54.Bölüm

21 14 4
                                    

Anlatıcı: Burak

Cumartesi Günü 

Gizem'den ayrılmak benim için çok zordu ama onun gideceğini öğrenmek işte o kalbime bıçaklar sokuyordu. Mutlu görünmeye çalışsam da aslında çok mutsuzdum. Beni üzen şey sevdiğim kızın benden kilometrelerce uzakta olmasıydı. Orada başına ne geleceğini kimlerle birlikte çalışacağını bilememek beni daha da çıldırtıyordu. Gizem'i baya baya kıskanıyordum. Onunla arkadaş kalmak benim için hiç kolay değildi çünkü ona destek olmak zorunda hissediyordum ama bunu yapamıyordum. İzmir'e gitmesi için yardım etmek beni gerçekten zorluyordu. Baran denen çocuğun adını son dönemlerde fazlasıyla duymaya başlamıştım. Her Baran lafı duyduğumda kulağımda Arya'nın sözleri yankılanıyordu. "Şu sana eskiden aşık olan çocuk değil mi ya o? Az peşinden koşmamıştı. Ama cidden ne yakışıklıydı ya." sözleri beynimi kemiriyordu.

Günler bana inat hızlıca geçiyordu. Gizem'in gitmesine sadece bir hafta kalmıştı. Haftaya cumartesi günü uçakla İzmir'e gidecekti. Bugün de Arya'nın planladığı veda partisi vardı. Sabahtan beri giyeceğim şeye karar veremiyordum. En sonunda karar verdim ve mekana doğru yola çıktım. Daha önce bu mekanda Arya'nın doğum günü için toplanmıştık ve solist hastalandığı için ikimiz sahneye çıkıp şarkı söylemiştik. Bir anda o güne dönünce zamanın bizi nasıl değiştirdiğini ve parçaladığını fark ettim.

Birçok kişi gelmişti aralarında Gizem'i görmeye çalıştım ama ortalarda görünmüyordu. Bir süre sonra Sinan'ın arkadaşlarının yanında olduğunu fark ettim. Onlara rahatsızlık vermek istemediğim için Uras'ın yanına gittim. Onunla sohbet ederken gözlerimi Gizem'den alamıyordum çünkü elbisenin içinde çok hoş gözüküyordu. O sırada yüzündeki makyajı fark ettim. Normalde yaptığından farklı olarak bugün daha koyu renklerde ve belirgin bir makyaj yapmıştı. Bir süre sonra Sinanların yanından ayrılıp Aryaların yanına gitti. Yüzünde çok güzel bir gülümseme vardı. Bu akşam birçok insanın gözleri onun üzerindeydi. Bu beni çok rahatsız etmişti. Önümdeki içkiden büyük bir yudum aldım. O sırada Gizem'in gözleri bana takıldı hızlıca yanıma geldi. Ben hemen konuşmaya başladım. 

-Oldukça hoş olmuşsun. Tüm gözler senin üzerinde.

-Çok teşekkür ederim.

-Gizem seni çok özleyeceğim bunu sakın unutma olur mu?

-Burak yanlış anlama ama bence artık bizden sevgili olmayacağını anlamalısın. Biz seninle iki iyi dost olsak daha doğru olacak. 

-Gizem ben sana aşığım bu hiç değişmeyecek. 

-Böyle konuşma bence ikimizin de hayatına yeni insanlar girecek bana takılıp kalma Burak. Şimdi ben kaçtım sonra konuşuruz.

Gizem gittikten sonra önümdeki kadehin tamamını kafama diktim. Anlaşılan o ki bu akşam birçok kadeh devirecektim. Normalde içki tüketmezdim ama bu gece kendimi durduramıyordum. Bir süre sonra Utku Gizem'i dansa kaldırdı ve işin komik tarafı Gizem hemen kabul etti. Onlar dans ederken gözüme Gökhan'ın bakışları takıldı. Yıllardır aşık olduğu kız şu an bir adamla dans ediyordu. Gökhan'ın gözlerindekine benzeyen duygu eminim ki şu an benim gözlerimde de vardı. Müzik bittiğinde ikisi de ayrı masalara gitti. Uzunca bir süre kahkaha atıp eğlendikten sonra Gizem Uras'ın yanına gidip kulağına bir şey söyledi. Onun üzerine Uras kafasıyla onayladı. Aradan birkaç dakika geçmişti ki Uras yanıma geldi. 

-Oğlum artık biraz yavaşla bu kaçıncı kadehin?

-Ben iyim merak etme. 

Gizem başkalarına güldükçe ben de kadehleri kafama dikiyordum. Bir süre sonra müzik ara verdiğinde sahneye çıkıp müzik setinden Dolu Kadehi Ters Tut grubunun Gitme adlı şarkısını açtım ve söylemeye başladım. Gizem şok olmuş gözlerle bana bakarken ben umursamadan şarkı söylemeye devam ettim. Şarkı bittiğinde Arya ve Vera olayı idare etmeye çalışarak sahneye gelip beni sahneden indirdiler. Sonra mikrofonu ellerine alarak konuşmaya başladılar. Ben de lavaboların olduğu koridora yöneldim. O sırada Sinan beni durdurdu ve konuşmaya başladı. 

-Burak ben seni akıllı biri zannederdim ama çok yanılmışım. Sevgi böyle bir şey değil tamam mı? Bak benim sevdiğim kız da içerde ama ben içip içip ona şarkı söylemiyorum değil mi? Unutma ki Gizem haftaya bugün buradan gidiyor. Onun aklında güzel anılarla mı var olmak istersin yoksa kavga ettiğiniz anlarla mı var olmak istersin buna bir karar ver. 

Ben tek kelime edemeden yanımdan gitti. Ben de bir süre sonra eşyalarımı alarak mekandan ayrıldım. Sinan haklıydı onun aklında iyi olarak kalmalıydım. Mekandan çıkarken Gizem son derce eğleniyordu. Taksiye binip eve doğru yola çıktım. Eve vardığımda kafamı netleştirmek için stüdyoya indim. Gizem'i aklımdan çıkarabilmek için buraya inmiştim ama burası bana Gizem'i hatırlatmıştı. Birlikte buz pateni yaptığımız o günün fotoğrafları, pikap, duvardaki posterler hepsi bana Gizem'i hatırlatıyordu. Stüdyodan çıkıp odama gittim.

Telefondan Arya ve Vera'nın attığı hikayelere bakıyordum. Fotoğrafların hepsinde Gizem çok mutlu gözüküyordu. Sinirle telefonu kapattım. Benim kızdığım şey aslında Gizem'in mutlu olması değildi Gizem'in başka erkeklerle bu kadar yakın olmasıydı. Telefonumu tekrar aldığımda Sinem'in mesaj attığını gördüm. Onunla mesajlaşmaya başladık. Bir süre sonra aklım biraz olsun dağılmıştı. Onunla geç saatlere kadar yazıştıktan sonra bir gün buluşmak için sözleştik. Bir süre daha sosyal medyaya baktıktan sonra uyumaya karar verdim. 

Uyandığımda başımda çok yoğun bir ağrı vardı. Dün akşam içtiklerimin bana yan etkisiydi. Babam yapması gereken işler olduğundan dolayı erkenden çıkmış ben de mutfakta kahvaltı edecek bir şeyler ararken zil çaldı. Kapıyı açtığımda Gizem karşımda duruyordu. Bir anlık şaşkınlıkla suratına baktığımda gülümseyerek konuşmaya başladı. 

-Günaydın. Ben gitmeden önce seviyorsun diye mozaik pasta yapmıştım da onu vereyim dedim. 

Elindeki tabağı bana uzattı. Bugün üzerindeki kıyafet ve saç tarzı alıştığımdan biraz farklıydı. 

-Teşekkür ederim Gizem. Kahve içer misin? 

Kafasıyla onayladı. Birlikte bahçeye yöneldik. Ben kahve yaparken o güneşin tadını çıkarıyordu. Onun yanına gittiğimde üzerindeki elbisenin ve saçındaki fuların uyumu dikkatimi çekti. Güneşle birlikte Gizem'in gözlerindeki yeşil hareler daha belirginleşiyordu. Ona bakarak konuşmaya başladım. 

-Dün akşam saçmaladığım için özür dilerim. 

-Önemli değil. Sen erken çıkınca merak ettim sadece. 

-Biraz kafamı toplamam gerekiyordu ondan erken ayrıldım. 

-Anladım. 

-İki dakika bekler misin sana ufak bir şey almıştım onu getireyim. 

İçeri girip Gizem için seçtiğim kolyeyi aldım. Üzerinde minik bir sol anahtarı vardı. Görünce aklıma Gizem gelmişti. Hızlıca bahçeye inip kutuyu ona verdim. O kutuyu açtı ve ardından kolyeyi boynuna taktı. 

-Çok teşekkür ederim. 

-Normalde doğum gününde vermeyi planlamıştım ama sen film gecesi gelmeyebilirim deyince şu an vermenin en doğru olduğunu düşündüm. 

-Yine beni yanlış anlamışsın. Ben doğum günümde gelmem demedim. Doğum günümden sonra tekrar İzmir'e dönebilirim dedim. Bu arada benim çıkmam lazım atölyede işlerim var. Kahve ve kolye için teşekkür ederim. 

Gizem evden çıkınca ben de odama çıkıp ders çalışmaya başladım. Sanırım ondan uzak kalmak benim için çok zor olacaktı. Tahmin ettiğimden de zor.

Bir Gizemdir YaşamakHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin