10

7.4K 565 191
                                        

"Altuk kötüye gidiyor. Köylüler ve asıl mahalledekiler, birbirinden uzaklaşıyor." Kelimelerinin ardından kahvesinden yavaş ve uzun bir yudum aldı sarışın oğlan.

"Sen amcacığım, olduğun yeri en çok hak eden kişisin fakat kasabanın durumu vahim. Birilerinin, hadsiz köylüleri durdurması lazım. Bizden çalamazlar, topraklarımızda rahatlıkla at koşturamazlar. Birinin onlara bunu göstermesi lazım."

"Sanıyorum ki bu biri sensin Yusuf." Nazım'ın mavi gözleri karşısındaki koltukta oturan yiğenindeydi. İkisi de bilerek kırmızı koltuğa oturmamıştı. Yusuf, Nazım'ın gözünü boyamak istiyordu ama Nazım'ın oturmaya çalışacağını düşünmüştü. Oysaki amcası, babasının hayaleti tarafından avlanıyordu.

"İzninle..." Yusuf'un sahte gülüşü gerçeğinden ayırt edilemeyecek kadar gerçekçiydi. Onu uzun süredir görmeyen amcası için daha anlaşılmazdı.

"Aklında ne var?"

"Küçük şeyler, önce yağmayı durduracağım. Sonrada elimizde olmayan toprakları alacağım." Son cümlesi ile Nazım rahatsızca kıpırdandı. "En kısa sürede size teslim edilecekler." Nazım bu yalanlara inanmayacak kadar çok rakiple boğuşmuştu ama yine de anladığını belli etmedi.

Ayağa kalkarak yiğenine yöneldi. Eliyle genç adamın omzunu sıvazladı.

"Kulüp işi kulağıma geldi Yusuf. Sana güvenebileceğimi o gün anladım aslanım." Sözleri sahteydi. Yusuf da, o da biliyordu ama ikisi de gülümsedi.

Adam çıkacağını söylemeden; "Müsade sizin." Dedi Yusuf. Amcası tek kaşını sorgularcasına kaldırdığında Yusuf ondan tarafa dönmedi.

Çalışma odasının kapısı Nazım'ın ardından kapandı. Yaşlı adam yanına gelen malikanenin uşağına doğru dönerek; "Gözün üstünde olsun." Dedi. Yusuf evindeki muhbirin kimliğini bilmiyordu ama olduğundan emindi.

*

"Koray!" Esmer oğlan gözlerini annesinin sesiyle araladı. Sesi tanıdığında evde olduğunu anladı. Dün geceden sonra eve nasıl geldiğini hatırlamıyordu. Gül Bahçesi'nde geçen her gecenin sabahı bu şekildeydi.

Koray doğrulduğunda yatak yerine yerde yattığını fark etti. Annesi kapının girişinden sitemkar gözlerle ile inceliyordu oğlunu. Ceketi onun yerine yatakta uzanırken Koray kalan diğer kıyafetleri ile uyumuştu.

"Geldiğine şükret." Dedi annesinin yanındaki küçük afacan. Koray eline geçen ilk küçük şeyi ona fırlatırken kardeşinin kahkahasını işitti.

"Hoş geldin oğlum. İki haftadır yüzüne hasret kaldık. Hoş geldin." Koray elini beline koymuş ona bakan annesinden kaçırdı gözlerini. "Gelmeyebilirdin de, sonuçta burası otel."

"Anne..." Yastığını yatağından çekerek yüzüne bastırdı.

"Tamam, bir şey demiyorum ama..." Annesi nutuk atmaya başlarken tekrar kalktığı yere uzandı.

Hazırlanıp tamamen aşağı inene kadar mutfaktan ona sitem eden annesini işitti. Susturamayacağını bildiği için sessizce katlandı.

Aşağı indiğinde kocaman bir öpücük verdi kadına. Haklı olduğunu biliyordu. Okul başladığından ve kulüp dağıldığından beri mahallesine yolu düşmüyordu.

Masaya oturduğunda yemek yiyen kardeşinin saçlarını karıştırdı.

"Konuş bakalım Kerem bey." Küçük kardeşi omuz silkerek yemeğine devam etti. Abisi gibi kendiyle ilgili detaylar vermiyordu küçük afacan. Koray etraftan duyuyordu onunla ilgili bilgileri. İçine girdiği her şeyi uzaktan sessizce, ona belli etmeden kontrol ediyordu.

Bir Küçük Günahkar Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin