46

2.1K 196 135
                                        

Rosaline: Romeo ve Juliet'te Romeo'nun Juliet'ten önce aşık olduğu kadın. Kitabı okuyanlar hatırlar.

Ayrıca not bu bölüm biraz yavaş ama kurgunun devamlılığı için lazım.

Ardıç; gözlerini, Zümra'nın mavi gözleri ile buluşturduğu anda soru yağmuruna tutulacağını anlamıştı.

Cebrail, Kerem'i alarak kurtuldu kızın gazabından ama Ardıç gözlerini bile kaçıramadı.

"Kim bu barbar?" Dedi öfkeyle. Yusuf'tan bahsettiğini anlamamak için aptal olmak gerekirdi. "Önce kutlamada kavga çıkardı, sonra okula izinsizce girdi, şimdi de Koray'a silah çekti!" Ardıç neredeyse aralanacak olan dudaklarını durdurabildi ama büyüyen göz bebeklerini engelleyemedi. "Hepiniz aynısınız." Dedi Zümra, onun bakışını yakalandığında. "Sen de güveniyorsun ona, şaşırmandan belli." Herkes Yusuf'tan beklemiyordu böyle bir şeyi. Koray bile hayal kırıklığı ile bakmıştı ama o geldiğinden beri sorun çıkarıyordu. Nasıl güvenebiliyorlardı?

"Öyle değil," diyebildi Ardıç sonunda konuşabildiğinde.

"Yalan söyleme lütfen. Bir yalandan daha fazlasını hak ediyorum." Altı aydır arkadaşlardı Ardıç'la. Birlikte geçen altı ayda aynı fikirde olmadıkları bir sefer bile olmamıştı. Ardıç'ın kendisini anlayacağını bildiği için soruyu ona sormuştu ama hayal kırıklığına uğruyordu. Hem Koray, hem de Ardıç tarafından.

"Kim o Ardıç?" Zümra sorusunun üzerine birçok cevap bekliyordu. Her şeye hazırlıklıydı, kayıp bir kardeşe bile ama duyduğu şey beklediklerinden biri değildi.

"Yusuf gitmeden önce çetenin içindeydi." Ardıç düzgün kelimelerle açıklayabilmek için çabalıyordu. "Koray şimdi hiçbir şeye katılmıyor, fikir veriyor ya eskiden tüm fikirler Yusuf'undu. Sen şimdi şehirden bilgi getiriyorsun ya, eskiden o üst zümreden bilgi topluyordu." Eski yerini açıklamanın yeteceğini düşünüyordu. Sonuçta bunun için de silah olayına şaşırabilirdi.

"Eski bir dostsa Koray neden nefret ediyor ondan?" Kızın mantıklı sorularına karşı kaçmak istese de peşinin bırakılmayacağını biliyordu.

"Çekip gitti de ondan." Yeterli bir neden diye düşündü içinden. İkna ol artık.

"Koray'ın kaldığı ev Altuklarınmış Ardıç. Kim ev bırakıp giden arkadaşına silah çeker? Kim o karaladıktan sonra değere binmiş gibi kitabı iç cebinde taşır?" Kendi sorularıyla gözleri, Ardıç'tan ayrılarak aşağı doğru kaydı. Cevapları düşünüyor ama bir türlü yerine oturtamıyordu ya da oturtmak istemiyordu.

"Üçünüz ve Altuk." Kendisi gruba girince 'Üç silahşörler ve Dartanyan.' Esprisi yapılmıştı. Salih'ten önce her şeyi birlikte hallediyorlardı. Cebrail grubun beyni oluyor, Ardıç gerekenleri getiriyor, Zümra gerektiğinde üst zümreden insanlarla bağlantı kuruyordu. Koray ise karar veren kişiydi. Zümra, şimdi Yusuf'un yerinde durduğunu anlıyordu. "Benim yerimdeydi dimi?" Kabul etmek istemese de sordu.

Ardıç birkaç saniye için başını salladı. Hemen ardından kızın gözlerini karartan bulutları dağıtmak için; "Bugün bir davetiye geldi. Koray senin için ayırttı. Öyle yerlere gitmeyi sevdiğini bildiği için planlarını da düzenledi. Tamamen boş o saatte." Dedi. Mavi gözler tekrardan kendi gözlerine yükseldi.

Ardıç'ın sözleri aklında tek bir düşünce uyandırdı. Onun yanından ayrılıp hazırlanmaya gittiğinde de aklında bu düşünce vardı. Koray geri döndüğünde hiçbir şey olmamış gibi sessiz olmasının nedeni de bu düşünceydi. Onun yanında geceye katılacağı için gülümsedi.

Düşüncesi, Yusuf'u bekliyordu. Onu görene kadar dudaklarının ardında mühürlü kaldı.

Yusuf ve Koray gibi, Zümra da okumuştu Romeo ve Juliet'i. Onların aşkı ile mest olamamak mümkün değildi. Kendisi doğunun aşk hikayeleri ile büyüleniyor olsa da düşman aileleri, yasak olanın cazibesini ve benzetmeyi anlıyordu.

Bir Küçük Günahkar Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin