"Hay senin kitabına da, koleksiyonuna da..." Cebrail, çıkışan sözlerine rağmen elindeki kitapları dikkatle raflara koydu.
O da Koray gibi edebiyat okumuştu ama girebildiği tek bölüm olduğu için kıvırcık kadar umursamıyordu. Ayrıca onun gibi öğretmen de olmamıştı. Mezuniyetten sonra bir bankada işe girmişti. Zaten bunun için kitapları o getiriyordu. Artık parası olsa bile ne o ne de Koray ellerini kısaltmamışlardı. (Hırsızlığı kasteden eli uzan deyimine gönderme) Bazen ölen müşterilerin kasalarından çıkan, bazen de haczedilen koleksiyon kitapları bankaya gelirdi. Cebrail onları saydırmadan almayı başarıyordu. Birkaç aylık birikimi; Koray'ın yanına, okula getirmişti.
"Koray'a da küfür et." Cebrail yalnız olduğunu sandığı için ardından gelen sesle yerinden sıçradı. Öyle hızla döndü ki elindeki kitap hızıyla kaydı, yeri bulmadan son anda refleksle yakalamayı başardı.
"Hay sikeyim!" Gözlerini kaldırıp öfkeyle baktı kıkırdayan sarışına. "Ne hayalet gibi geliyorsun amına koyayım?"
Arkası dönük olduğu için, açık kapıdan girip hemen ardındaki sandalyeye kurulan Yusuf'u görmemişti.
"Hayalet değil miyim?" Dedi Yusuf karşılık olarak. Diğerleri için öyle olmalıydı. Sadece anılarda iyiydi, hayaletler gibi. Tekrar göründüğünde herkesi korkutmuştu.
Cebrail kitabı rafına koyarken oflayarak yanıtladı onu. Yusuf burada görmek istediği son kişiydi. Ne Koray'la ne de onunla uğraşmak istemiyordu. Tanıştıklarında da ayrıldıklarında da derdini o ve Ardıç çekmişti.
"Madem hayaletsin neden mezarında değilsin Altuk?" Kelimeleri öfkesini gösteriyordu ama söyleme tonu sakindi. Bu da sinirinin bir alışkanlık olduğunu gösteriyordu. Yusuf, konuşmak için Cebrail'i seçmiş olsa da o da diğerleri gibi düşünüyordu.
"Avlamam gerekenler vardı, döndüm." Daha cümlesini yeni bitirmişti ki Cebrail ona doğru bir adım atarak son kelimelerinin üzerine konuştu.
"Koray'la bir derdin..." Yusuf da tıpkı onun gibi araya girerek sürdürdü cümlesini.
"Hedefim Koray değil." Bu sefer sesini daha da yükselmişti. Koray gelmesinin nedeniydi, hedefi değildi.
"Olamaz zaten." Cebrail'in kalkan çenesine karşılık sadece tebessüm etti Yusuf. Araya giren zamanda hiç sarsılmamıştı sadakatleri.
"Ama amacım." Dedi Yusuf ayaklanırken. "Koray'ı geri istiyorum." Cesur sözlerinde ciddiydi. Cebrail ikisini düşününce dudaklarına gelen gülüşü bastırmadı.
"Benden ne istiyorsun?" Yusuf'un boşa uğraştığını söyleyebilirdi ama bunun kendi işi olmadığını biliyordu. Koray'ın onun ardından birçok kişiyle olduğunu görmüştü. Hiçbirine Yusuf'a baktığı gibi bakmamıştı ta ki nişanlısı Zümra'ya kadar. Yusuf'un geç kaldığını biliyordu. Koray sadece intikam istiyordu, bunun için canlıydı tepkileri.
"Bana yardım etmeni." Cebrail'e doğru yaklaşırken tavrı arkadaşçaydı.
"Edemem." Hangi konuda yardım istediğini bilmeden reddetti Cebrail. Koray'a ihanet etmek istemiyordu.
"Yapma Cebrail." Yusuf bıkkınlıkla baktı ona. Bu oyundan bıkmıştı. İki yıldır etrafta olmayabilirdi ama birlikte, sırt sırta savaştıkları bir yıl geçirmişlerdi. Bu kadar düşman bellemiş olamazlardı onu. "Sonunda bana değil, Koray'a yardım etmiş olacaksın."
"Bilmece gibi konuşma." Cebrail, Yusuf'un kahve gözlerin hatır için kendi gözlerini hedef aldığını biliyordu. İki yıl önce olsa, Yusuf için de her şeyi yapardı ama artık karşısındaki adamı tanımıyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bir Küçük Günahkar
General FictionKavgalı olduğu oğlan şehrin en köklü ailesinin oğluydu. Babasının mirası olan kasabayı günahlarından arındırmak isteyen beyefendi ile günahın kendisi olan suçlunun hikayesi.
