Soğuk kasım rüzgârları yerini dondurucu aralık havasına bırakmıştı. Merkeze geldikleri günün gecesinde inen kar öğrencileri okula hapsettiğinde yurtlar her zamankinden daha da doluydu ve öğrencilerin birbirlerine karışan sesleri etrafı ele geçirmişti.
Koray ağır uykusu ile sesten etkilenmeden uyurken Cebrail çoktan kalkmıştı.
Yastığını önce oda arkadaşı Kemal'in ardından da Koray'ın kafasına geçirdi.
"Kalkın!" Tişörtünün yerini gömleği alırken konuştu.
Kemal uyanarak ona söylendi fakat Koray darbeyi hiç almamışçasına uyumaya devam ediyordu.
Cebrail düğmeleri ile işini bitirirken Kemal'in ranzadan indiğini işitti. Kızıl saçlı oğlan esnerken Cebrail'in gözleri uyanık olması gereken diğer oğlana kaydı.
Koray yatakta dönüp yüzünü açığa çıkarmıştı. Yüzündeki gülüş tatlı rüyaların pençesinde olduğunu gösteriyordu. Cebrail'in gülüşü hınzırlaşırken eli kalkarak Kemal'in göğsünü buldu. Onun ilgisini Koray'a yönlendirirken; "Gel, gel." Dedi.
Koray'ın yatağının ucuna durup çömeldi. Gözleri intikam duygusu ile kısıldı. Koray birkaç gündür sürekli arkadaşlarından habersiz odadan kaçıyor ve nereye gittiğini söylemiyordu.
"Koray..." Dedi Cebrail ismi uzatarak ve sesini incelterek. Yanlarına gelmiş olan Kemal kıkırdadı.
"Uyandığında ağzına sıçacak."
"Git Ardıç'ı bul gel bari değsin." Kemal ona yanıt veremeden Ardıç kapıda göründü. Neredeyse geç kalmak üzerelerdi ve o çoktan hazırlanmıştı.
Kafasını kapıdan uzattığında kendisine gelmesi için el yapan arkadaşlarını gördü.
"Koray..." Dedi Cebrail aynı tonda. Parmağını kaldırarak arkadaşının anlından yanağına doğru zikzaklı olacak şekilde hareket ettirdi. Koray'ın gülüşü genişlerken üçünün kıkırtıları da arttı.
"Beni nasıl hayal ediyorsun?" Elini kıvırcık saçlara atıp hafifçe çekti onları. İncelttiği sesiyle Gül Bahçesi'ndeki kıza, Helin'e benzemeye çalışıyordu.
Koray'ın dudakları hareketlenince üçü de dikkat kesildi.
"Biraz daha oynaşırsan sarı..." Dedi Koray. Helin'in de sarışın olması Koray'ı kurtarırken arkadaşları hiçbir şey anlamadı, o sırada Koray'ın cümlesine kahkaha atmakla meşgullerdi.
"Yataktan çekip çıkaralım diyeceğim de şimdi sabah sabah çadır görme niyetinde değilim." Dedi Kemal.
Koray sonunda sese tepki vermeye başladı. Kendince mırıldanıp dönerken Cebrail bir daha dürtü onu.
"Bak şimdi sen yanlış yapıyorsun Ceb, beni izle." Onun yerine geçerek Koray'a doğru eğildi Ardıç.
"Koray kalk!" Aynı anda hem dürtüyor hem de sarsıyordu arkadaşını. "Kalk! Domuz geldi, kaçmamız lazım." Koray'ın gözleri hızla açılırken daha ne duyduğunu anlayamadan ayağa fırlamaya çalıştı. Kafasını sert tahtaya çarptığı anda diğerlerinin sesi gülüşleri bir anda kesildi.
Koray'ın ateş saçan gözleri üzerlerine geldiğinde; "Sıçtık." Dedi Cebrail. Koray yerinden hışımla kalkarken üçüde kaçıştı.
Koridora çıktıklarında Koray'ın söylenişleri daha da yankı kazandı. Üçlü hem koşuyor hem de gülüyordu.
"Senin yapacağın işe sıçayım Ardıç!" Cebrail söylenerek tuvalete girdi. Diğerleri onun peşinden farklı yönlere gidip öğrencilere karışırken Koray Cebrail'i takip etti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bir Küçük Günahkar
General FictionKavgalı olduğu oğlan şehrin en köklü ailesinin oğluydu. Babasının mirası olan kasabayı günahlarından arındırmak isteyen beyefendi ile günahın kendisi olan suçlunun hikayesi.
