Bölüm 34

122 25 31
                                    

       Uzaklaşmanın  hiçbir zaman kesin çözüm olmadığını hepimiz biliyoruz.  Kendinle götürdüğün yükler seninle beraber gittiğin yere kadar gider, sadece ve nasıl derler; bir süreliğine askıya alınır,  seni ve yakınındakileri de oyalar. O yüzdendir gidenler geri dönemezler dertlerinden kurtulmak için gittikleri seferlerden. Uzun zaman olur ama bir türlü cesaret edemezler geri dönmeye, çünkü biliyorlardır bıraktıklarının aynı yerde onları beklediğini. Ama sonunda pesederler. Ve kafalarını kurcalayan 'neden?, niçin?' sorularının cevabını almak için geri dönerler kaldırmaya hazır olduklarında. Bazen geç olur, pişman olurlar zamanında  sormadıklarına bu soruyu. Bazen 'iyi ki sormamışım' derler. Sonuç nasıl olursa olsun, kesin çözüm olmasa bile, uzaklaşmak  hafifletir,  daha beterinden korur.  

Bu seferlerde sevdiklerinle beraber olman daha farklı sonuçlar verir.  Yakınların seni yalnız bırakmamalarıyla, aşırı ilgileriyle  kendinle başbaşa kalmaktan alıkoyar, kendileriyle  birarada  eğlenirken gördüklerinde ise  kendilerini   iyileştiğin konusunda ikna ederler. Sorunu ilgisizlik olmayanların aşırı ilgiden kaçmak için dertlerini ve kederlerini gülüşleriyle maskelediklerini unuturlar ve böylece bir insanı dert yükünden kurtarmanın mutluluğunu yaşarlar. Anlamazlar  ki  o,  'dert çuvalı'nı sadece dinlenmek için  bırakmıştır,  bir müddet sonra yine sırtına alacaktır.

 Cemal'in de durumu aynıydı. Şehre geri dönünce 'çuval'ı bıraktığı yerden kaldırıp omuzlarına almıştı. Ama kafasını kurcalayan  bir şey vardı. Ve o bir şey  'çuval'ı kaldırırken, taşıdığı bu yükün anlamsız olduğunu düşünmesine neden oluyor,  yarı yolda atmayı planlatıyordu.  Ama yaşananlar ona bu kararı vermesine engel olurken, ruhunda ona sanki 'atma,  bu işin peşini bırakma' diyen  emrlere de  tabi oluyordu. Olanların ve olacakların kendinden bağımsız oluştuğunu düşünmeye başlamıştı ki olanlarla düşüncelerinde haklı olduğunu  bir daha anladı.

    Uzun sürelik yorucu ameliyatın ardından ameliyathaneden  çıktı, merakla bekleyen hasta yakınlarına bilgi verip odasına çekildi. Çok yorulmuştu. Masasına oturdu, gözlerini kapadı. Bıraksalar masasında da uyuyacaktı. Telefonun sesiyle irkildi. Acilden çağırıyorlardı.

"Doktor Cemal, acilden bekleniyorsunuz, hemen gelmelisiniz"

Hiçbir şey sormadan yerinden fırladı. Acil savaş alanına dönmüştü. Aynı anda gelen yaralıların hepsinin durumu ağırdı. Ambulansta ilk yardımları yapılsa da acil ameliyat gerektiren hastalar olduğu ve ameliyathaneye kaldırıldıkları söylendi. Cemal hemşireden hastanın durumunu sorsa da doğru düzgün cevap alamadı.

"Doktor bey bilemiyorum, 3 dört araba çarpışmış yaralıların bazıları N... hastanesine götürülmüş daha ağırları  yakın olduğu için buraya. Galiba karı koca ve bir de anneleri var. Çocuklarının da olduğu söyleniyor. Onun durumu daha iyiymiş, o diğer hastaneye kaldırılmış. Hemşire  heyecanlı konuşmasına Cemal'in ters bakışıyla son verdi.

"Afedersiniz hastanın durumu ağır. Kalpten çıkan damar zarar görmüş..."  Dr Cemal Acil Serviste hastaya konulan teşhisle ameliyata kaldırılması gerektiğini açıkladı.

"Aort yırtılması.  Kan akmakta olduğu ilk katmandan kendisine bir başka yol bularak ikinci katmana sızmış ve akış ile birlikte katmanları birbirinden ayrılmış.  Kan bulduğu yeni yolda hızlı bir şekilde akarken  de   damarı yırtmış. Yaralıda  Aortun en dış katmanı  patlamış  bu durumda  hastanın yaşama ihtimali oldukça az. " dedi ve esefle;

"yaralı kaç yaşında?"  deyip hastanın  yüzüne baktı. Sargıyla sarınmış kafasında gözlerinden başka hiç bir yeri görünmüyordu. Hemşire bu kez  yaralının ismini söylerek yaşını da eklemeyi unutmadı. Tural  Hasanov Ahmet oğlu  34 yaşında." Cemal Hastanın adını duyar duymaz yalnış duyduğunu düşünerek dosyayı hemşireden aldı bir kez daha kendisi baktı. Evet yalnış duymamıştı. Tural yazıyordu.

Doktor Cemal bir sevda hikayesi(TAMAMLANDI)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin