O geceden sonra Asya kendi kabuğunda ve dünyasında kalmaya karar verdi. Duygularından emin olduğunu ise evliliklerinin ikinci ayında anladı. Bunu Kuzey'den saklamak için olağan üstü bir çaba harcaması gerektiği için eve mümkün olduğu kadar geç gelmeye çalıştı. Bunun için de okulu ve dersleri ona yardımcı oldu. Zamanının çoğunu üniversite kütüphanesinde geç saatlere kadar ders çalışarak geçirmeye ilk o zamanlar başladı. Aynı sınıftan arkadaşlar edinerek sık sık onlarla dışarıda zaman geçirmek de bu kaçışta ona yardımcı olan etkenlerden oldu.
Kuzey birkaç kez geç gelmesinden dolayı öfkelendi. Ona ders çalışmak zorunda olduğunu söyleyerek konuyu uzamadan kapattı. Geceleri odasında ise gün boyu akıtamadığı gözyaşlarını yastığı ile paylaştı. Eve her geç geldiğinde ise kocasının onu beklediğini görerek kısa cümleler kurmaya çalıştı. Arkadaşça sohbet ettikleri ender zamanlar dışında çok fazla şey paylaşmıyorlardı artık. Okuldan, derslerden ve onun işinden bahsetmek en güvenli seçenek olmaya başlamıştı.
Hafta sonları en zor zamanlar oluyordu onun için. Çünkü her ikisi de evde oluyordu iki gün boyunca. Yalçın Bey'in ziyaretleri yüzünü güldürse de bahane ile onların yanından uzaklaşıyor, doğruca odasına veya alışveriş yaratarak dışarı çıkıyordu. Sık sık olmasa da Kuzeyle birlikte katılmak zorunda olduğu davetler oluyordu. Bir şey ispatlama çabası ortadan kalktıkça kendini daha rahat hissetmeye başlamıştı bu davetlerde. Onun dışında ona üvey annesi ile ilgili ya da asıl amacı ile ilgili tek bir soru bile sormuyordu. Olmasını istediği yerde ve zamanda yanında oluyordu sadece. Şık kıyafetleri, pahalı mücevherleri vardı ama asıl istediği şey kendine hem en yakın hem de en uzak yerde duruyordu. Duygularını saklamayı öğrenmişti artık kocasından.Onları göz önünde tutmamaya ve gelecekteki kırgınlığını en aza indirgemeye kararlıydı çünkü kocası ve âşık olduğu adam onun duygularını çocukça ve duygusal karmaşa olarak görüyordu.
Bu arada önemli olaylar da geçirmişlerdi. Zalim kraliçe üvey anneyi misafir etmişlerdi. Bu yüzden evde hummalı bir çalışma yaşamışlardı.Düğün fotoğrafları, yatak odası düzenlemeleri gibi birçok şeyle ilgilenmişlerdi. Zaman zaman birlikte ender güldükleri anlar paylaşmışlardı hallerine bakıp ama başarıyla atlatmışlardı. O günün ve gecenin sonunda her ikiside yorgunluktan tek kelime edemeyecek halde odalarına çekilmişlerdi.
Asya çekmecesindeki takvimde eksilen her güne bir çarpı atıyordu artık ve bunu da kocasından gizliyordu.Ondan sakladığı küçük sırlarına bir yenisini ekledikçe Kuzeyden saklanmak için yeni bahanelere ihtiyacı oluyordu.
Üvey annesinin sık sık telefon açmasından, onu sürekli bir yerlere davet etmesinden,her fırsatta zehirini akıtma huzursuz etme çabalarından rahatsız olmuş ve bunu Kuzey'e de söylemişti. Genç adam soğuk ve mesafeli bir şekilde 'çaresine bakacağını' söylemişti ve telefonlar aniden kesilivermişti.Kocasının istediği zaman ne kadar ikna edici ve ürkütücü olabileceğini bildiğinden bunu doğal karşılamıştı.
Arada sırada eskiden çalıştığı bara gidip arkadaşlarını görüyordu ve bu hafta sonu da okul arkadaşları ile oraya gitmeye karar vermişlerdi. Cumartesi sabah mutfağa indiğinde Kuzey'i göremeyince henüz kalkmadığına karar vermişti. Öğlene kadar yukarıdan ses çıkmayınca odasının önüne kadar gidip kapıyı çalmış ve cevap alamayınca onun evde olmadığına karar vererek kendisi de evden çıkmak için hazırlanmaya başladı. Cep telefonundan onu arayarak çıkacağını haber vermek istedi ama genç adamın telefonu kapalıydı. Ne bir not ne de bir mesaj bırakmıştı. Küçük bir kağıda kısa bir not yazarak buzdolabının kapağına yapıştırdı telaşla. Eve döndüğünde bu mesajı göreceğinden emin bir şekilde evden ayrıldı. Bütün gün şehirde dolaşıp sohbet ettiler arkadaşlarıyla ve akşam da bara geçtiler. Kızlı erkekli, neşeli bir arkadaş grubu vardı ve gruptaki tek evli olan olduğu için sürekli şakalara maruz kalıyordu. İçi burkuluyordu böyle zamanlarda. Onları seviyordu, birlikte zaman geçirmekten hoşlanıyordu ama asıl yanında olmak istediği insanla aralarında görülmez mesafeler vardı. Barın sahibi yine aynı kişiydi. Ona uzun zaman yardımcı olmuştu. Yanına gidip selamlaştı, arkadaşları ile özlem giderdi.
"Evlilik nasıl gidiyor, kocan da burada mı Asya?" diye sordu arkadaşlarından biri.
"Hayır, çalışıyor. Biz okuldan arkadaşlarla geldik."
"Kocan tam bir işkolik desene ama seni iyi gördük, değişmişsin."
"Evet, değiştim . Evliliğin böyle bir etkisi varmış, onu öğrendim."
"Mutlu musun peki?"
"Evet, evet mutluyum. Çok hem de." diye mırıldanmıştı kederini saklamaya çalışarak.
Birlikte geldiği grubun yanına dönmüştü kısa bir süre sonra. Sınavlardan, okuldan, okul bitince yapmak istedikleri şeylerden bahsetmişlerdi. Vaktin nasıl geçtiğinin farkında bile olmamışlardı. Asya hiç beklemediği şekilde eğlendiğini düşündü. Farklı insanlarla bir araya gelmek ona iyi gelmişti ama sık sık Kuzey'i, nerede olduğunu ve nasıl olduğunu düşünmeden edememişti. Mesajını görüp görmediğini merak etmişti.Aslında aklı fikri sadece Kuzeydeydi.
Saat gece yarısını geçerken şoförü aramış ve onu almasını istemişti. Arkadaşlarıyla vedalaşıp ayrılırken kendisini neyin beklediğinden habersiz yorgun bir şekilde başını arabanın koltuğuna dayamıştı.
Eve geldiğinden doğruca mutfağa gitti. Bir bardak su aldı kendine. Salon karanlık olduğu için sadece mutfağın ışığını yaktı. Suyu ağzına götürecekken arkasında duyduğu sesle yerinden sıçradı, bardak elinden kaydı ve büyük bir gürültüyle yere düştü.
"Neredeydin?" diyen öfkeli sesin sahibini aradı gözleri.
Korkudan zangır zangır titrerken asıl korkması gerekenin Kuzey olduğunu hissederek yüreği sıkıştı. Kocası salonun karanlığı içinden ona doğru gelirken fazlasıyla ürkütücü görünüyordu.
"Aman Tanrı'm, beni korkudan öldürecektin. Neden ışıkları açmıyorsun?" diye mırıldandı titreyen bir sesle.
"Korktun öyle mi? Saatten haberin var mı senin hanımefendi? Korkmuşmuş!"
Gözlerinde deli bir öfke ile ona yaklaşıyordu Kuzey.
"Sabah evde yoktun, sana not bıraktım."
"Telefon denen şeyden haberin var mı?"
"Kapalıydı telefonun Kuzey ve sen bana neden bağırıyorsun ki? Bir haber bile vermeden ortadan yok oldun. Ne yapmalıydım? Sana her zamanki gibi mesaj yazdım çıkmadan önce."
"Nerede ve kiminleydin Asya? Sadece soruma cevap ver."
"Sen neredeydin, sen buna cevap verdin mi?"
Karşılıklı olarak birbirlerine bağırıyorlardı. Asya da öfkesini kontrol edemez haldeydi.
"Soruları ben soruyorum. Neredeydin dedim?"
Asya bıkkınlıkla yerdeki cam parçalarını toplamak için eğildi. Cevap vermeyecekti. O bu kadar öfkeliyken onunla konuşmak imkânsızdı çünkü. Aniden omuzlarından tutularak yerden kaldırıldığını hissetti.
"Sana bir şey sorduğumda bana cevap vereceksin. Anladın mı beni? Konuş şimdi bu saate kadar neredeydin!"
"Canımı acıtıyorsun, Kuzey bırak kolumu." diye korkuyla mırıldandı Asya. Bu kadar öfkeli, bu kadar delirmiş halde görmemişti. Genç adam korkutucu görünüyordu ve Asya onu böyle delirten şeyin ne olduğunu anlayamamıştı bile. Kocasının parmakları etine batıyor, canı acımaya devam ediyordu. İnledi, gözyaşları yanaklarından süzülürken korkuyla titredi.
"Lütfen kolumu bırak, Kuzey lütfen sakin ol. Tamam, konuşalım ama kolumu bırak." diye inledi yeniden.
Kuzey sanki transa girmiş gibiydi. Ne yaptığının farkına vardığında ise acı ve öfkeyle inledi. Onu aniden bıraktı.
"Özür dilerim. Canını acıtmak istemedim, sana zarar vermek istemedim Asya. Ben çok..."
Asya çökercesine oturdu sandalyeye. Gözlerindeki yaşlardan önünü göremeyecek haldeydi. Hıçkırıklarını yutmak istedikçe daha çok ağlıyordu. Hiçbir şey söylemedi. Yerinden güçlükle kalkıp yerdeki cam kırıklarını topladı titreyen elleriyle. Bir kez olsun dönüp Kuzey'e bakmadı. İşini bitirdiğinde buzdolabına yapıştırdığı mesajı alıp önüne bıraktı. Konuşmadan önce güçlükle yutkundu.
"Sana not bırakmıştım. Sana ulaşamayınca bunu göreceğini düşünmüştüm her zamanki gibi. Okuldan arkadaşlarımla daha önce çalıştığım bara gitmeye karar vermiştik. Sana ulaşabilseydim ya da sabah karşılaşabilseydik bunu söyleyecektim. Telefonum elimdeydi sürekli, aramanı bekledim. Ararsın diye bekledim çünkü ben de seni merak ettim."
Sözleri boğazına kadar gelen bir hıçkırıkla kesildi. Genç adam gözlerini bir noktaya dikmiş, hareketsiz oturuyordu. Hiçbir tepki vermiyordu. Yüzünün yarısı karanlıkta kaldığı için ifadesini göremiyordu Asya.
"Ben odama çıkıyorum ama bilmelisin ki sana zarar verecek bir davranış veya hareketim olmadı. Ben bu evliliğe zarar verecek hiçbir şey yapmadım Kuzey. Anlaşmamıza sadık kalmaya çalışıyorum ama haklısın. Bu bir yıl ikimiz için de kolay geçmeyecek. Bu şekilde değil. Değil..." diye fısıldadı güçlükle.
Sessizce titreyen bacaklarını sürüklercesine merdivenlere yöneldi. Odasına çıktığında şiddetle titremeye başladı. Yatağa uzanıp gözlerini tavana dikti. Bir süre sonra kalkıp duşa girdi ve üzerini değiştirdi. Yatağına girdiğinde az önce yaşananları unutmak istercesine gözlerini sımsıkı yumdu.
"Neden?" diye fısıldadı acıyla.
"Neden bana biraz olsun güvenmiyorsun, neden?"

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sen Giderken...
RomanceSanki ben camdan bir vazoyum da birileri üzerimden tüm örtülerimi sıyırmış...açıkta kalmışımda ufacık bir sarsıntıda düşüp kırılacakmış gibi. Benim bıraktığım her şey bir başkasına yuva olmak için hazır artık.