Hikayemiz son hızıyla devam ediyor. Beni mutlu eden birkaç okuyucum olduğu için bölümü hemen paylaşıyım dedim. Ama vote ve yorumlarla ilgili şikayetim hala geçerli...
MULTİ : AYKUT ELMAS 'HI SALAK HI ' VİNE'I :D
Donup kalmaktan başka yaptığım bir şey yok. Ama şimdi de cevap vermezsem bu sefer gerçekten kaybederim sanırım.
“Emin misin? “ dedim ayağa kalkarken.
“Yoo, sadece tepkini merak etmiştim. “ dedi sırıtırken. Ne!?
“Ne?! “
“Ama çok komiktin, hayatım boyunca unutmayacağım bir anı oldu, bu anaıyı bana lütf ettiğin için sana minnettarım. “
“Ha? “ diye saçma bir kelime çıktı ağzımdan. Ben söylediklerinin şokundayken gelmiş bana ‘tepkini merak etmiştim’ diyor ya salağa bak.
“Helen, yağmur sana yaramamış, bunun şakası mı olur, salak mısın sen, anlamıyor musun, seni seviyorum diyorum. Jeton paraşütle mi iniyor? “ Oh be doğru anlamışım.
“Salak ha?! “
“Ya… işte ne biliyim ağzımdan öyle çıktı. “ diye gevelemeye başladı. Şu an uygun bir zamana olsaydı mutlaka trip atardım ama onu sevdiğimi bilmesi gerek dimi?
“Bende seni seviyorum kütük. “
“Ha! “ diye bir ses çıkarırken boynuna atladım.
“Sonum, sonsuzum olmana izin veriyorum. “ dedim bir çırpıda. O da elini belime sarınca midemdeki tırtıllar kozalarından çıkıp kelebeğe dönüştüler. Aferin Helen sen hangi cesaret çocuğun boynuna atlıyorsun?
“Şey.. eve gidelim mi,artık? Titremeye başladım. “ dedim ama Onur karşımda sırıtıyordu.
“Soğuktan titrediğinden emin değilim ama hasta olabilirsin, Allah aşkına bu yağmurda burada ne işin vardı? “ gerçekleri mi söylemeliydim, sana seni sevdiğimi söylemeye geliyordum ama vazgeçtim mi diyecektim?
“Gerçekleri mi söylememi istersin? “
“Evet. “ dedi kesin bir ses tonuyla. Sanki bildiği bir şey soruyormuş gibiydi. Ah! Hayır olamaz değil mi? Olabilir mi?
“Senin haberin vardı değil mi? “
“Neyden? “ dedi şaşırmış edasıyla. Ah! Evet ya biliyordu. Damla yaktım çıranı!
“Damla’yla anlaşma yaptınız değil mi? Nerde o? İşbirlikçiler! “ deyip kollarımı birbirine doladım.
“Fena mı oldu, sevgilim? “ ah! Sen sevgilim deme tamam mı? Yoksa kalp krizi sebebim olabilirsin.
“Sevgilim? “ dedim umursamaz gözükerek ama ona sarıldığım için bile titrediğimi anladıysa bunu çoktan anlamıştır.
“Evet. Artık sevgilimsin.” Dedi, gülerek.
“Hadi artık eve gidelim, hasta olursun. Sevgilimi sağlam istiyorum. “ ellerimi çözdüm ve yanında yürümeye başladım. Zaten koştuğum için siteye az kalmıştı. Yaşadıklarımı düşünüyordum. Bunlar kesin Damla’nın işiydi. Her şey bu kadar tesadüf olmazdı. Ben Onur’a aşkımı itiraf etmeye gidiyorum, yapamıyorum ve Onur bana aşkını itiraf ediyor. Damla’dan başka yapacak başka biri yok bence, sanırım. Onur benim yavaş yürüdüğümü fark etmiş olacak ki beni bileğimden tutup koşmaya başladı. Düşmemek için mecburen koşmam gerekiyordu. Sitenin girişine gelmiştik ve benim pestilim çıkmıştı. Anlaşılan hayatım çok tempolu olacaktı.
“Ah! Onur dur artık. “ diye bağırdım. Elimi kurtarmaya çalışırken.
“Ne oldu? “ diye yavaşça bileğimi bırakırken yere çöktüm.
“Ya salak mısın sen? Of. Bacaklarım sızlıyor.”
“Hasta olsan daha mı iyi? “ deyip beni kaldırmaya çalıştı. Ama bacaklarım gerçekten ağrıyordu ve beni taşıyamadılar. Diz kapağımı sertçe asfalta çarpınca istemeden inledim.
“Tam bir baş belasısın. Benim seninle işim zor. “
“Katlanamayacaksan, git. “ hayır gitme!
“Gel buraya, başımın belası. “ deyip sağ elini diz kapaklarımın altından sol elini de ensemden geçirip ayağa kalktı.
“Eğer kollarını boynuma dolamazsan ellerimi çekerim ve düşersin! “ diye beni tehdit etti. Ona Aykut Elmas’ın ‘Hı salak hıı’ vine’nını yapmak isterdim ama vazgeçtim benden iğrenmesini istmem. Islak kollarımı ıslak boynuna doladım. Yağmurlu havada sevgilimin kucağındayım kıskanın kızlar! Ay çok romantik lan…
