Bölüm 16 / Sonsuz Öpücük

43.6K 2.5K 149
                                        

Edmond'la son kez vedalaşıp sözleştikten sonra Kuzey Cali'den ayrılmıştı ikili. Geldikleri yolu gerisin geri dönerken ikiside sessizdi. Aera'nın ağlamaktan şişen gözleri ve yorgun yüzü her şeyi anlatıyordu. Kadın bu şeylere alışamayacağını düşünüyordu. Şu yaşadığı yarım saatlik olay bile onu son derece yıpratmıştı. İki yüz yıl boyunca tek başına yaşadıktan sonra bir anda böyle nefret dolu gözlerle karşı karşıya kalmak... Düşüncelerini toparlamakta hâlâ zorlanıyordu.

Esneyerek gözlerini ovuşturuken José'nin dikkatini çekti. José sert konuştuğunun ve Aera'ya bir darbede kendisinin vurduğunun farkındaydı ama sinirleri çok gerilmişti. Adrian tarafından oyuna getirilmek adamın gözünü döndürmüştü resmen. Aera'yı da peşinden sürükleyerek Adrian'ın ekmeğine yağ sürmüştü.

Başını diğer tarafa çevirerek kadının yorgun yüzüne bakmamayı tercih etti. Çevresi şişmiş mavi gözleri ölü gibi bakıyordu ve her zaman yüzünde olan tebessüm yok olmuştu. Uyumaya ihtiyacı varmış gibi görünüyordu.

Hava kararmaya başlamıştı ve bu halde devam edemezlerdi. José önceki gece konakladıkları açıklığa vardıklarında durdu. "Bu geceyide burada geçirelim," dedi emir verir gibi. Aera kafasını salladı ancak bir şey söylemedi. Sessizlik José ateş yakana kadar sürdü. 

Aera ateşin yanına uzanarak kafasının altına kendi ellerini koydu. Gözleri dalgındı. Aslında hiçbir şey düşünmüyordu. Sadece uyumak istiyordu.

Gözleri kapanmaya başlamışken kralın aynı sert sesini duyunca irkildi. "Seni yorduğum için kusura bakma," dedi José duygusuzca. "Boşuna buralara geldik."

"Bakmam," derken Aera daha çok üzüldüğünü hissediyordu. Unutmaya başlamışken José tekrar aklına getirmişti. Dudaklarını yaladıktan sonra, "Neden benden nefret ediyorlardı?" diye sordu bir çocuk gibi.

José Aera'nın arkasına uzanarak ellerini başının arkasına koydu. "Hiçbir klan diğer klandan kişileri sevmez," dedi yeni yeni ortaya çıkan yıldızlara bakarak. "Özellikle krallarını. Ve kadınlarınıda."

"Bu çok yanlış ve saçma," diye homurdandı kadın. "Beni ilk kez gördüler ve sırf senin yanında olduğum için beni sevmediler. Çıldırmış olmalılar." Söylediklerini desteklercesine ince kaşları çatıldı.

José boğuk bir sesle güldü. "Öyle."

"Keşke sevselerdi. Belki arkadaş bulurdum." Üzüntüyle bedenini José'ye çevirdi. Önceki gece dipdibe yattıkları halde Aera şimdi uzak duruyordu. Aralarında yarım metre vardı.

"Benim insanlarımla arkadaş ol." Kral yan bir gözle kadına baktı. "Diğer krallıklardan kimse seninle arkadaş olmaz."

"Neden?"

"Sen Güney'e aitsinde ondan. Her şeyden önce, bana aitsin."

Hışımla doğruldu Aera. "Senin yüzünden mi arkadaşım olmayacak yani?" dedi dişlerinin arasından. Düşen başlığı, darmadağın olmuş örgüsü ve sinirli suratıyla José'nin aklına gelmemesi gereken şeyler getiriyordu. Aera bir an uysal bir kedi, diğer an vahşi bir kaplan oluyordu. José'nin sevdiği kadın tipi... Gündüz uysal bir kedi olmalıydı. Gece ise yırtıcı bir kaplan.

Aklına gelen düşünceleri kafasını sallayarak yok etti adam. Öpüşmek saçma gelirdi José'ye ama Aera'nın pembe küçük dudaklarını öpmeyi istedi. Aera'yı çimlere yatırmak, pelerinini çıkarmak ve o aptal sarı elbisesini sıyırmak istiyordu. Sütun gibi bacaklarını- Ah lanet olsun! Şu an Adrian için saldırı planlıyor olmalıydı, Aera'nın nasıl çığlık attığını hayal etmemeliydi.

Ama gerçekten, o tatlı sesiyle nasıl çığlık atardı acaba? Ya da José diye inlemesi? Özenle yaratılmış elleri José'nin omuzlarını kavrasa...

AeraBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin