45.Bölüm

44 26 3
                                        

Anlatıcı: Gizem

Sabah Arya'nın odamda bağırmasıyla uyandım. Dün akşam çok geç yattığım için zor uyanabilmiştim. Ne giyeceğine karar veremeyerek odada koştururken ben daha hala yatakta esniyordum. Bana sorular sorup cevap alamazken Burak'tan mesaj geldi. 

Burak: Günaydın. Umarım Arya izin alabilmiştir çünkü çok güzel bir plan yaptım.

Gizem: Programda bir aksilik yok merak etme. Ayrıca planı merak ediyorum. 

Ben mesaj yazarken bana söyleniyordu. Mesaj attıktan sonra dolabımdan bir tişört ve bir pantolon alarak dolabı kapattım. Arya benim eşyalarıma bakarken ben lavaboya gitmiştim. Giyinip odama vardığımda hala bıraktığım haldeydi. Ona yardımcı olmaya çalışırken bir yandan da saçlarımı dalgalandırıyordum. O en sonunda karar verince makyaj yapıp evden çıktık. Metroda kısa bir yolculuk yaptıktan sonra Kadıköy'e varmıştık. Bizi metro durağında Burak karşıladı. Ona sarıldıktan sonra Uras ve Arya'nın buluşacağı yere doğru yürümeye başladık. Kafeye vardığımızda Uras bekliyordu biz ona gözükmeden oradan ayrıldık. Burak'ın yönlendirmeleriyle yürürken sahile vardık. Ben merakla sordum. 

-Ne yapacağız bugün?

-Deniz kokusu alacağız ardından senin sevebileceğini düşündüğüm bir yer var oraya gideceğiz. 

Kafamla onaylayıp sahildeki çimlerin üzerine oturdum. Burak da benim yanıma oturdu. Bir süre havadan sudan sohbet ettikten sonra tekrardan yürümeye başladık. Beni çikolata müzesi olarak da bilinen büyük çikolatacıya götürüyordu. Oraya defalarca kez gitmiştim ve çikolataları gerçekten inanılmazdı. İçeri girdiğimizde Burak konuşmaya başladı.

-İnternette gördüm burayı. Sen çikolata seviyorsun diye burayı sevebileceğini düşündüm. 

-Buraya bayılıyorum. Özellikle portakallı çikolataları efsane. Ayrıca buranın minik bir kafesi de var. Tatlıları muhteşem. Bir gün ayrıca gelip denemeliyiz.

Burak buraya daha önce geldiğimi duyunca biraz bozulmuştu ama konunun çok üzerinde durmamıştı. Çikolatacı çıkışı benim çok sevdiğim kahveciye uğrayıp kahvelerimizi aldıktan sonra tekrardan gezmeye başladık. Kadıköy içinde çok fazla eğlenceyi, kültürü ve sanatı barındıran bir yerdi. Yıllardır buraya gelmeme rağmen her seferinde yeni bir şey keşfediyordum. Biraz gezdikten sonra Burak ile ilk tanıştığımız zamanlarda gittiğimiz şekerciye gittik. Bu sefer Burak benim önerilerimle değil kendi zevkine göre tercih yapmıştı. Bu beni mutlu etmişti çünkü anlaşılan o ki buraya benden sonra tekrar gelmişti. Tüm bunları düşünürken gözüme asla hayır diyemeyeceğim acıbadem kurabiyeleri ilişti. Her zaman sıcak olmadığı için hızlıca iki tane aldım. Burak bu mutluluğuma anlam veremeyerek yüzüme bakıyordu. Ona kurabiyelerden birini uzatmadan önce çok sevdiğim kuplardan da bir tane aldım. Sahile doğru yürürken konuşmaya başladı. 

-Seni bir kurabiyenin bu kadar mutlu edebiliyor olması beni şaşırtıyor. 

-Bu kurabiyeyi bazı insanlar sevmese de benim için dünyanın en güzel şeyi. Ayrıca sana da aldım. Sevmezsin diye yanına tatlı da aldım. 

-Merak ettim. 

Çimlere oturduğumuzda kurabiye hala ılıktı. Burak tadarken merakla suratını inceliyordum. İlk tadışta ağzında aromaların dağılmasını bekledi ardından bir ısırık daha aldı ve bu sefer yüzünde sevdiğini belli eden bir ifade oluştu. Sonrasında konuşmaya başladı. 

-Bence bunun yanında süt ya da çay çok iyi gider. 

-Ben süt ile çok seviyorum. Bu arada kurabiyeden sonra tatlı var daha. 

Bir Gizemdir YaşamakBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin