Plat list;
The White Birch - Breathe
Moddi - A Sense Of Grey
Tango With Lions - In A Bar
İşte şimdi kelimeler tam anlamıyla anlamsız kalıyordu. Etrafımdaki her şey bulanıklaşıyordu, sesler birbirine karışıyordu. Gözümden bir damla yaşın akmasına izin verdim. Bacaklarımı kendime çekip ellerimle sardım. Şu an ne kadar çaresiz görünüyordum, umursamadım. Ağlayarak yerimde sallanmaya başladım. Onu kaybetme düşüncesiyle baş başaydım. Yine. Kendimi kaybediyordum. Onsuz yaşamaya alışmaktan korkuyordum. Onun olmadığı bir güne daha gözlerimi açmaktan, onsuz bir geceye gözlerimi yummaktan korkuyordum. Onun olmadığı bir hayata gülümsemek istemiyordum. O olmadan yaşamaya yaşamak denir miydi, onu bile bilmiyordum. O gittikten sonra olacaklar beni korkutuyordu ve bu korku beni derin, kapkara bir kuyunun içinde yalnız bırakıyordu. Gülüşü, kokusu, utandığında olan o tatlı gülümsemesi, sesi, sinirlendiğinde koyulaşan gözleri, canı yandığında gözlerini yumup tırnaklarını etine geçirmesi, onu o yapan bütün özellikleri yavaş yavaş unutmaktan korkuyordum. Bu küçük bir çocuğun gece yatarken canavarlardan korkması kadar keskin bir korkuydu...
Omzuma bir el dokundu. Ürperdim ama tepki vermedim. Beni nasıl bulmuştu?
"Kardeşim, mecnunum benim. O iyileşecek bunu sen de biliyorsun. O senin yanında kalacak. Kendini yıpratma artık. Hem gözlerini ilk açtığında seni görmek isteyecek, senin burada bu halde olduğunu öğrenirse üzülmez mi? "
"Beni nasıl buldun? " tüm söylediklerine kulak tıkadım.
"Tahmin etmesi zor değil. "
"Git yanımdan, kimseyi görmek istemiyorum. "
"Ahmet kendine gel. " dedi beni sarsarak.
"İstemiyorum anlasana, seni, annemi, babamı kimseyi görmek istemiyorum. Yalnız bırak beni. " bir krizin geldiğini titreyen vücudumdan anlıyordum. Ayağı kalktım. Biraz sendelesem de dengemi sağladım. Gözlerimin kızardığını biliyordum. Ablama dönüp,
"Ondan başkasını görmek istemiyorum. Git yanımdan, çaresizim işte görmüyor musun? Sadece ona ihtiyacım var. Güçlü durmak istemiyorum. Olmadığım biri gibi görünmekten yoruldum artık. Sadece o bunu anlayabildi. Ne kadar kırgın olduğumu biliyordu. Siz anlayamadınız. Esra gittiğinde de sadece basit bir lise aşkı dediniz, umursamadan devam ettiniz, ben ise iki ay sonra dönüp hiçbir şey olmamış gibi yapmaya başladım. İçime attım, daha çok büyüdü acım. Onunla tanıştığım gün vazgeçecektim her şeyden. Gidecektim. Sonsuza kadar. Ama o geldi ve ben tekrardan yaşamaya başladım. Siz hiçbir şeyin farkında değilken o yaralarımı iyileştirmeye çalıştı. İzi kalacağını bile bile denedi. Siz ise beni umursamayarak daha çok kanattınız yaralarımı. Şimdi ise yaşama sebebim ölürken benim güçlü durmamı istiyorsun benden. O bunu istemez, o beni üzgün gördüğünde kucaklar, beni sarar ve benim yanımda olmaktan çok benim içimde olur. O an benimle yaşar. Anladın mı? Şimdi git buradan. "
Yüzü ciddileşip, gerildi. Ben ise krizimi önlemeye çalışıyordum. Derin derin nefesler almaya çalıştım. Tüm hücrelerim uyuşmuş gibiydi. Delice ağladım. Onun adını haykırarak bağırdım. Etrafımda bir şey olmadığı için sadece kalbimi parçalayabildim. Allah'ım neydi bu acı? Ölürken bu kadar acı çeker miydi insan? Tüm vücudum titrerken ben yavaşça yere çöküp gözlerimi kapattım...
...
Soğuk zeminde doğrulmaya çalıştım. Kimse yoktu. Bir evdeydim. Ferah, açık renklerin kullanıldığı, modern bir şekilde dekore edilmiş evin salonunda duruyordum. Solumdan gelen gülüşme sesleriyle o tarafa yöneldim. Ben ve abim hariç herkes vardı. Arkadaşlarım, ailem. Onur, onun ailesi herkes neşeyle bir şeye gülüyorlardı. Yanlarına ilerledim Onur'un yanına geçtim. Sakalları uzamıştı biraz. yüzü daha bir şekillenmişti. Sanki yıllardır görmüyormuşum gibi bir özlem oluştu. Dokunmak istedim ona tam o sırada yanlarına alımlı bir kız geldi. Yanında da küçük bir kız çocuğu. Çocuğu Onur'a uzattı.
