O gece herkes odasına çekildiğinde Kuzey banyodan çıkan karısını süzdü tembel bir şekilde. Yemek boyunca fazla konuşmamıştı, bir ara ortadan kaybolduğunda onun yatak odasının ışığını yaktığını görüp orada olmayı istemişti. Asya yanlarına geldiğinde yanına oturmuş, sessiz bir şekilde başını omzuna dayamıştı. Ona baktığında gözlerindeki ıslaklıktan anlamıştı ağladığını. Sormamıştı. Asya ona kocaman bir gülümsemeyle baktığında bütün soruları unutmuştu.
"Onları özlemişim, çok eğlendim." diyen karısına gülümsedi.
"Ben de özlemişim ve ne kadar çok şey için geç kaldığımı görmek çok ağır geldi bu gece bana."
Asya yatağa uzanıp başını omuzlarına yaslayarak mırıldandı.
"Hiçbir şey için geç kalmış sayılmayız. Sadece ne istediğimizi ve nerede olmak istediğimizi bilmek yeterli."
"Olmak istediğim yeri biliyorum artık ve ne istediğimi de."
Asya doğrulup ona baktı düşünceli bir şekilde, uzandı. Parmakları genç adamın alnında, yüzünde, gözlerinin üzerinde, yüzündeki derin çizgilerin üzerinde dolaştı.
"Bütün bu çizgilere ben mi neden oldum?" diye fısıldadı.
"Benim de büyük bir katkım olduğunu kabul edebilirim sanırım." diye mırıldandı Kuzey gözlerini açmadan. Sonra yavaşça oturup onun gözlerinin içine baktı. Artık gülümsemiyordu.
"Hayatımdaki bütün eksikleri tamamlayacağını, bütün boşlukları dolduracağını kim bilebilirdi." diye fısıldadı.
Asya konuşmak için ağzını açtığında ona izin vermeyerek dudaklarıyla susturdu onu.
"Yeterince konuştun. Sana kulaklarımı tıkadığım zamanlarda her cümlen tenimden sızdı kalbime. Şimdi beni dinle." diye mırıldandı.
Asya gözleriyle yanıtladı onu.
"Kolay bir adam değilim ve hiç olmadım sanırım. Seninle ilk karşılaştığımız gece ve daha öncesinde her şeyi kolaylıkla planlamıştım oysa. Düşündüğüm tek şey bana ait olanı geri almak ve Nihan'ı yenilgiye uğratmaktı. Beni ne sen durdurabilecektin ne de herhangi başka bir şey. Yalçın ilk kez senden söz ettiğinde hakkındaki her şeyi ondan öğrenmiştim. Seninle ilgili bir dosya önümde duruyordu sürekli ve sen o gece buraya geldiğinde sana bakıp acıyarak ne kadar zavallı göründüğünü düşünmüştüm. Bunu başaramayacağına karar vermiştim daha ilk baştan. O kapının önünde karşılaştığımız ilk an öyle bakıyordun ki... Gözlerin kocaman açılmış, hiç bilmediğim bir yeşillikte parlıyordu.
"Hastaydım, ateşim vardı." diye mırıldandı Asya.
Kuzey gülerek elini tuttu ve bakışlarını yeniden ona çevirdi.
"Gözlerindeki o ateş hâlâ yerinde duruyor ve şimdi hasta değilsin ama o gün ben asla iyileşemeyeceğim bir hastalığa yakalandığımı asla bilemezdim Asya. Evlendiğimiz sıralarda seninle yaptığımız o arkadaşlık anlaşmasına sadık kalabilmek için, kendimi senden uzak tutabilmek, senin bitmek tükenmek bilmeyen yaklaşımların karşısında kontrolümü koruyabilmek için ne kadar mücadele ettiğimi bilemezsin. Katıldığımız davetlerde ortaya koyduğun cesaretin yarısına sahip olsaydım bütün bunları yapmazdım. Zavallı bir kızın karşısında bu kadar güçsüz kalmazdım. Bana sarıldığında, beni öptüğünde ya da beni korumak için birdenbire büyüdüğünde sana olan duygularım hayranlıktan öteye geçmişti bile. Bağımlılık yapıyordun ve en kötü alışkanlığım olmaya başlamıştın. İşten çıkıp eve geldiğim her gün o kapının arkasında olduğunu bilmek farkında olmadan mutlu etmeye başlamıştı beni. Oradaydın, biliyordum. Sabah okula gitmek için evden çıkışını izlerken yakalıyordum kendimi. Eve döneceğini biliyordum."
"Sana bir söz vermiştim. Senin karın olarak kendimle birlikte senin içinde bir şey yapıyor olmanın rahatlığı vardı. Diken üzerindeydim Kuzey. Hep yanlış bir şey yapıp sana zarar vermekten korkuyordum."
"Ve buna ben neden oldum. Korkularını körükledim, seni her şekilde yalnız savunmasız bıraktım. O seyahate çıktığım gün, senden uzakta olduğum bütün zamanlarda aklımdaki tek düşünce sendin. Bu, korkunçtu Asya. Korumak için bu kadar yıl beklediğim ve mücadele ettiğim her şey artık önemsiz geliyordu. Senin olmadığın hiçbir şeyi düşünemez haldeydim. Eve döndükten sonra olanları öğrendiğimde aklımı kaybetmiştim neredeyse. Zarar görecek olman ve buna benim neden olmam beni öldürürdü. Sen kaza geçirdiğinde bütün her şey yerle bir oldu. O zaman karar verdim seni bu oyundan çıkarmaya."
"Hayatından çıkarmaya karar verdin. Hiçbir şey olmamış, biz hiç tanışmamış ve aylarca paylaştığımız bütün o güzel şeyler yaşanmamış gibi. Beni gönderecektin, bu kez eskisinden daha yalnız kalacaktım. Senden uzakta kalmaya hazır değildim. Beni göndermen gururumu, kalbimi kıracaktı. Bu yüzden gitmek için senin bana bunu yapmanı beklemedim. Buna dayanamazdım Kuzey. Düşündüğün kadar güçlü değildim. Ben gücümü senin varlığından alıyordum ve sen benim elimden gücümü almaya çalışıyordun."
Kuzey acıyla kasılıp karısını buğulu gözlerine baktı. Ayağa kalkıp pencereye doğru yürüdü. Sırtı ona dönük konuşmaya başladığında sesi iyice kısılmıştı.
"O zaman bütün bunları bu şekilde yorumlayacağını düşünemeyecek kadar seni korumakla meşguldüm. Sen çok değerliydin, çok özeldin. Işıklara gittiğimizde senin bambaşka taraflarını görmüştüm. Küçük bir melek gibi dolaşıyordun peşimde. Bana yardım edebilmek için hiçbir fırsatı kaçırmıyordun sanki. Yanına uzanmama, huzurla uyumama yetecek kadar alçakgönüllüydün ve ben bu duygularla henüz yeni tanışıyordum. Hayatımda daha önce hiç meleksi bir dokunuş hissetmemiştim. Ben seni ne kadar itersem iteyim aynı kırgın ama inançlı gözlerle bana dönüyordun. Seni bir tek kendimden koruyamıyordum ve sen çok küçük, çok tecrübesizdin. İlk gördüğün ya da tanıdığın erkeğe böyle kapılıp bir hata yapmandan korktum. İlk ve en büyük hatan olmaktan korktum."
"İlk ve en büyük aşkımdın. Bunu bir tek sen göremiyordun Kuzey." diye hıçkırdı Asya.
Kuzey bu hıçkırıp sesiyle geri dönüp ona yaklaştı. Yatağın yanına gelip yere diz çökerek onun ellerini avuçlarına alıp öptü.
"Ağlama..." diye fısıldadı.
"Ben sadece doğru olanı yaptığıma inanıyordum. Seni bu şekilde koruyabileceğime inanıyordum ve koca bir aptaldım. Sen hiç tanımadığım, yabancı olduğum bütün duyguları yüzüme çarpıyordun. Bocaladım Asya. Kendi duygularımın karmaşası içinde boğuldum. Evet, hayatımda kadınlar oldu ve evet o kadınların birçoğuna değer verdim ama hiçbiri küçücük bir kızın üzerimde bıraktığı etkiyi bırakmamışlardı. O gece bana gelip pişmanlık yok dediğinde darmadağın olmuştum. O gece beni öptüğünde hazırdım bütün hayatımı ellerinde tüketmeye. Sen o kadar güzeldin ki, yaşadığımız şey o kadar özeldi ki sana sabah benimle gerçekten evlenir misin demek için çarpıyordu kalbim."
Uzanıp ellerini tuttu. Dudaklarına götürüp birkaç saniye öyle kaldı. Gözlerini ona kaldırdığında gülümsüyordu.
"Bu küçücük ellerinle benim gibi bir enkazdan yepyeni bir adam yaratmıştın. Küçücük bir peri masalı gibiydin ve o adam o gece sahip olduğu şeyin aşk olduğunu görmüştü. Kulağımı tıkadığım bütün fısıltılar aşka dairdi, sana dairdi Asya. Gidişinle beni cehennemin kapılarında bırakmıştın. Ne içeride ne de dışarıda kalabiliyordum. Seninle uyuduğum yataktan sana uyanmak için açtım gözlerimi ve sen gitmiştin, yoktun. Dokunamayacağım, sesimi duyuramayacağım kadar uzaktın bana. Neler hissettiğimi asla bilemeyecektin. Sana seni sevdiğimi söyleyemeyecektim, sana gitme diyemeyecektim. Gelişin gibi sessiz ve ansızın olmuştu gidişin. Rüya gibi, bir bulut gibi dağılıvermiştin. Senden geriye kurşuni bir gölge kalmıştı."
"Bilmiyordum. Neden o gece söylemedin bunları, neden bekledin? Buna ne kadar ihtiyacım olduğunu bilmiyor muydun, göremiyor muydun? Sana âşıktım, seni her şeyden daha çok seviyordum Kuzey. Sadece bir tek cümlen için her şeyden vazgeçebilirdim. Kasabaya geldiğinde her şeye rağmen ne kadar mutlu olmuştum. Senden hiçbir zaman kaçamazdım Kuzey çünkü gittiğim her yere seninle gidiyordum ben. Sen hep vardın, buramdaydın." diye hıçkırdı Asya elini göğsünün üzerine koyarak..
Kuzey yatağın üzerine oturup ona sarıldı sımsıkı. Gözlerinde ve kalbinde pişmanlık dolaşıyordu şimdi.
"Eşyalarını almak için evine girdiğimde ve odandaki fotoğrafı gördüğümde çok sarsılmıştım. O fotoğraf hâlâ bende, ofiste. Ona baktıkça fotoğraftaki o iki yabancıdan çok senin onu alıp yanında götürme nedenini düşünüyorum."
"Götürecek başka bir şeyim yoktu. Kalbimde karşılık bulmayan bir aşkla çıkıp gelmiştim o kasabaya."
Kuzey onu kendinden uzaklaştırıp yüzünü ellerinin arasına aldı.
"Aşkının bir karşılığı var, her zaman vardı. Sadece bunu söylemeye cesareti olmayan bir adama aitti." diyerek ellerini kendi göğsüne, kalbinin üzerine koydu.
Asya nefesini tuttu. Dudakları titredi. Gözlerine hücum eden sağanağın arasından kocasının dudaklarının hareket ettiğini gördü.
"Sana âşığım..." diye fısıldadı.
"Hayatımda senden daha çok sevebileceğim bir şeyin olmadığını anlamam uzun sürdü biliyorum. Beni bağışlayıp bu aşkı kabul edecek misin? Her şeye yeniden başlayıp benimle yeniden bir kez daha evlenir misin ve sonsuza kadar bana bu şekilde bakabilir misin?"
Asya gözyaşlarını tutamıyordu artık. O kadar uzun zamandır beklemişti ki bu ânı ve bu sözleri. Bu adamı o kadar çok sevmişti ki sadece bu an için yaşadığını düşündüğü zamanlar olmuştu ve şimdi o bütün beklentilerinin üzerindeydi, bütün hayallerinin ötesindeydi.
"Evet..." diye fısıldadı gözyaşlarıyla ona sarılarak.
"Binlerce kez evet, seninle bir kez daha evlenirim."
Kuzey tenine değen gözyaşlarının içindeki bütün korkuları temizlediğini biliyordu. Karısının yüzüne baktı. Gördüğü ilk an çarpıldığı o yemyeşil denize uzandı.
"Seni seviyorum. O kadar minik bir şeysin ki kalbimde bu kadar büyümene, sığmamana anlam veremiyorum." diye mırıldandı.
Asya gülerek yüzünü silip ona yeniden ve mutlulukla baktı.
"Yine ağladım. Ne yaparsan yap sürekli ağlamayı başarıyorum bir şekilde. Teşekkür ederim."
"Seni ağlattığım için teşekkür etmene bayılıyorum." diyerek güldü Kuzey.
"Beni ağlattığın için değildi o. Senin için ne kadar zor olduğunu biliyorum ve bütün söylediklerinin gerçek duyguların olduğunu da biliyorum. Ben sadece beni sevdiğin için, beni aramaktan vazgeçmediğin için, çocukça aptallığıma rağmen beni bulduğun ve benden vazgeçmediğin için teşekkür ediyorum."
"Vazgeçmeyen sendin, ben senin peşine takılıp savruldum."
"Çok kötüydün."
"Biliyorum."
"Dün geceden sonra ne yapacağımı bilemiyordum. Sana çok kızdım ilk kez."
"Biliyorum, üzgünüm."
"Bir daha eve sarhoş gelme, çok ağır oluyorsun ve ben seni soyamıyorum. Ve çok, çok..."
"Kötü kokuyorum."
"Evet, ona benzer bir şey."
"Bir daha olmayacak. En azından dışarıda içip eve sarhoş gelmeyeceğimin garantisi var."
"İyi o zaman."
"Demek çok ağırım."
Asya gülümseyerek ona baktı, biraz daha yaklaştı ona.
"Evet."
"Ve zor oluyor..."
"Evet, kısmen."
"Pekâlâ, o zaman işini kolaylaştırayım." diyerek ona uzandı.
Asya hiç itiraz etmedi. Kuzey'in ısrarlı ve baştan çıkarıcı dudaklarından kendini koparıp derin bir nefes aldı ve fısıldadı.
"Köpeğimi istiyorum."
Kuzey şaşkınlıkla ona baktı.
"Ne?"
"Biber'i geri istiyorum."
"Şimdi değil herhalde. Asya böyle bir anda nasıl o hayvanı düşünebiliyorsun? Benim aklım başımdan gitmişken."
"Biber'i geri getireceğine söz veriyor musun?"
"Bu sözü vermezsem başıma ne geleceğini öğrenebilir miyim aşkım?"
"Söz veriyor musun?"
"Ulu Tanrı'm... Tamam, söz veriyorum. Sus artık."
Asya tutkuyla sarıldı ona. Gülerek, mutlulukla uzandılar. Yeni bir güne ve yeni bir hayata uyanana kadar...

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sen Giderken...
RomanceSanki ben camdan bir vazoyum da birileri üzerimden tüm örtülerimi sıyırmış...açıkta kalmışımda ufacık bir sarsıntıda düşüp kırılacakmış gibi. Benim bıraktığım her şey bir başkasına yuva olmak için hazır artık.