim ama uzunluğuyla bunu telafi edeceğimi düşünüyorumm İyi okumalarr 🩷
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
"Bircee, uyanmam lazım yoksa geç kalacağız."
Kulağıma gelen sesle gözlerimi açtığımda burnumun dibinden gelen kurabiye kokularının sebebi kurabiye değildi. Kahverengi saçlı, boncuk gibi kocaman kahverengi gözlü bir bebekti ve uyanmam için gözlerimin içine bakıyordu sanki.
2 yaşlarında gibiydi. Bana bakıp uyandığımı anlayınca öyle nazlı nazlı gülmüştü ki alıp içime sokasım geldi. Dayanamadım yaptım da. Başını göğsüme yasladım. Doya doya kokladım başını. Aziz gibi kokuyordu. Tarçını biraz eksik kalmıştı sadece. Başının üzerine öpücükler kondururken o da başını kaldırıp benim yanaklarımı öpmeye başladı. Birbirimizi yeni bulmuş gibi öpüp duruyorduk.
"Ohoo bir dakika bir dakika burada anne kız aşkı mı yaşanıyor? E hani baba?"
Aziz'in sesiyle ikimiz de kafamızı odanın kapısına doğru çevirdik. Canım sevgilim tişörtsüz giydiği mutfak önlüğüyle biscolata erkeği olmuştu.
Kollarımın arasındaki minik kurabiye "Babam" deyip kollarını Aziz'e doğru uzatınca Aziz'in suratındaki yalancı kızgınlık da yerini kocaman bir gülümsemeye bıraktı. Önlüğünü çıkardı ve yatağa gelip ikimizin üstüne ağırlığını vermeden çıktı. O bize yukarıdan bakarken biz kıkırdamadan duramıyorduk.
Aziz önce benim boynuma öpücüklerini kondurmaya başladı. Yüzü boynumdayken başını da salladığında gıdıklanmadan edemedim. Benim yeterince güldüğümü düşünüp kızının boynunu da öpücüklere boğdu. Bir ona bir bana sayısız öpücük verirken kahkahalarımızı durdurmak çok zordu.
"Aa inanılmaz gerçekten. Uykusunda gülüyor. Birce annecim ne görüyorsun acaba bu kadar?"
"Birce gerçekten uyanman lazım yoksa geç kalacağız."
Kocamla ve kızımla yatak odamızdayken duyduğum bu sesler bu odada olabilecek insanlara ait değildi. Beynimin aniden ayılmasıyla gözlerimi açtım ve karşımda annemle Meryem'i gördüm.
Gördüklerimin rüya olduğunu algılamam birkaç saniyemi aldı. Anladığımda ise kafamı yastığa gömüp neredeyse ağlamaya başladım. Ciddi ciddi bir ağlama değildi ama elimdekileri kaybetmiş, aslında hiç sahip olmamışlığın verdiği o isyan dolmuştu içime.
"Ay ne oldu şimdi birden?" diyerek yatağa yanıma oturdu annem. Gerçekten endişelenmişti.
"Anne ya.." dedim mızmızlanarak. "Çok güzel rüya görüyordum."