Bir çok kişi vardı buluşmada. Sözde küçük bir grup için olması gereken yemek, Salih'in davetleri ile neredeyse elli kişilik bir davet olmuştu.
Sanki Koray'ın, onu gözlemleyeceğini biliyormuş gibi dikkati kendi üzerinden dağıtacak kadar çok kişi çağırmıştı. Gelen herkes Koray'ın yanına uğrayıp onunla konuşmaya çalışıyordu fakat Salih onlardan çok başka bir misafire güveniyor gibiydi; Yusuf'a çünkü içeri adım attığı anda Koray'ın ilgisini üzerine almayı başaran tek kişi o olmuştu.
"Burada ne işi var?" Demişti Zümra, elindeki kadehi sıkarak. Sözlerinin hedefi, Yusuf'u gördüğü gibi soluğu yanında aldığı Ardıç'tı. Ardıç, onun gözlerini takip ederek Yusuf'u buldu.
"Sevgili babacığınıza sorun Zümra Hanım." Dedi alayla. Zümra'yı sevse de aralarında kalmak istemiyordu.
Kız, Yusuf'a karşı olan öfkeli bakışlarını ona çevirdi. İkisi küçük tartışmalarına dalarken Salih, misafirine doğru adımladı. Başka bir zamanda kapıdan giren her kim olursa olsun, kendi davetlileri için bile ayağa kalkmaz, onları karşılamazdı fakat şimdi Koray'ın da yanlarına geleceği düşüncesi ile Yusuf'a doğru ilerliyordu. Genç adamı kollarının altına alıp tüm gece çevresinde tutmak istiyordu. Hedefi, Koray'ı ve Yusuf'la olan bağını anlamaktı. Tahmin ettikleri vardı fakat hareket etmeden önce emin olmak istiyordu. Yusuf'a karşı yapacağı hamlede Koray'ı karşısında bulup bulamayacağını kestirmek istiyordu.
Tahmin ettiğinin aksine Koray uzun bir süre boyunca Yusuf'a yanaşmadı. Salih bilmese de o gece gözlemleme yapan tek kişi kendisi değildi. Koray da onu ve Yusuf'a olan ilgisini inceliyordu. Bunun için Yusuf'un yanına gelmeyeceğine emin olduğu kişiye; Zümra'ya doğru yöneldi. Kızın yanına vardığı anda mavi gözlerinde beliren zaferi gördü fakat aldırış etmemeye çalıştı. Bunun bedelini ödeyeceğini biliyordu fakat yine de o an için düşünmemeye çalıştı.
Yemeğe geçtiklerindeyse o kadar şanslı değildi. Yusuf karşısında, Salih ise masanın başında, hemen yanında oturuyordu. Yusuf'un karşısındaki yeri alması Koray'ı statü olarak rahatsız etmiyordu fakat Salih'in yapmak istediğini anladığı için Yusuf sandalyeye oturduğu anda rahatsızca kıpırdandı. Biliyordu ki masada yerini alan herkes, sorgulayıcı gözlerle bakıyordu Yusuf'a. Nasıl olmuştu da o yeri almaya hak kazanmıştı? Hem de o soyadla?
Hamlesi buydu Salih'in. Yusuf'u yalnızlaştırmak, üstüne nefret çekmek istiyordu. Sarışın farkında mıydı kestiremedi Koray fakat farkındaysa da hiç belli etmeden bütün zarafeti ile oturdu yerine. Dudaklarında samimi olmak için hafif bir gülüş vardı. Öyle yeterliydi ki ne suratsız ne de meraklı gösteriyordu onu. Koray bir an için tekrardan nerede büyüdüğünü hatırladı onun. O, böyle şeyleri oldukça geç öğrenmişti. Eskiden hareket eder sonra düşünürdü. Karşısında oturan sarışındı onu değiştiren.
"İnci Hanım..." Diyerek söze başladı Salih. Sesi pek yüksek değildi sözde sadece Yusuf'a konuşuyordu fakat ismi duyan herkes kendi konuşmasını keserek ona doğru döndü. "Neden teşrif etmediler?"
"Bir bilgim yok." Dedi Yusuf kısa kesmek isteyerek. Bu masada en son anmak istediği isimdi İnci.
"Burada olmaktan daha önemli bir işi var sanırım." Salih üstüne gitmeye devam etti. Yusuf, ona doğru dönerek gülümsedi.
"Yeni planlar yapıyordur, malum bir öncekileri birlikte engellemiştik." Salih yüksek sesli bir kahkaha ile yanıtladı Yusuf'un dürüst cevabını. Koray, gülüşünde ciddi miydi değil miydi anlayamadan baktı adama. Siniri bozulmuş olabilirdi ya da sadece eğlenmişti sözlerle.
"Siz neden onunla değilsiniz? Kan bağı olmasa da kuzeniniz. Eminim karşı tarafta olduğunuz için size oldukça küskündür." Konuşan Zümra'ydı. İlk cümleleri yüksek sesliydi fakat devamında ağzının içinde konuşarak; "Ya da gizlice onun tarafındasındır." Dedi. Hemen yanında oturan Koray dışında kimse duymadı bu sözü ama masadaki herkesin yüzünden aynı düşündükleri okunuyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bir Küçük Günahkar
Fiksi UmumKavgalı olduğu oğlan şehrin en köklü ailesinin oğluydu. Babasının mirası olan kasabayı günahlarından arındırmak isteyen beyefendi ile günahın kendisi olan suçlunun hikayesi.
