Eve vardıklarında Tahir Asiye'nin koluna girmiş yürümesine yardım ediyordu. Salona geçtiklerinde Saniye Hanım ve Mehmet Bey'in koltuklarda oturduğunu görünce oturmayıp başını öne eğdi Asiye.
"Yenge otursana yorgunsun"
"Yok, ağa burada oturamam" dedi Asiye.
"Yenge otursana" dedi Tahir ısrar ederek. Asiye olumsuz anlamda başını sallayınca Nefes Asiye'nin yanından geçip koltukların birine gidip oturdu.
"Bak abla ne güzel oturdum." dedi Mehmet Bey'e bakarak.
"Gelin kalk ayağa"
"Yoo ben niye kalkıyorum, rahatsız olan kalksın" dedi Nefes.
"Tahir al şu kızı gözüm görmesin" dedi Mehmet bey. Saniye ayağa kalkıp Nefes'i kolundan tutup kaldırdı.
"Yaa hayır kalkmıyorum" dedi Nefes mızmızlanarak. Yükselen seslere karşı daha fazla dayanamayarak ayaklandı ve Mehmet'in önüne geçti.
"Çay saatinde haber verin karşılıklı çay içer iki dedikodu yaparız sevgili babacığım" dedi ve yanından geçip Asiye'nin koluna girdi.
"Gidelim abla"
Asiye Nefes'in yardımı ile yukarı çıktı. Odasına girmeden önce bir kadının sesini duyması ile Nefes'e 'sen gir geleceğim' diyip odaya ilerledi. Kapının aralığından bakınca gördüğü manzara kalbini yakıp kavurmuştu. Eyşan Mustafa'ya sarılmıştı Mustafa da Eyşan'ın saçlarını okşuyordu.
"Ne zaman evleneceğiz Mustafa?"
"Yakında Eyşan üzülme sen."
Üzülen Eyşan mıydı cidden. Çocuğunu kaybeden bir anneyi yalnız bırakmak hangi vicdan mahkemesine sığardı. Mustafa'nın vicdan azabı gösterisi de sadece saatler sürmüştü.
_Yılan sadece derisini değiştirirdi. Kalpsiz de vicdan azabı çekmezdi._
Tahir yengesini ayakta görünce yanına gitti.
"Yenge?"
Asiye hemen Tahir'e dönüp dolu gözlerle sessiz ol dedi. Sonra da odaya gitmeye başladı. Tahir de gitti peşinden konuşmak iyi gelecekti. Çünkü Asiye hep Tahir'in yanında olmuştu şimdi sıra Tahir'de idi. Asiye yatağa oturmuş hıçkırarak ağlarken Tahir'in bile gözleri dolmuştu. Asiye yorgun sesiyle konuştu ya da içini döktü.
"Yoruldum Tahir çok yoruldum. Tükendim artık. Paramparça oldum ben. Dayanamıyorum. Bu ev ,bu duvarlar, Mustafa'nın bu evde nefes alışı bile boğuyor beni. Dayanamıyorum. Gitti Tahir bebeğim gitti benim. Belki kızdı belki erkek ama gitti! Umudumu da aldı götürdü! Ölüyorum ben! Ölüyorum!"
Tahir hiç bir şey yapamadı. Onunla o gece o odada hıçkırarak ağlamaktan başka bir şey yapamadı. O anneydi peki Mustafa baba mıydı? O kadın o odada hıçkırarak ağlarken onun Eyşan'la sarılıp uyuması hangi babalığa sığardı.
Ama kıyamette bir anne ondan davacı olacaktı.
Dışım çiçek açmış belki..
İçimde kara yosunlar..
Asiye ne yaparsa yapsın daha dünyaya gözlerini açamayan o meleğini unutamayacaktı.. o anneydi.. bir çocuğun en büyük varlığıydı. Asiye çocuğuna duvar olacaktı. Onu bu dünyadan koruyacaktı. Aldığı darbeleri hissedemeyecekti. Çünkü o bir meleğin kanatları altında olacaktı. Çocuğunun...
Ondan başka kimse anlamayacaktı. Ama o bilecekti... Asiye hala anneydi. Hem de anneliği en acı şekilde tatmış bir anneydi. Meleğini öğrendiği gün kaybetmişti. Umudu ellerinin arasından kayıp gitmişti. Hayatı kördüğüm olmuş ellerinde duruyordu. Canı çıkarcasına ağlıyordu başka bir şey gelmiyordu elinden. Peki Mustafa? O nasıl bir babaydı. Çocuğu ölmüştü hem de onun yüzünden. Bir annenin kanatlarını koparmıştı.Asiye'nin her bir göz yaşının bedelini Allah soracaktı ona. Mustafa'nın o göz yaşlarını dökerken Asiye'nin yanında olması gerekiyordu. Ona sarılması gerekiyordu. Baba değildi. Ama o kadın bir anneydi. Mustafa bedel ödeyecekti elbette ama zalimdi o. Ne kadar büyük bir bedel ödeyebilirdi? O mazlumun ne çektiğini anlayabilir miydi? Asla.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KÜL
AventureKural 1 : Pantolon yasak, ailenin geleneksel kıyafetleri giyilecek Kural 2 : kız kısmı oturaklı olur kocasının, erkeğin işine karışmaz Kurak 3 : Kocadan izinsiz dışarıya adım atılmayacak Kural 4 : Kadın çalışamaz evde temizlik yapar Kural 5 : Kuma g...
