Medyaya kitaba ismini veren şarkıyı koyuyorum. Spotify listesi yapmak istiyorum ilgilenen olur mu acaba?
Yusuf'un elleri Koray'ın gömleğinin düğmelerini açarken Koray sarışını belinden tutup dışarı doğru çekti. Arkası dönük olduğu halde birçok defa gördüğü kısa yola rahatlıkla girdi. Evin arkasındaki havuza çalışma odasından kısa bir geçit vardı.
Suyun ucuna gidene kadar durdukları şekli bozmadılar. Ucuna geldiklerinde Yusuf düğmeler ile işini bitirmişti. Beyaz gömlek kıvırcığın kollarından düşerken geride çıkarmaya tenezzül etmedikleri kravatı kalmıştı. Koray tek adım daha geri gitse suya düşeceğini biliyordu.
Ayağını geriye doğru atarken yüzünde hınzır bir ifade vardı.
Yusuf kravattan tutarak düşmekte olan esmer oğlanı yakaladı. Bir şeyler söylemek için ağzı açıldı ama devamı gelemeden Koray ağırlığı ile onun da dengesini bozdu ve ikisi de suyu boyladı.
Yusuf, Koray'ın üzerine düşmesinin avantajını kullanarak tekrardan yüzüye çıktı. Kafası hala suyun altında olan kıvırcığı seçebiliyordu. Beyni doğru düzgün nefes alma komutu vermeden hınzırlığa çalıştı. Elleri suyun altında kalan esmeri buldu ve kafasını dışarı çıkarmaması için aşağı doğru bastırdı onu.
Kahkahalar atarken aklında suyun dibinde boğulduğu anlar vardı. Suya girdikten birkaç saniye sonra uyanmıştı ama yüzme bilmediği için karanlık gölde dibe doğru batmıştı.
Koray'ın elleri kafasındaki ellere oradan da sahibinin bedenine gitti. Belini kavrayıp kendine doğru çekerken dirsekleri ile kendisini aşağıda tutan kollara vurdu. Yusuf'un gücünü kırdığında kafasını aşağıdan çıkarabildi.
Öksürükleri gülüşlerine karışırken Yusuf da ona eşlik etti.
Yusuf dirseklerini havuzun kenarına dayayarak tuttundu ve duruşunun izin verdiği kadar bedenini suya soktu. Dışarısı içerisinden daha soğuktu ama suyundan ondan eksik kalır bir hali yoktu.
"Neden suya girmiştik?" Birkaç dakika önce Koray'ı soyarken sorması gereken soruyu şimdi soruyordu.
Koray ona doğru yüzerek ellerini havuzun kenarına dayadı ve sarıyı köşeye kıstırdı.
"Su bizim olayımız." Söylemek istediği sözleri yumuşatıyordu ama sinsi gülüşü onu ele veriyordu. "Sokul bana ısınırsın."
"Suya düşen yılana sarılır diyorsun."
"Korkma sokmam." Aralarındaki mesafe azalırken ettiği imalı laf Yusuf'u güldürdü.
Yeterince yaklaştığında durdu ve Yusuf'u incelemeye başladı. Islanıp anlına yapışan koyu sarı saçları, kemikli yüzünden aşağı süzülen sular ve soğuktan kırmızılaşmış burnu önceden fark ettiği detayları daha da güzelleştiriyordu.
Parmağını uzatarak Yusuf'un alnına düşmüş tutamları köşeye itti. Parmağı aşağı inen yolu takip ederek dudaklarına indi.
"Kızı sordun ya..." Yusuf başını neredeyse fark edilmeyecek yavaşlıkta salladı. Koray'ın dokunuşları uyuşturuyordu onu.
"Sarı, kıza kalkmıyordu, beni onunla gördüğün ilk gecede, eve getirdiğin gecede onun uğraşarak yaptığı şeyi sen saniyeler içinde yaptın."
Baş parmağı ile Yusuf'un alt dudağını çekerken az önce yumuşattığı sözleri sansür uygulamadan söyledi.
"Suya soktum çünkü seni suda becermek istiyorum." Yusuf'un dolgun dudakları parmakları arasında genişlerken başını olumsuz anlamda iki yana salladı.
"Anca rüyanda kıvırcık." Sözlerinin aksine bacakları Koray'ın beline sarıldı. Kollarını Koray'ın boynuna sararak kıvırcığı kendine çekti ve öptü.
Yumuşak dudaklar Koray'a Gül Bahçesi'ndeki hayalini hatırlattı. Yusuf ayaklarını arkada kilitleyerek kendini iyice bastırdığında Koray'ın inlemesini işitti. Koray öpücüğü derinleştirerek dilini kattı ve Yusuf'u belinden tutarak dahası mümkünmüş gibi kendine çekti.
Yusuf onun omuzlarından güç alarak kendini onun üzerinde hareket ettirdi. Koray aldığı haz ile kafasını geri yatırırken Yusuf'un dudakları boynuna kaydı.
"Daha da ileri gidersen duramam." Kelimelerinin arasındaki inleme duramayacağı sınıra çok yaklaştığını gösteriyordu.
Yusuf bacaklarını ondan ayırırken gülümsüyordu. O da Koray kadar etkileniyordu ama daha iradeliydi. Onu delirten kişi olmak hoşuna gidiyordu. Sözleri ile her seferinde yapmıştı. Şimdi bulduğu yeni yol ile daha çok zor duruma sokacaktı onu.
"Nasıl yapıyorsun?" Dedi Koray dudaklarını birbirine bastırırken. Onları Yusuf'tan uzak tutmak için çaba harcadığı belliydi.
"Bir şey yapmama gerek kalmıyor, erkeklerden hoşlanıyorsun." Koray kafasını sallayarak reddetti onu.
"Fark ederdim, önceden fark ederdim. Sen farklısın." Koray'ın sözleri güzeldi, Yusuf onun yalan söylemediğini biliyordu ama sözlerinin gerçek olmadığını da biliyordu. İstese de fark edemezdi. Kendini nasıl kapalı tuttuğunu, nasıl yetiştirildiğini hesaba katmıyordu esmer oğlan.
"Sen nasıl başarıyorsun?" Dedi Yusuf.
"Neyi?"
"Gitmeyecekmiş gibi konuşmayı?" Koray'ın kaşları çatılırken devam etti. "Kötü niyetli olmadığını biliyorum ama gözlerindeki deli parıltıyı görebiliyorum. Sana güvenmemem gerektiğini söylüyor ama..." Aralarındaki küçük mesafe ile güldü. "Ama halimize bak."
"Sadece beni öyle görüyorsun ama sen de bilmediğin şeylerden korkuyorsun. Bana güvenebilirsin demeyeceğim çünkü kendim bile yapabileceklerimi kestiremiyorum." Sorusuna onu sevdiğini söylerek yanıt verebilirdi. Kızlarda tutuyordu bu taktik ama Yusuf'a bunu yapmak istemedi. Gerçekten böyle hissetmeden dudaklarını bu sözler ile kıpırdatmak istemedi. "Arzularıma güven ya da daha görünür bir şey istiyorsan..." Gözleri aşağı sertleşmiş uzvuna kaydı. Yusuf gülerek baktı aşağı.
*
Kurulandıktan sonra Koray'ı kendi odasına götürdü. Kıvırcık oğlanın imali gülüşlerine rağmen Yusuf uyumayı düşünüyordu.
Üstüne giyebileceği bir şeyler verdikten sonra kendisi de giyindi. Koray aralarındaki sessizlikten rahatsız olarak konuşmaya başlayan ilk kişi oldu.
"Kömür'de rahatsız edebileceğin onlarca kişi vardı. Beni nasıl buldun? Yani nasıl seçtin?"
"Ben seçmedim, orada duruyordum, sen kaçmayacak kadar cesur olan tek kişiydin." Koray onu ilk gördüğü zamanı düşündü. Şimdi yan yana olabilirlerdi ama aslında birçok şey değişmemişti.
"Aşağıda sır yok demiştik ya..." Değişen en önemli şey birbirlerine girmelerine neden olacak olsa bile yalan söylemeyeceğiydi.
"Hı, hı..."
"Dövüş kulübünü topluyorum." Yusuf derin bir nefes aldı ve ona doğru döndü. Koray'ın gözleri ellerindeydi. Yüzüğünü parmağında döndürüyordu.
"Koray..."
"Karşı çıkmadan önce bir dinle." Gözlerinde mahçup bir ifade vardı. Yusuf'un düşünceleri bu olaya bakışını tamamen değuştirmişti.
"Beni zorluyorlar, ben açmazsam da toplanır. Şöyle düşün en azından böyle olursa gözümüzün önünde olur." Dedikleri doğruydu ama bir şeye izin vermek diğerlerini de peşinde sürükleyecekti.
"Paraya ihtiyaçları var Yusuf. Biz her şeyi yoluna sokana kadar kapanamaz."
Tahmin edin kimin canı kaos çekiyor :)) Daha doğru düzgün birleştirmedim ama sorun çıkarayım mı? Duejdjwn
Bugün işlerim vardı bu geçiş bölümü oldu ama yarın daha güzel olaylar ile döneceğiz.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bir Küçük Günahkar
Ficción GeneralKavgalı olduğu oğlan şehrin en köklü ailesinin oğluydu. Babasının mirası olan kasabayı günahlarından arındırmak isteyen beyefendi ile günahın kendisi olan suçlunun hikayesi.
