505 (five-oh-five): Birini hayatta tutan aynı zamanda öldüren bir şey için kullanılan terim. Bu terim çoğu zaman vazgeçilemeyen bir sevgili için kullanılıyor.
50. Bölüm olduğu için böyle bir isim vermek istedim.
Birçok şey düşünmüş, söylemişti. Yanına gitmekten, masa üstünde öpmekten bahsetmişti. Sinirleneceğini, hıncını Zümra'dan ya da Koray'dan alacağını düşünmüştü ama bir fikir olarak düşünüp yanıt vermekle gerçekten görmek oldukça farklıydı.
Hayal kırıklığı garip bir duyguydu. Somut değildi, elle tutamıyordu belki ama kalbinin parçalandığını hissediyordu. Masadan bir bıçak çekip alsa ve kalbine saplasa aynı acıyı hissederdi. Aynen böyle daralırdı göğsü, nefesi kesilir, göz bebekleri büyürdü. Yutkunmaya çalıştı fakat boğazındaki yumru izin vermedi.
Cebrail'i duyuyordu, kendisine doğru konuşuyordu. Konuşmak, yanıt vermek istedi fakat diyecek bir şey bulamadı. Koray'ın kızı omuzlarından tutup uzaklaştırdığını gördü, sonra telaşla kendisinden tarafa doğru baktığını da.
Fiziksel teması görmek onu üzerdi belki ama hayal kırıklığının nedeni bu değildi. Birkaç hafta önce kendisine gelip konuşan Zümra'ydı. Kız, ona aradan çekilmesi gerektiğini, kimin onun yanında olabileceğini söylemişti. Kiminle el elle yürüyebilirdi, kiminle görünebilirdi?
Derin bir nefes alarak duyguları uzaklaştırmaya çalıştı. Koray'ın kendisine bakan gözleriyle sakinleşmeye çalışıyordu fakat başaramayarak arkasını döndü. Belki alkollü olmasa daha kolay olurdu duyguları ile başa çıkması. Belki o zaman her şeye göze alarak geri döndüğünü hatırlatırdı kendisine. Koray yanındayken kimseye ihtiyacı olmadığını söylerdi. Diğerlerinin sözlerini de bakışlarını da umursamazdı fakat şimdi yapamıyordu.
Soluklanmak çıktı dışarı ama amacı nefes almak değil de nefesini kesmekmiş gibi hızla, neredeyse koşarcasına yürüdü.
Ev, eskiden kendisine ait olduğu için her bir köşesini ezbere biliyordu. Ana girişi geçtikten sonra bahçeye yöneldi ve bilmeyenler için çalılık gibi görünecek arka bahçeye doğru yürüdü. Çalıların ardında gizli yolu bularak geçti. Açıklığa çıktığında havuzdan yansıyan mavi ışıkla aydınlandı yüzü.
Suya baktığında Koray'ı ve kucağında olan kendisini gördü. Sıkı sıkıya tuttuğu ipleri o gece koparmıştı Koray. Bana güvenme demişti fakat dudakları ilk defa gerçek niyetini söylemek için aralanmıştı.
(Hatırlamak isteyenler için 15. Bölüm)
Anılarına dalmış, havuza bakarken arkasından yaklaşan adımları işitmedi. Bir anda arkasına döndürüldüğünde dudakları şaşkınlıkla aralandı ama Koray bir şey söylemek için açtığını düşünerek ondan önce davrandı.
"Lütfen, dinle beni!" Koray korkuyordu. Bundandı Yusuf'u şaşırtan tavırları. Yusuf, Salih'le ilgili düşüncelerini duyduğunda ona kızacağını, taraf alacağını düşünmüştü Koray'ın fakat Koray, duyduğu anda tıpkı onun gibi şüphe düşürmüştü gözlerine.
"Bir şey söylemene gerek yok." Dedi Yusuf. Koray'a değildi siniri. Zaten sinirli de değildi, üzgündü sadece. Alkolün etkisiyle doruklarda yaşıyordu duygularını.
"Yapma böyle," Dedi Koray. Az önce endişeyle tuttuğu için sıktığı koldaki tutuşunu gevşetti. "Gel içeri, konuşalım." Dedi havuza açılan çalışma odasına doğru adımlayarak. Odanın eve bağlı olduğu kapıyı her zaman kilitli tutuyordu. Kendisine özel olarak sakladığı tek yer burasıydı. Yusuf'tan sonra değiştirmeyip onu hatırladıkça soluklandığı tek oda.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bir Küçük Günahkar
Fiksi UmumKavgalı olduğu oğlan şehrin en köklü ailesinin oğluydu. Babasının mirası olan kasabayı günahlarından arındırmak isteyen beyefendi ile günahın kendisi olan suçlunun hikayesi.
