Koray demir kapıyı çekerek büyülü salon ile bağlarıni kesti.
Birkaç saniye boğuk müziğe eş olarak sadece nefes sesleri duyuldu. Kehribar gözler kahve olanlar ile buluştu.
Yusuf bir şey söylemek ister gibi araladı dudaklarını ama kelimeler dökülmedi. Onun yerine dilini gezdirdi dudaklarında sonra beklenmedik bir gülümseme kondu. Gülümseme yerini kahkahalara bırakırken bedeni de gülüşüyle sarsıldı.
Her şeye hazırlanmıştı sarı, kazanmak dışında her şeye. Ellerini saçlarına atarak onları karıştırdı. Geriye yatırdığı saçları dağılırken her zamankinden daha da şirin görünüyordu.
Onun gülüşlerine karşı Koray da gülümsedi ama kendini onun kadar kaybetmedi.
"Kazandık." Dedi Yusuf. Elini Koray'ın omzuna atarak ondan güç aldı. "Gül Bahçesi'ni kazandık." Kahkahası şiddetlenince Koray'a da iyiden iyiye bulaştı. Hem gülüyor hem de onu susturmak için çabalıyordu.
"Duyacaklar, gel." Yusuf'u kolundan çekerek koridora çıkardı.
Dar koridora girerek iyice uzaklaştılar az önce içinde onları parçalamak isteyen kurtların olduğu odadan.
"Tamam kazandın da adamların duyacağı yerde gülme lan! Öldürecekler bizi."
"Kazandık." Diye düzeltti Yusuf. Kaşları kalkıp tekrar indi. Zafer ile yoldaşını satacak biri değildi.
Koray onda hiçbir zaman görmediği bir mutluluk görüyordu.
"Nazım sikiği de Celal da mors oldu." İçeride amcacığım dediği adamdan bahsediyordu.
"Dilin açıldı lord." Dedi Koray onu alaya alarak. Kazanmış olmak değil Yusuf'un hali eğlendiriyordu onu.
"Sen beni hiç tanımıyorsun ya." Dedi Yusuf gülüşlerinin arasında. "Ama boşver tanıma, tanısan vazgeçemezsin zaten." Koray şaşkınlıkla ona bakarken Yusuf, sözlerine güldü.
"Ne içtin lan sen?"
"Mutluluk şarabı, sana da öneriyorum."
"Çok pahalıdır o, almıyım ben." Yusuf baş parmağı ve işaret parmağını birleştirerek yuvarlak yaptı ve hafifçe Koray'ın yanağına vurdu.
"Köpeğimi beslerim ben." Koray kapıyı açarak onu da dışarı itti. Hem sinirleniyordu sözlerine hem de gülüyordu.
Dışarı çıktıklarında derince bir soluk aldı Yusuf. Birkaç saniye içinde sevinç narası atacakmış gibi duruyordu.
"Bu ben olmalıydım." Dedi Koray. O bu kadar sevinci anlamıyor olabilirdi ama Yusuf bilmediği bir sahada kazanıyordu. Sadece oyunu kazanması değildi onu mutlu eden. Koray'ın bilmediği onlarca şey başarmıştı. Celal'i masaya oturtmak, Hasan Usta'yı ikna etmek, sigorta işini halletmek hepsi başlı başına imkansız geliyordu. Bir de üstüne Koray'ı tarafına çekmiş -Bunun için neredeyse boğulmuş- ve Gül Bahçesi'ni almıştı.
Elvis'in melodisi duyulmaya başladığında arabaya doğru yürüyorlardı. Yusuf ritmik adımlar atmaya başladığında Koray güldü. Koluna uzanarak durdurdu sarışını. Madem sarı laf ediyordu o da bu halini kullanacaktı.
"Dans et lan!" Dedi gülerek. Yusuf burnunu kırıştırarak şımarık bir ifade takındı yüzüne.
*Medya*
"Everybody in the whole cell block (Tüm hücre bloklarındaki herkes) Was dancin’ to the Jailhouse Rock (Hapishanede rock dansı yapıyordu.)" Şarkıya eşlik ederken ayaklarını da ritimle yere vurdu ve ellerini ceketinin cebinden çıkararak pantolon askılarına attı ve onları tutarken döndü.
Koray kahkahalar eşliğinde izliyordu bu dansı. Hiçbir şeyi yanlış ya da komik yapmıyordu hatta tam tersi mükemmeldi hamleleri. Onu güldüren bunu yapmasıydı.
Yusuf ona doğru uzanarak kendi başındaki fötr şapkayı kıvırcık saçlara kondurdu. Koray ona eşlik edercesine ayağı ile ritim tuttu.
Kısık müzikte dans edenleri gören biri sarhoş ya da deli derdi ama bir gecede iki katı zenginleşen ikili kimseyi umursamazdı.
"You’re the cutest jailbird I ever did see (Sen, şimdiye kadar gördüğüm en tatlı hapishane kuşusun)
I sure would be delighted with your company (Eminim senle arkadaş olmak keyifli olurdu)"
"Boğulurken pek eğlenceli değildi." Dedi Koray şarkıya ithafen.
"Onun intikamını hala almadım, aklımda."
Korna sesi konuşmalarını böldüğünde ikili ara sokağın girişinde park etmiş onlara bakan şoförü gördü. Adam bölmek istememişti ama tehlikeli olmadan önce buradan gitmeleri gerektiğini biliyordu.
İkisi de sanki az önce dans edenler onlar değilmiş gibi düzeldi. Duruşları dikleşti ve arabaya doğru yürümeye başladılar.
Koray bıyık altı gülüyordu. Arabaya bindiklerinde gözlerini şoförden kaçırdılar.
Adam lokasyon bilgisi için beklerken Yusuf, Koray'ın beklemediği bir şey yaparak arabayı direk evine sürdürdü.
"İntikam alacağım, sonuçta seninle işim bitti. Havuzda boğacağım bu gece." Merakla bakan gözlere yanıt verdi Yusuf.
"İçime su serpildi." Araba Altuk köşküne doğru yola koyuldu.
Ben burayı azcık yarım bırakıyorum ama yarın çok güzel şeyler yazacağım :)))))))))
Bu kitapta modum şey sevişelim ama sevgili olmayalım dhehdnens
-Lisa
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bir Küçük Günahkar
General FictionKavgalı olduğu oğlan şehrin en köklü ailesinin oğluydu. Babasının mirası olan kasabayı günahlarından arındırmak isteyen beyefendi ile günahın kendisi olan suçlunun hikayesi.
