33

2.9K 238 22
                                        

9 saat önce

Okulda yapılan aramaların sonuçları onlar Kömür'e vardığında sonuçlanmaya başladı. Ne bir ipucu vardı ne de tanık. Nazım'a ait her yer kontrol edilmişti ama Kömür'de değillerdi.

Ardıç yeni haberlerle Koray'ın evine geldiğinde Koray mutfakta oturuyordu. Gözleri duvardaydı ve bakışları boştu. Ardıç'ın geldiğini duydu ama gözlerini ona çevirmedi. Önemli bir şey olsa çoktan söylerdi.

Derin bir nefes alarak ayağa kalktı ve merdivenlere yöneldi. Hareketlerinin sakin olması diğerlerini korkutuyordu ama hiçbiri peşinden gitmek istemedi. Yusuf da sessizce izledi sevgilisini. Kendini suçlu hissediyordu. Nazım onun yüzünden bulmuştu Koray'ı. Şimdi ne yaparsa yapsın eli ulaşmaya yetmiyordu. Burnunun ucunda olsalar bile bulamazmış gibi hissediyordu.

Yusuf oturduğu yerden kalkarken Ardıç'ın, Cebrail ile konuştuğunu duyuyordu. İkisi de çaresiz kalmıştı. Koray'ın kabul etmeyeceğini bile bile konuşmak için yukarı yöneldi Yusuf.

Nazım onu durdurmak için Koray'a sataşıyordu eğer anlaşabilirlerse onları kurtabilirdi.

Yusuf, Koray'ın odasının kapısına tıklamak için elini kaldırdı ama içeriden gelen ses kibarlığını alarak içeri dalmasını sağladı.

"Koray!" Kırılmış aynanın parçaları Koray'ın ayaklarının dibine dökülmüştü. Elinden akan kan kırık parçalara damlıyordu.

"Gelme!" Diye bağırdı Koray. Siniri sadece görünür bir şekilde inip kalkan göğsünden değil, Yusuf'un onu gördüğü ilk gece gözlerinde olan deli bakıştan da anlaşılıyordu. Yanlış bir şeyler yapmaya hazır olduğu belliydi.

"Nazım'a gidiyorum." Eylemlerini saklama, kanı zemini kırmızıya boyarken onunla ilgilenme gereği duymadı.

"Koray." Yusuf kolundan yakaladı onu. Koray gözlerini yumdu. Yusuf'a bağırmak istemediği belliydi. Normalde başkasına karşı sinirini bastırmaya çalışmazdı ama Yusuf'u kırmak istemiyordu. Özellikle kara gözleri suçlulukla kavrulurken.

"Bırak Yusuf." Dedi olabildiği en sakin şekilde.

"Gidemezsin, istediği bu zaten. Ne hissettiğini anlıyorum ama böyle plan yapmadan gidemeyiz. Oturup..."

"Oturup ne? Konuşacak mıyız? Şimdiye kadar yaptık. Ne geçti elimize?" Yusuf derin bir nefes aldı. Koray haklıydı ama Nazım'a istediğini veremezdi.

"Bak seni kullanarak beni çekmeye çalışıyor, seni acımadan öldürür Koray ama ben gidersem, konuşursam bir anlaşmaya varabilirim. Ne istiyorsa veririm, geri çekilirim. Sonra daha iyi bir plan yaparak bu sefer ona oynarız. Önce aileni güvene alırız." Koray kahkaha atarak yanıt verdi ona. Gülüşü histerik bir hal alırken gözlerini açtı. Öfkesi kehribar gözlerinden taşıyordu.

"Planın bu mu? Madem istediği sensin, oraya gidecek kadar salak mısın? Gerçekten seni öldürmeyeceğini mi sanıyorsun? Neden beni kullanıp seni çağırıyor sanıyorsun? Anlaşma için mi? İstediği bu olsa onları kaçırdıktan sonra seni bulurdu ama beni aradı. Senin tek gitmeni istiyor zaten, seni öldürmek istiyor Yusuf." Kolunu Yusuf'un elinden kurtardı.

"Bu benim sorunum ve ben çözeceğim, oraya gideceğim ve ailemi o oruspu çocuğunun elinden alacağım."

"Ben ne yapayım? Burada mı bekleyeyim? uslu bir köpek gibi..." Kahve bakışları hayal kırıklığı ile sertleşmişti.

Koray'ın onu düşündüğünü biliyordu ama kıvırcık yine kendi sevgisini üstte tutuyordu. Yusuf'a bir şey olmasına izin vermiyordu ama kendini ölüme göndererek bencilce davranıyordu. Sevdikleri için ölmek arkada kalmaktan daha kolaydı ikisi içinde ve Koray bunu yaparak kolay yolu seçiyordu.

"Gitmene izin vermiyorum." Koray'ın önüne geçti. Madem gitmek istiyordu onu ezip geçmesi gerekiyordu.

"Bana bunu yaptırma sarı." Yusuf kara gözlerini Koray'a dikti. O zorlamadan bir adım geri gitmeyecekti.

Koray'ın elleri Yusuf'un yakasına gitti. Sarı'nın darbe almadan gitmeyeceğini biliyordu ama ona canını acıtacak şekilde vurmak istemiyordu.

"Çık, acımam." Dedi düşüncelerinin aksine. Yusuf başını olumsuz anlamda salladı.

Koray ellerini indirerek başını Yusuf'un omzuna koydu. Yusuf'un ellerini sırtında hissettiğinde; "Özür dilerim." Dedi ve onu sertçe köşeye doğru itti ve kapıyı kapattı. Kilitleyerek kilidi üzeriden aldı.

"Koray!" Yusuf kapıyı açmaya çalıştı ama geç kalmıştı. Koray merdivenlerden hızla inerek anahtarı Cebrail'e doğru attı.

"Çıkmasına izin vermeyin, size güveniyorum." Cebrail başıyla onayladı.

"Sen nereye?" Dedi Ardıç.

"Hasan Usta'ya gidiyorum." Verdiği bilgi eksikti, eğer tamamını söylerse arkadaşlarının da bırakmayacağını biliyordu.

*

8 saat önce

Masanın üstüne konan silahın tahtayla buluşma sesi, sessizliğin hakim olduğu odada yankılandı.

"Beklersen, iyice araştırırız. En azından nerede olduğunu bilirsin ve oraya saldırırsın, böyle hedef tahtası yapıyorsun kendini.

"Onların bir oruspu çocuğunun elinde bekleyecek zamanları yok." Nazım çoktan öldürmüş olabilirdi.

"Bir yerde ölüp gitmenin de onlara yararı yok Koray." Dedi Hasan Usta.

"Oturup beklemekten iyidir." Koray silahı alarak sırtına yerleştirdi. Çıkmak için ayaklandı ama kapı o varamadan açıldı.

İçeri giren yüzleri küçüklüğünden beri tanıyordu. Kulüpten, Kömür'den arkadaşlarıydı hepsi. Birisi dışında hepsini görünce güzel anılar geliyordu aklına.

Bir düzine arkadaşı önünde dururken Koray'ın gözleri Yakup'daydı. Diğerleri konuşmadan önce Koray, Yakup'a doğru ilerledi.

Yakup, Yusuf'a yaptığından dolayı Koray'ın laf söylemisini bekliyordu ama suratına yediği tokat beklediğinden daha fazlaydı.

"Bir Altuk'a karşı yanındayız." Dedi Yakup. Dişlerini sıkarak konuşmuştu. Sinirliydi ama düşencesi yalan değildi.

Nazım'a karşı hepsi yanında olacaktı.

Bir Küçük Günahkar Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin