José'nin masaya inen güçlü yumruğu, iki hafta içindeki üçüncü masasını da kırmasına sebep oldu.
William Jones, karşısında kollarını göğsünde kavuşturmuş, bugüne kadar hiç olmadığı kadar büyük bir öfkeyle kralına bakıyordu.
"Ne demek kayboldu?" diye hırladı José. Vampir dişleri uzamıştı ve gözleri sanki katliam yaratacakmış gibi kırmızı renkte parıldıyordu.
William saklayamadığı öfkesiyle, "Neden bu kadar şaşırdın?" diye tısladı. "Güvenle Batı'ya varacağını mı sanmıştın?"
José'nin çalışma odasında ve yalnızdılar. William Jones akıllılık ederek Aera'nın peşinden birkaç asker daha yollamıştı. Adamlar geri döndüğünde çürümüş arkadaşlarının cesetleriyle dönmüşlerdi ve William Jones'un ilk işi buraya gelerek José'ye söylemek olmuştu.
"Buna kim cüret edebilir?" diye sordu José dişlerinin arasından. "Kim, hangi cesaretle bana ait olan bir şeye göz koyar?"
"Bir şey mi?" dedi William gözlerini kısarak. "Aera bir şey değil. O senin kadının. Aaa, doğru ya. Onu kovmuştun. Yani artık sana ait değil demek."
Kral sinirden kaskatı kesilmişti. Yumruklarını öyle güçlü sıkıyordu ki birkaç kemiği çıtırdamıştı. William fazla ileriye gittiğinin farkındaydı ama José artık kendine gelmeliydi. Bunu en yakın arkadaşı ve sağ kolu olarak William sağlamalıydı. Daha sakin bir sesle, "Sakin ol ve düşünelim," dedi.
"Neyi düşüneceğiz?" diye gürledi José. "Adrian'ın yaptığına kalıbımı basarım. Askerleri topla. Gidiyoruz." Bir anda kapıya yürümeye başladı ancak William yolunu kestiğinde durmak zorunda kaldı.
"Aera'yı isteyen tam dört krallık daha var," dedi William. Mantıklı konuşmaya özen gösteriyordu. "Hepsi yapmış olabilir. Hatta belki de bir insan kaçırmıştır. Aera diğer insanlara göre... oldukça güzel."
José bir anda kendini kaybederek William'ın boynuna sarıldı. Adamı karşı duvara çarptığında duvar içeri göçtü ve parçalar yere döküldü. "Kes sesini," diye hırladı José. "Lanet olası çeneni kapa ve askerleri topla."
Asker, efendisinin koluna tutundu ancak çırpınmadı. Canı yanıyor değildi, sonuçta o bir vampirdi. Ama zar zor konuşuyordu. "Bizi surlardan içeri öylece almayacaklar," diye fısıldayabildi ancak.
José yavaça başını salladı. "Alacaklar. Almazlarsa, başlarına yıkarım."
Arkadaşının boynunu bıraktıktan sonra elini uzattı. William kralın eline tutunarak ayağa kalktıktan sonra üstünü düzeltti. Odadan çıkmadan önce, "Askerleri hazırlayacağım. Akşama yola çıkmış oluruz," dedi. İçindense, onu bulamayacaklarını düşünüyordu.
Planladıkları gibi öğleden sonra yaklaşık bin asker toplanmıştı. Çoğunun yarıçıplak olması hiçte şaşırtıcı değildi. José boynunu kıtlattıktan sonra, "Gidelim!" diye bağırdı.
Ve o an bin asker, çil yavrusu gibi etrafa dağıldılar. Kuzeye, batıya ve doğuya akın ettiler. Hızlarından ve ağırlıklarından dolayı yer sallanıyordu. Ormanın içinde birer birer kayboldular. José ise Kuzey'e yönelen vampirler arasındaydı.
Tüm gücünü vampir hızına kullanarak birkaç saat içinde Kuzey Cali'ye varmıştı. Onunla birlikte gelen iki yüz civarındaki asker ve Wiliam Jones tam arkasında duruyordu. José, kafasını kaldırarak meşalelerle donatılmış sura baktı.
Tepelerinden bir gözcü, "Güney Cali kralını bu saatte buraya getiren nedir?" diye seslendi.
José kendini sakin kalmaya zorladı. "Kapıları aç," dedi sessizce. Gözcü vampir alaycı bir şekilde güldü.
"Kralım geleceğinizi bize bildirmedi. Bu durumda sizi içeri alamam."
José'nin fısıltısı, tüm vampirleri harekete geçirmeye yetti. "Yıkın."
Sanki birer köleymiş gibi, sanki... beyinleri kontrol ediliyormuş gibi askerler hep birlikte suru yumruklamaya başladılar. Her kırılıp düşen taş parçasıyla birlikte surun üstündeki gözcü sayısı arttı. Hepsi şaşkınlıkla aşağıya bakıyorlardı.
Kapılar bir anda açıldı ve Adrian belirdi. Arkasında iki askerden başka kimse yoktu. Kuzey Cali kralı gereksiz ve ihtişamlı kıyafetini arkasında sürükleyerek José'nin yakınına yürüdü.
"Burada neler oluyor?" dedi Adrian şaşkınca. "José; beni çok mu özledin de bu saatte geldin?"
"Oyun oynamayı bırak Adrian," dedi José dişlerinin arasından. "Aera'yı geri ver."
Adrian ağzını açarak başını geriye attı. "Ah doğru ya! Onu sürgün ettiğini duydum. Burada ne arasın?" Başını yana yatırıp masum taklidi yapması José'nin sınırlarını zorluyordu. Kardeşinin boğazına yapışmamak için kendini zor tutarak, "Burada olduğunu biliyorum. Ben her yeri yıkıp kendim bulmadan önce, sen getir," dedi.
Adrian çenesini kaşıdı. "İyi. Git, bütün krallığı didik didik ara. Burada değil. Senin eskilerinle ilgilenmiyorum. Yeni bir peri arayışındayım."
Sözlerini bitirir bitirmez José Adrian'ı sertçe kenara itti ve hızlı adımlarla yürümeye başladı. Wiliam Jones yanında belirerek adımlarına uyumlu olarak hareket etti. Askerlerin bazıları saraya girerken bazıları dışarda kalarak evleri kontrol etmeye başladı.
José ve William önce sarayın ön bahçesini dolaştılar. Bir yandan kadının ismini bağırıyorlardı. José kabul etmek istemese de Aera'dan hiçbir iz yoktu. Ne bir ses, ne bir hareket ya da başka bir şey. Kadın gerçekten burada yok gibiydi, kabul etmek istemese de geçen saniyeler bunu gösteriyordu.
Gittikçe umutsuzluğa düştü. Gün doğarken bile aramaya devam ediyorlardı. Aera'dan hâlâ hiçbir iz yoktu.
José merdivenlere oturarak bir süre daha düşündü. Tüm sarayı öyle aramışlardı ki koltukların altına bile bakmışlardı. Duvar resimlerinin arkalarına, dolaplara, her yere...
William Jones kralının omzuna dokundu. Konuşurkenki sesi umutsuzdu. "Burada yok. Artık geri dönmeliyiz."
"Olmaz," dedi José omzunu William'ın elinden kurtararak. "Aramaya devam etmeliyiz."
"Bunun yerine diğer krallıklara bakalım. Burada olmadığına eminiz, sadece vakit kaybı olur."
José umutsuzlukla başını sallayarak yerinden kalktı. İkisi birlikte diğer askerlere katılmak için surlara yöneldi.
Merdiven basamaklarından birinin hareket ettiğini göremedi.
Bu son iki bölümün geç geldiğinin farkındayım. Sınav haftamdan çıktım diye biraz kendimi şımartayım dedim ne yalan söyliyim :D Bundan sonra daha erken ve uzun bölümler paylaşmaya çalışıcam ama ^^
Yinedeee bu sorumsuz yazar için yorumlarınızı esirgemeyin lütfen :D:D
Bu arada hepinizin yeni yılını kutlarım, mutlu ve başarılı bir yıl geçirmeniz dileklerimleee, 2015 sizinle olsun! ^^
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Aera
VampirDünyada minimuma inen insan sayısı beş vampir krallığını büyük bir kriz ve kuraklığa sürüklemiştir. Artık krallar daha vahşi ve kontrol edilemez durumdadırlar. Kral José ise diğerlerinin bilmediği gizli bir silaha sahiptir. Ormanda yaşayan güzeller...
