Bölüm ortasındaki resmi göremeyenler olursa diye medyaya ekledim.
Koray nefeslenmek için durdu. Çocuk birkaç sokağın ardından koşmaya başlamış ve ara sokaklara girerek gözden kaybolmuştu fakat onun yaşının üç katı kadar yıldır Kömür'ün ara sokaklarında dolanmıştı Koray. Eninde sonunda nereye gittiklerini çok iyi bilirdi.
Geldiği yola geri girdi ve iki ara sonra sola döndü ve oradan neredeyse yıkılmak üzere olan, duvarlarının içindeki kocaman deliklerden duvarlığı kalmamış eski bir evden içeri girdi ve başka bir deliğinden çıktı.
Koşmaktan yorulmuş, sırtını duvara dayamış nefeslenen çocuğu gördü. Bir çırpıda yanına vardı ve yakasından yakaladı çocuğu.
"Yakaladım seni fare!" Sahtekarın dudaklarından çocukça bir korku nidası döküldü. Ayakları yerden kesildiği için kaçamıyor, gücü yetmediği için inemiyordu.
"Kimdi?" Dedi Koray. Bunun bir şaka olduğunu düşünüyordu. Cebrail ya da Ardıç olabilirdi. Mahalleden birileri hatta Yusuf bile olabilirdi. Sırf koşsun ve rezil olsun diye uğraşacak pek çok kişi vardı ama aklına tuzak olduğu gelmedi. Kömür'de kimse ona yamuk yapmazdı.
"Ferdi abiydi." Dedi çocuk. Birkaç saniyeden korkusundan dökülmüştü.
Koray duyduğu isimle çocuğu bıraktı ve hızla geldiği yola girdi. Yaptıran Ferdi ise bu bir şaka olamazdı.
Koray köşeyi dönüp Yusuf'u bulduğu yere vardı ama sarı etrafta yoktu. Hızını kaybetmeden ara sokaklara girip çıktı.
Sonunda içlerden birinde uzaktan gördü sarı saçları.
"Yusuf." Dedi rahatlayarak. Onu diğerlerinden daha önce bulduğunu sandı.
Yusuf'un arkası dönüktü ama ayaktaydı. Sarı, duyduğu sesleniş ile arkasını döndü. Kan patlamış kaşından, yanağına kadar akmıştı. Burnundan sızan ise dudaklarına karışmıştı. Ağzında biriken kanı yere tükürdü.
"Haklıydın." Dedi burnundan akan kanı silerken. Koray'ın endişesi bütün duygularının önüne geçti ve Yusuf'a doğru koştu. Yusuf da öne doğru bir adım attı ama daha ilk adımında dizleri aldığı darbelerin etkisi ile dayanamadı ve dengesini koruyamadı.
Koray onu son anda kafasını yere çarpmadan yakalayabildi.
*
"Sorun ne biliyor musun?" Koray, Yusuf uyandığından bu yana ilk defa konuşuyordu ama sinirli olduğunu belli etmesi için ses tonuna gerek yoktu. Dokunsa patlayacak gibiydi. "Her seferinde yaraları temizleyen ben oluyorum." Yusuf'un dudağına doğru bastırdı gazlı bezi.
Yusuf sızlama ile inlerken Koray ona belli etmeden minik bir kontrol bakışı attı bastırdığı yere. Merhametliydi ama sinirli olduğu için belli etmek istemiyordu.
"Her seferinde belayı buluyorsun. Sana diyorum ki; gitme Yusuf, yapma Yusuf, bekle Yusuf, dinle Yusuf! Asla dinlemiyorsun!" Yusuf gözlerini Koray'ın öfkeli bakışlarından kaçırdı.
"Sadece bakmak istedim." Sesi mırıltı gibi çıktı. "Ama haklıydın, buraya ait değilim." Onu Kömür'e çeken her ne ise karşılıklı olmadığı belliydi.
"Kimse buraya ait değil Yusuf! Çöplük burası, böyle olmasının nedeni ataların, tek hareketle soy adını silemezsin. Önlerine servet bile döksen ilk fırsatta sırtından vururlar seni."
"Sen yapmadın ama..."
"Ben sana aşık oldum da ondan! Onların neyi var? Para mı vereceksin? Paranı seni öldürerek de alabilirler. Umurlarında değilsin." Öfkeli sözlerinin üzerine Yusuf derin bir nefes aldı. Koray haklıydı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bir Küçük Günahkar
Ficção GeralKavgalı olduğu oğlan şehrin en köklü ailesinin oğluydu. Babasının mirası olan kasabayı günahlarından arındırmak isteyen beyefendi ile günahın kendisi olan suçlunun hikayesi.
