51.Bölüm

34 18 11
                                    

Anlatıcı: Gizem

Ayıldığımda başımda çok şiddetli bir ağrı vardı. Etrafıma bakındım burası okulun reviri değildi. Uyandığımı fark eden annemdi. Cidden bu kadar abartmaya ne gerek vardı. Annemler hadi neyse de neden Sinan buradaydı? Ben kalkmaya çalıştığımda beni engelleyen kolumdaki serum oldu. Doktor geldiğinde yorgunluğun ve kafeinin birleşmesiyle ufak bir baygınlık geçirdiğimi söyledi. Bir süre dinlenmem gerekiyormuş. Annemler hastaneden çıkış işlemlerini tamamlamak için odadan çıktığında Sinan hemen konuşmaya başladı.

-Kızım ben sana ne dedim?

-Of, tamam Sinan. Kahveyi azcık fazla içmiş olabilirim.

-Gizem sen dinlen. Sonra konuşuruz bu konuyu.

-Peki.

Bir süre sonra hemşire gelip kolumdaki serumu çıkardı. Ayağa kalktığımda kendimi daha dinç hissediyordum. Arabada annem neden bu kadar yorgun olduğumla alakalı sorular soruyordu. Ona uyuyamadığımı söylediğimde neden bunu onlarla paylaşmadığımla alakalı konuşmaya devam etti. Eve vardığımızda problem çözülmüştü. Ben duşa girip üzerimi değiştirdim. Aşağı indiğimde tüm ekip bizdeydi. Gerçekten bu kadar abartmanın anlamı neydi bilmiyorum. Altı üstü bayılmıştım. Oflayarak yanlarına oturdum. Herkes sorgulayan gözlerle bakıyordu. Onlara önemli bir şey olmadığını anlattım. Herkes olaya ikna olduktan sonra evlere dağıldı. Ben de yemek yiyip odama uyumaya çıktım. Kendime söz vermiştim ne olursa olsun kimse bana bu kadar gerginlik yükleyemezdi. Bir daha not gelene kadar kendimi üzmemeye karar verdim. Bir süre sonra kendimi tatlı bir uykunun kollarına bırakmıştım.

Alarmın sesiyle uyandım hızlıca hazırlanıp otoparka gittim. Bugün kahve içmeyecektim. Sinan bana gülümseyerek selam verdi. Dün olan olaylardan dolayı iş meselesini konuşamamıştık. O mesele açılınca Sinan bir süre daha düşünmeye zamanı olduğunu söyledi. Ona on beş gün süre vermişler. Kızlar gelince okula doğru yola çıktık. Konu dün Burak'ın ne kadar endişelendiğiydi. Okula vardığımızda arabadan inip sınıfa gittik. Gökhan yanıma gelip konuşup konuşamayacağımızı sordu. Onunla beraber bahçeye çıktık. Biraz gergindi ama çok beklemeden konuşmaya başladı.

-Gizem dün bayılırken seni görünce çok panik oldum. Sen kafanı çarpmadan seni tutan bendim. Açıkçası kendimi biraz suçlu hissediyorum.

-Neden kendini suçlu hissediyorsun ki anlamadım?

-Gizem o günkü kavgadan dolayı mı bayıldın?

-İnan seninle alakası yok durumun. Bu arada beni tuttuğun için sağ ol.

Bir süre sonra zil çalınca sınıfa girdik. Arya ve Vera meraklı gözlerle bize bakıyorlardı. Onlara önemli bir şey olmadığını belli ederek dersi dinlemeye başladım. Gün son derece hızlı geçmişti. Okul çıkışında babam bizi almaya geldi. Bu sefer Burak'ı da biz evine bırakacaktık. Bu arada Burak'ın benden sakladığı şeyi hala öğrenememiştim. Aklım karmakarışık sorularla doluydu. Eve vardığımda kendimi odama attım. Derslere çalışmaya başladım. Seneye üniversite sınavına gireceğim için çok çalışmam gerekiyordu.

Sözleşme Günü

Açıkçası günlerdir hiç nefes almadan çalışıyordum çünkü senenin sonuna yaklaşıyorduk. Dolayısıyla bazı ek sınavlara giriyorduk. Özellikle sayısal derslerden durmadan deneme oluyorduk. Bu süreçte zaman çok hızlı geçmişti. Bugün sözleşmeyi imzalamak üzere sponsor olan firmanın ofisine gidiyordum. Buraya ilk defa geliyordum. Oldukça büyük bir plazaya gelmiştik. Babam yanıma şirket avukatlarından birini de vermişti. Bu işlerde ne kadar titiz olduğunu daha önceki zamanlarda da anlatmıştım. Normalde Murat Bey ile görüşmeyi bekliyordum ama görevliler beni şirketin genel müdürünün odasına yönlendirdi. Odaya girdiğimizde Murat Bey ve toplantıya gelen diğer insanlar da oradaydı. Herkesle tokalaştıktan sonra sıra sözleşmeyi imzalamaya geldi. Avukatımız da inceledikten sonra imzalar atıldı. Bir süre sonra avukatın şirkette işi olduğu için aramızdan ayrıldı. Yusuf Bey şirketin genel müdürüydü bir süre beni tanımaya yönelik sorular sorduktan sonra anlatmak istediği konuya girdi.

Bir Gizemdir YaşamakHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin