Bugün onun evlendiği gündü. İnanması güçtü ama tam olarak böyleydi. Mutlu olması gerekirdi. Evet, başlarda bu evliliğe karşı çıksa da sonralarında alışabileceğini düşünmüştü lakin Selim'in yaptığı her şey mahvetmişti bu hislerini. Şimdi yapmak istediği tek şey koşarak bu evden uzaklaşmaktı ama ona da cesareti yoktu. Ne zaman cesareti olmuştu ki zaten...
Gözlerini uzakta görünen gemilerden çekemiyordu. Onların özgürlüğünü kıskanıyordu. Kendisi bir altın kafese tıkılmıştı. Özgürlük... Bu hayatta özgürlüğü uğruna baş kaldırmadığı insan yoktu fakat Selim'e boyun eğmek zorunda kalmıştı ve bu gerçek canını yakıyordu. İçinde ki öfke ateşini daha fazla harlıyordu.
Kapının açılma sesi ile irkilse de belli etmemeye çalışarak bakışlarını karanlıkta parlayan ışıklardan çekmedi. Onun kendisine doğru attığı her adımı gözleri görmese de ruhu görüp, hissediyordu. En sonunda onun nefesinin ensesine değmesi ile bedeninde garip bir sızı meydana geldi.
"Neşe... Sarı cadım!"
Beline dolanan iki güçlü kol ve boynuna bırakılan öpücükler tüm düşünme yetisiyle birlikte mantığa dair ne var ne yoksa silip süpürmüştü. Ne oluyordu ona böyle? Az önce içini yakıp yıkan öfkesi neredeydi? Bu kadar kolay pes edecek değildi. Aslında hiç pes etmeye niyeti yoktu ama arsız bedeni söze gelmiyordu!
"Bırak," diyebildi zorlukla. Sesi titremişti ve bunu Selim'in anladığından adı kadar emindi.
Selim ise onu duymamış gibi kollarını biraz gevşetti ve karısını kendine doğru çevirdi. Neşe'nin bedeni heyecanla titrerken, gözlerini zorlukla adamın gözlerine sabitledi. Orada görmeyi beklediği şey alaydı fakat kocası onu şaşırtmıştı. O gözlerde alay değil aksine şefkat görüyordu. Sanki birkaç saat öncesine kadar o ağır ithamlarda bulunmamış ya da o lanet olası sözleşmeyi imzalatmamış gibiydi. Kadın neredeyse o gözlerin samimiyetine kanacaktı... Lakin kanmamıştı. Birkaç saat önce yaşanılanların hepsi gerçekti. Üstelik bu evlilik için zorlandığı da ayrı bir gerçekti.
"Oldu mu?" diye sordu fazlasıyla alay dolu bir sesle. Merak ediyordu gerçekten. İstedikleri olmuş muydu?
"Neyden bahsediyorsun?"
"İstediklerin oldu mu? Beni zorladığın bu durumdan memnun musun?"
Selim'in kaşları çatıldı lakin bu durum genç kadının umurunda bile değildi. "Ben sana bir seçenek sundum. Sende kendin için en mantıklı olanı seçtin!"
"Sen beni zorladın!"
"Hayır, sen cesaretsiz bir kadınsın. Parasız ve itibarsız kalmayı cesaret edemedin!"
Yüzüne çarpılmış bu gerçekler ile sarsıldı. Cesaret edememişti fakat... Yoktu işte bir açıklaması. Selim'in haklı olduğunun farkındaydı. Korkaktı. Bu hayatta değer verdiği para ve itibari kaybedemezdi. Kaybetmemek için de evlenmişti lakin gururunu kaybetmişti bu sefer.
"Eğer..." dedi Selim ve bir eli genç kadının yüzünü kavramıştı. "Birbirimizi yaralamak istersek bir sürü şey bulabiliriz... Ama ben yaralamak değil açılan yaraları kapatmamızdan yanayım!"
Dudaklarında ki alaycı gülümsemeye engel olamadı. Yaralamak istemeyen adam bugün o sözleşmeyi getirip, önüne koymazdı.
"Sen bugün o sözleşmeyi önüme koyduğun an bir daha kapanmayacak bir yarayı açtın zaten!"
Selim elini yüzünden çekmiş, belini sımsıkı sarmıştı. "Benimle param için mi evlendin?"
"Ne fark eder?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Selim
Genel Kurgu''Taksi şoförlüğünden, şirket CEO'luğuna uzanan bir hayat...'' - Selim babasını çok küçük yaşta kaybettiğini sanıyordu... Bir gün evine gelen takım elbiseli iki adam sayesinde öldüğünü sandığı babasının iki gün öncesine kadar yaşadığını öğrendi. Dah...
