Şu anda otel odamıza eşyalarımızı yerleştirmiş, kahvaltımızı yapmış, el ele otelden çıkıyorduk. Onur üzerine siyah tişört, siyah ceket, siyah skinny ve siyah spor ayakkabılarını giymişti. Bense beyaz kazak üzerime açık renk kot ceket ve beyaz pantolon ve beyaz ugg giymiştim. Siyah beyaz uyumumuz bence mükemmeldi. Biz taksimde salına salına yürürken Damla aradı.
"Efendim kuzucum. "
"Moralin yerinde bakıyorum. " gülümseyip Onur'a baktım o da bana bakıyordu.
"Ben öylesine aramıştım ne yaptınız diye. "
"Biz şu anda taksimde yürüyoruz hava burada soğuk belki bir yerlere otururuz. Siz ne yapıyorsunuz? "
"Bizde Batu'yla kahvaltı yapmaya gittik ama kahvaltının sonunda yine bir kavga vakasıyla karşı karşıya kaldık. "
"Bu sefer neden kavga ettiniz? "
"Ya neymiş efendim çok fazla süslüymüşüm erkeklerin dikkatini çekiyormuşum falan da filan. " Doğruydu aslında süslüydü ama doğaldı. Sadece Batu'nun yanına giderken fazla kaçırıyordu.
"Bizim burda böyle ya ben sana ne diyeceğim siz şimdi otelde Onur'la birlikte mi kalıyorsunuz? "
"Evet. "
"Ya kızım siz şimdi- "
"Damla! "
"Tamam ya neyse sen sevgilinle ilgilen sıkılmıştır o şimdi. "
"Tamam kendine iyi bak bizimkilere de selam söyle. " deyip cevabını beklemeden telefonu kapattım. Cidden biz aynı odada kalarak hata mı yapmıştık. Ama Onur öyle bir şey yapmazdı değil mi? Yapar mıydı? Yapmazdı. İster miydi, İstese de bana söyler miydi ya da belli eder miydi? Ben ister miydim?
"Neler düşünüyorsun kızardın yine? " Allah'ım kızarmış mıydım? Tamam Helen sakin ol.
"Hiç öylesine düşünüyordum. Sana bir şey itiraf etmem gerek. " bana meraklı gözlerle baktı. O bana bakarken ben hala bana kızar mı diye düşünüyordum.
"Sence biz buraya gelerek kaçmış mı oluyoruz? Yani ben öyle hissediyorum da. " Önce kaşları çatıldı, düşündü...
"Neden öyle düşünüyorsun ki, biz buraya kaçmak için gelmedik. Biz buraya birlikte vakit geçirmek için, kafamızı dağıtmak için geldik. "
"Çünkü başkaları bize kaçtı diyecek, öyle düşünecek. "
"Başkalarının ne düşündüğünü umursamayı keser misin? Böyle hem kendini üzüyorsun hem de beni. Sen ne düşünüyorsun önemli olan bu! " sesi biraz yükselmişti ama haklıydı, o ben üzülmeyeyim diye uğraşıyordu ama ben burada karşısına geçmiş neler diyordum. Artık başkalarını umursamak yok!
"Ben seni düşünüyorum. " dedim gülümseyerek.
"İşte düşünülmesi gereke işe yarar bir kişi. " gülümsedi. Dünya durdu ve hefiften çıkmaya başlamış kirli sakallarından öptüm.
...
"Pamuk şeker! " bağırıp pamuk şekerciye doğru koşmaya başladım. Arkamdan homurdandığını ve bağırdığını duysam da aldırış etmedim. İki tane pamuk şeker alırken Onur da yanıma gelmişti.
"Çocuk musun sen ya? "
"Sadece çocuklar mı pamuk şeker yer? Eğer öyleyse çocuk olabilirim. " gözlerini devirip pamuk şekerlerin parasını ödedi. Pamuk şekerleri gezerek yemek istemediğimden bir bank bulup oturdum. Onur da yanıma geldi. Bu sırada pamuk şekerciye gıptayla bakan üstü başı pek düzgün olmayan bir çocuk ilişti gözüme. Kaşlarım hafiften çatıldı Onur'a hiçbir şey söylemeden çocuğun yanına doğru yaklaştım. Önce biraz ürktü. Onun boyuna gelmek için eğildim.
