Anlatıcı: Gizem
Bugün atölyede bana yaptıkları sürprize çok şaşırmıştım. Onlarla vedalaşmak cidden zordu. Birçoğuyla dört yılı aşkın bir süredir çalışıyordum ve hepsi kardeşim gibiydi. Aslında bana yaptıkları sürprizler beni daha da duygulandırmıştı. Bana verdikleri hediyelerin hepsi üzerine düşünülmüş şeylerdi. Kolumdaki saate bakarak gülümsedim. Babamın eve gediğini duyunca aşağı indim. Bugün babamın yaptığı sürpriz paha biçilmezdi. Hep beraber yemeğe oturunca annem bana sponsorlukla alakalı detayları verdi. Bu arada İstanbul'da dolu dolu bir günüm kaldı çünkü cumartesi günü sabah erkenden uçağa bineceğim. Ailemle dolu dolu vakit geçirdim. Bir süre sonra saat geç olduğu için odama çıktım. Bugün hayatımdaki en unutulmaz günlerden biri. Atölyede bana verdikleri CD'yi bilgisayarıma taktım. Videoyu başlattığımda ekiple birlikte çekildiğimiz fotoğraflar var. Bazı fotoğraflarda o kadar küçüğüz ki. İlk atölyemizde sadece yirmi çocuk vardı gittikçe kalabalıklaştığımız fotoğraflar bir bir ekranda belirmeye başlamıştı. Slayt bittikten sonra ekranda ekip arkadaşlarımız teker teker benimle ilgili düşüncelerini söylemeye başladı. Herkes o kadar güzel şeyler söylüyor ki... Bir yerden sonra göz yaşlarımı tutamıyorum. Biraz nefes almak için balkona çıktım. Gözyaşlarım daha da şiddetlendi. Bir süre sonra sol taraftan Sinan'ın seslendiğini duyuyorum. Bana bahçeye gelmemi söylediğinde hızlıca bahçeye çıktım. Onu gördüğüm an sarılıp ağlamaya devam ettim. Sinan sakin olmamı söylüyor ama ben içimde biriken ne varsa göz yaşlarımla dışarı atıyordum. Sinan bir süre bana izin verdikten sonra konuşmaya başladı.
-Gizem neden ağlıyorsun?
-Sinan ben videoyu izledim. Allak bullak oldum. Buradan ayrılmak sandığım kadar kolay olmayacakmış. Bir de üzerine şu içimde biriken duygular onlar beni boğuyor gibi hissediyorum.
-Tamam güzelim. Bu akşam ağla ama bugünden sonra mutlu ol tamam mı?
-Tamam Sinan.
Bir süre ağladıktan sonra kendime gelmiştim. Sinan ile dertleştikten sonra evlere dağıldık. Sabah okul olduğu için erken kalkmam gerekiyordu.
Şu alarmın sesini kim değiştirdi bilmiyorum ama bu kadar aptal bir espri olamaz. Ya normal alarm sesinin yerine horoz sesi konulur mu ya? Köyde mi yaşıyoruz? Sinirle giyinip aşağı indim. Annemle babam erken uyanmış iş için hazırlanıyorlardı. Evden çıkıp otoparka ilerledim. Bugün en geç kalan bendim. Hızlıca arabaya binip okula doğru yol almaya başladık. Arya yolda konuşmaya başladı.
-Gizem alarm sesini beğendin mi?
-Sen mi değiştirdin? Arya seni boğabilirim haberin olsun. Horoz sesiyle alarm mı olur ya? Birini boğazlıyorlar zannettim.
Arya kahkaha atıyordu. Bu kızın espri anlayışı cidden sinirlerimi bozuyordu. Okula vardığımızda doğruca sınıfa çıktık. Bugün okuldaki son günümdü. Ders aralarında arkadaşlarım gelip benimle vedalaşıyordu. Tüm gün böyle geçti. Burak da Gökhan da oldukça moralsizdi. Kızlar benim yanımda mutlu görünmeye çalışıyorlardı. Okul çıkışında kızlara biraz dolaşıp geleceğimi söyledim. Metroyla Halil Amca'nın yanına gittim. Sanırım İstanbul'da en çok özleyeceğim yerlerden biri de bu küçük dükkandı. Halil Amca ile sohbet edip vedalaştım. Ben çıkarken arkamdan seslenip bir kitap hediye etti. Çalıkuşu'nun ilk baskısıydı. Bu güzel hediye için ona teşekkür ettim. Oradan çıktığımda metroyla eve gittim.
Eve vardığımda annem bahçeye uzunca bir masa kurmuştu. Sevdiğim insanları bir araya toplamak için bir yemek organize etmişti. Ben hızlıca yukarı çıkıp üzerimi değiştirdim. Üzerime kızlarla birlikte aldığımız kırmızı omuzları açık, kısa çiçekli elbiseyi giyip ayağıma da beyaz bilekli Converse ayakkabılarımı giydim. Saçlarımı açık bıraktım. Yüzüme hafif bir makyaj yapıp mutfağa gittim. Anneme yardımcı olurken kapı çaldı. Gelen Gökhan ve ailesiydi. Onları içeri aldıktan sonra Gökhan ile sohbet etmeye başladım. Bir süre sonra tekrar kapı çaldı, kapıyı açtığımda kurye ile karşılaştım. Bana elindeki çiçeği verdi. Bu gelen çiçek kocaman bir orkideydi. Elimde çiçekle salona girdim. Herkes merakla çiçeğin kimden geldiğini sordu. Kartı açınca içindeki yazı çok güzeldi.
Çocuklara yol göstermek için birçok fedakarlık yaptığınızın farkındayız. İzmir maceranızda başarılar dileriz. Firmamız için verdiğiniz tüm emekler için teşekkür ederiz.
Çiçekler sponsor olan firmadan gelmişti. Çiçekleri evin en güzel yerine koydum. Bir süre sonra zil çalınca kapıya baktım. Gelenler Uras ve ailesiydi. Onları içeri davet ettikten sonra mutfağa gidip baktım. Kızlar bahçe kapısından içeri girmişlerdi. Arya uzun bir ıslık çalarak beni inceledi ve ardından konuştu.
-Kızım işte bu benim eserim. Bak ne kadar güzel olmuşsun. Değil mi Gökhan?
Gökhan ne diyeceğini bilemez bir şekilde baktı ve gülümseyerek konuşmaya başladı.
-Gizem zaten güzel bir kız ama bu elbise çok yakışmış.
Ben utanarak konuşmaya başladım.
-Teşekkürler.
Ben birçok iltifat alırken Burak ve Mehmet Bey de gelmişti. Hep beraber yemeğe geçtik. Yemekte hepimiz çok mutluyduk. Herkes birlikte yaşadığımız komik anıları anlatıyordu. Masada en sessiz olan kişi Burak idi. Ayrılmamızı hala sindirememişti. Yemek bittiğinde biz gençler olarak salona geçtik.
Birlikte sohbet ederken biz Burak ile yan yana oturuyorduk. Sohbetin ortasında Burak'ın telefonu çalmaya başladı. Arayan kişi tahmin edin kimdi? Sinem. Hani şu hastanedeki kız. O telefonu açıp mutfağa gitti. Sinan benim suratımın asıldığını görünce ne olduğunu sordu. Ona mesaj atarak arayan kişinin Sinem olduğunu söyledim. Sinan ile bir plan yaptık. Ben Sinan'ın ismini telefonumda Baran olarak değiştirdim. Bir süre sonra Burak gelince Sinan beni aradı ama arayan kişi olarak Baran gözüktü. Ben de telefonu açıp samimi bir şekilde konuşmaya başladım. Belli bir süre rol yaptıktan sonra içeri döndüm. Burak bana sinirle bakıyordu. Sinan ise gülmemeye çalışıyordu. Yarın uçağım saat altı buçukta olduğu için erken kalkmam gerekiyordu. Misafirlerimiz ayrılırken bana iyi yolculuklar diliyordu. Kızların ailesi evlerine gitti ama Arya ve Vera biraz daha benimle vakit geçirmek istedi. Annemle babam etrafı toparlarken biz yukarı çıktık. Odama çıktığımızda Arya ve Vera hemen koltuğa oturdular ben de eşyalarımı kontrol etmeye başladım. Arya konuşmaya başladı.
-Gizem bizi her gün aramayı unutma. Ayrıca orada kendini fazla yorma.
-Aynen bak biz senin yanında olamayacağız ama sen kendini frenlemeyi bil tamam mı?
-Kızlar fazla abartmıyor musunuz? Ya gittiğim yer arabayla bile beş saat sürüyor. Sonuç olarak aklınızın bende kalmasını gerektirecek bir şey yok.
O sırada kapı çaldı gelen Sinan idi. İçeri girip kızların yanına oturdu. Kızlar yine konuşmaya devam etti.
-Bak oraya gidip de bizi unutma sakın.
Sinan araya girdi.
-Duyan da kız yurt dışına gidiyor zanneder. Ayrıca siz merak etmeyin ben arada teftişe giderim.
-Aynen kızlar bakın Sinan'da zaten Bursa'da olacak. Hem zaten bizim atölye ile Sinanlar ortak laboratuvar kuracak. İki üç gün sonra toplantım var onlarla.
Kızlar bana uyarılar yağdırmaya devam ettiler. Saat çok geç olunca vedalaştık. Hepimiz ilerleyen zamanda neler olacağını merak ediyorduk. Benim İzmir'de ne kadar kalacağım orada hayatımın nasıl olacağı bir merak konusuydu. Bakalım hayat bize neler gösterecekti.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bir Gizemdir Yaşamak
Roman pour AdolescentsBen Gizem. Hayallerini hedefe dönüştüren ardından da gerçeğe dönüştürmek için gece gündüz çalışan o kız benim. Yolumuz uzun. Bu yolda bana eşlik edip beni tanımaya hazır mısın?