32

3.2K 235 56
                                        

Köşkün giriş kapısı sonuna kadar açıldı. İlk defa görevliler içeri giren bir Kömür'lüyü durdurup aramadılar. Herkes içeri silah soktuğunu tahmin edebilirdi ve herkes onu yüz adama karşı kullanmayacağını da tahmin ederdi.

Gözü ne kadar kara olursa olsun eli silahın kabzasına gitmeden kevgire dönerdi kıvırcık.

Koray bahçeyi aşarken korkmuyordu. Tek yanlış hareketinde hiç acımadan öldürüleceğini biliyordu ama yine de korkmuyordu.

Esen gece rüzgarı kıyafetlerini ve onlara eş zamanla olarak saçlarını dalgalandırırken gözleri kapıları açılmış köşkün içinde onu izleyen Nazım'daydı.

Gelmişti, onun isteği ile tek başınaydı. Nazım'a gerçek Koray'ı tanıtmak istiyordu. Aylarca başına bela olan, arabalarını soyan, insanlarından para çalan, yiğeni ile onu masada yenen ve en son silahlarını kaçıran deliyi tanıtmak istiyordu. Arkasından böyle dendiğini biliyordu. Nazım'a, ona neden böyle dediklerini gösterecekti.

Sessizlik içerisinde ayağının değdiği her basamakta sert adımının sesi işitildi. Tek başına olsaydı korkabilirdi Nazım ama o zaman bile gururundan geri kaçmazdı.

Koray içeri girdiğinde kapı arından kapandı.

"Aptallık ve cesaret..." Dedi Nazım onu süzerek. "Çok ince bir çizgi ayırıyor ikisini." Arkasını dönerek odasına doğru ilerledi. Koray'ın peşinde olduğunu biliyordu.

"Yusuf'u aptal sandım, sonra cesur olduğunu fark ettim. Şimdiyse cesaretini senden aldığını görüyorum." Çalışma odasının kapısını kıvırcık girdikten sonra kapattı. "Sen ona cesaretini vermişsin. O ne verdi sana? Buraya böyle gelmen aptallığını sana verdiğini gösteriyor."

İçerisi tıpkı bahçede ve yolda olduğu gibi bir düzine adamla doluydu.

"Uzatmanın ne gereği var? Ben Yusuf değilim, süslü sözlerle ve ince laf sokmalarla uğraşmam. Kartlarımı açık oynarım."

"Kartlarını açmana gerek yok Aslantaş ben elinin zayıf olduğunu biliyorum. Ailen elimde, para kaynağın durumdan habersiz ve burada yalnızsın."

"En kötü masalardan bile galibiyetle ayrılırım." Dedi Koray küstahça.

"Yavaş oğlum, boyundan büyük konuşma." Elini Koray'ın omzuna koymak için kaldırdı ama kıvırcık arkaya kaçarak kurtuldu bu tutuştan.

"Otur ve sakinleş, sana anlatmak istediğim bir hikaye var." Dedi Nazım kendi koltuğuna yönelirken.

"Uzatma Altuk. Neredeler?" Nazım onun sözleri ile güldü. Gerçekten ailesini alabileceğini düşünüyor muydu?

"Sakin ol Aslantaş. Güzel bir hikayeyi dinleyecek kadar vaktin var." Koray tekrardan direnmek için ağzını açtı ama hemen solundaki adamın silahının sürgüsünü çektiğini işitti. Emri alarak en yakındaki koltuğa çöktü.

"Aslantaş demişken çok uzaklaşmalayım ve ailenden bahsedeyim. Siz Aslantaş'lar bilmezsiniz bu hikayeyi. Hem ailen aptallıklarından bahsetmeyeceği için hem de sağ çıkan erkek kalmadığı için..." Koray derin bir nefes aldı. Annesi ailesinden kalanların yıllarca Altuk'lara nefret beslediğinden bahsetmişti ama artık bu kasabada, bu soyadla yaşayan kimse yoktu.

"Çok değil iki asır önce madenler, kasaba, para kısaca her şey ailenindi. Bizimkiler onların sağ koluydu. İşleri hallederek köylülerden ayrılıyorlardı.

Büyük babam güvenlerini kazanarak Aslantaş'ların içine girdi ve öğrendiği işleri kendisi de yapmaya başladı." Nazım bardağındaki içkiyi içmek için ara verdi konuşmaya.

"Aslında ne var biliyor musun? Uzatmaya gerek yok. Ailem aileni kandırdı ve sahip olduğu her şeyi aldı. Erkekler öldürüldü, para alındı, madenlere el konuldu. Kasaba eski refah dolu günlere veda etti ve Altuk'lar doğdu.

Babanın dedesi oradan sağ çıkan tek çocuktu ve şimdi ise sadece sen ve erkek kardeşin kaldınız. Siz de Yusuf Altuk'un hatası yüzünden öleceksiniz." Dedi kısa kesmeye çalışarak. Anlatacağı hikâyeden o bile sıkılmıştı.

"Gerçekten çok kısa bir konuşma oldu."

"Beni sinirlendirme Aslantaş, neler döndüğünün farkındayım." Koray kendini sabit tutmak için çaba sarf ediyordu. Bir hareketi ile planını ele verebilirdi.

Nazım ayağa kalkarak duvar boyunca uzanan camlara yöneldi.

"Birinci sefer de işe yaradı çünkü sizi bilmiyordum, ikinci seferde de yaradı çünkü Yusuf'u hafife aldım ama üçüncü de gerçekten kanıcak kadar aptal olduğumu düşündün mü?" Gözleri köşkün girişindeki ufak kargaşaya kaydı.

"Neyden bahsediyorsun?" Dedi Koray.

"Her seferinde beni oyalayıp işi halletmeye çalışıyorsun ama bu sefer yanıldın Aslantaş.

Sen, beni oyalarken önceden yeri belirlemiş olan arkadaşların içeri girip aileni alacaktı.

Sana yeni bir bilgi vereyim ailen burada değil." Nazım yüzüne zafer dolu gülüşünü yerleştirdi ve arkaya döndü. O dönmeden hızla ayaklanarak aralarındaki mesafeyi kapatmıştı Koray.

Sert yumruğu Nazım'ın yüzünü bulduğunda Nazım karışılık vermeden önce elini kaldırarak silahlarını kaldırmış adamlarını durdurdu.

"Neredeler?" Koray'ın sesi öfkeyle kalınlaşmıştı. Nazım'ı yakalarından yakalayarak tuttu ve sertçe sarstı.

"Cehennemin dibinde seni bekliyorlar." Koray adamın burnunun üzerine kafa attığında kemikten gelen iç gıcıklayan sesi işitti.

Nazım daha fazla dayanamayarak koluyla takımı arasında tuttuğun ince ve sivri uçlu bıçağı çıkardı. Tek hamlede kabzasını tutarak Koray'a sapladı.

Kıvırcık yırtılan etini hissetti ama şaşkınlık ile acı hissedemedi. Aşağı bakmak istedi ama gözleri bir türlü kaymadı. Nazım'ın, Yusuf'unkine eş kara gözlerine bakakaldı.

"Aptalsın Aslantaş, aptal." Bıçağı tamamen sokmuştu. "Yusuf'a cesedini göstereceğim. Böylelikle neye neden olduğunu anlayacak."

12 Saat Önce

"Ne yapacağız?" Diye sordu Cebrail korku ile. Sorusunun bir hedefi yoktu.  Kim ne düşünüyor ise söylesin istiyordu.

Koray köşeye çökmüş, başını ellerine yaslamış, gözlerini yummuştu. Ne yapması gerektiğini bilmiyordu. Bir planı hatta düşüncesi bile yoktu.

"Ben adamları arasında tanıdıklarımı konuştururum." Dedi Yusuf.

"Yetmez, çok uzun zaman alır." Cebrail haklıydı.

"Bunu tek başımıza çözemeyiz. Uzaklaşmış olamaz, kaçmasınlar diye el altında tutuyordur. Kasaba bizim, evi dışında her yere bakarız. Yusuf da adamları ile konuşur." Dedi Ardıç.

"Dört kişiyiz Ardıç, tek başımızayız." Konuşan Koray'dı.

"Kömür bizimle." Dedi Yusuf. Adamları ve Kömür verken tek başına olan Nazım'dı.

Nazım Altuk seni nefret ettiklerim köşesine alayım. Yanında Özgür, Necati Saygın ve Bora var (diğer kurgulardan karakterlerim)

-Lisa buradan kaçıp yeni 5 kurgusuna bölüm yazmaya gidiyor.

Bir Küçük Günahkar Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin