Medya bu kurguyu en iyi özetleyen şarkılardan biri. Hem keman gibi eski dönemlerde hem de o zamanlarda yapabilecek olsalar şarkılara böyle sözler ekleyecek tiplerde karakterler kısaca Old but gold :))))
Koray bir hafta önce diken üzerinde oturduğu koltuğa bugün yayılarak kuruldu.
O ceketini çıkarırken Yusuf bardaklara viski dolduruyordu.
Koray yerine yerleştiğinde gözleri sarışına kaydı. İlk gelişlerinde ilgisini çeken odaya artık bakmıyordu. Bu geceyi planlamak için bir çok sefer gelmişti buraya. Artık ilgi çekici değildi.
Yusuf ona doğru döndüğünde başıyla gramafonu işaret etti. Kafasının hareketi ile dağılmış saçları da hareketlendi. Koray başını olumsuz anlamda sallarken sallanan saçlara karşı gülümsedi.
Bardak masaya değdiği anda Koray'ın elleri ile buluştu. Kıvırcık susamış bir havayla abandı içkiye.
"Yavaş, yakma kendini." Koray, Yusuf'un sözlerine aldırış etmedi. Yusuf yanına çöktüğünde gözleri tekrardan onu buldu. Karşısına oturmasını beklemişti.
İkisi de birbirini istemediğini söylediğinden beri bu konuyla ilgili bir söz edilmemişti. Koray bundan mutluydu ama şimdi Yusuf'un normaldan biraz daha yakında durması onu germişti.
Yusuf öne doğru eğilerek bardağını masaya bıraktı. Ceketini ve yeleğini çıkarmıştı. Beyaz gömleğinin bedenin altından kıvrımları seçiliyordu.
Elini saçına atarak zaten dağınık olan saçları biraz daha dağıttı. Koray'ın içinden tıpkı Yusuf'un yaptığı gibi onlara dokunma isteği geçti.
Koray'a dönmeden önce içkisinden bir yudum daha aldı.
Yüzündeki gülümseme azalsa bile izleri silinmemişti. Koray'a baktığında tekrardan genişledi gülüşü. Kaşları sorgularca kalkana kadar Koray gözlerini ona diktiğinin ve süzdüğünün anlaşıldığını fark edemedi.
Bakışa yanıt vermekten kaçarak o da dirseklerini dizlerinin üzerine doğru attı ve masaya doğru eğildi. Gözleri aynı hizaya geldiğinde Yusuf'un gözlerinden olayı kapatmayacağı okunuyordu.
"Beni mi izliyordun?" Dedi. Sözlerinin ardından dili dudaklarını ıslattı.
Koray viskiyle dolu ağzını sorudan kaçmak için kullandı. Dudaklarını büzerek içkinin birazını Yusuf'a doğru fışkırttı, gerisini yuttu. Yusuf söylenmeye başlayınca güldü.
"Rüyanda görürsün sarı." Dedi sorusuna karşı.
"Seni bir türlü eğitemedim." Yusuf pantolunu sildikten sonra elini kaldırarak Koray'ın başına köpeklere yapılan şekilde iki tane yumuşak dokunuşla vurdu. Koray'ın kaşları çatılırken o gülmeye başladı.
Ellerini kaldırarak işaret parmakları ile skoru gösterdi. Şimdi bire bir dese de birbirlerini gördükleri ilk günden beri sürüyordu bu yarış. Skoru tutmuyorlardı ama hangisine sorsan kendisinin önde olduğunu söylerdi.
"Denesene." Koray onun yaptığı gibi elini Yusuf'un saçına attı ama dokunmak yerine karıştırdı saçları. Onun hamlesini kullanarak az önce Yusuf kendi saçlarına dokunurken yapmak istediğinin üstünü örterek yapıyordu. Yusuf, onu eline vurarak uzaklaştırdı.
"Denersen her şey tersine döner sen de biliyorsun." Dedi Koray. Şu an söz sahibi Yusuf'tu ama kıvırcık asla altta kalmazdı.
"Belki ama bu hala patron olduğum gerçeğini değiştirmiyor. Ayrıca konusu gelmişken seni tutmadım Koray, sana güvendim. Kumar umurumda değildi, poker fişlerini alabilirsin. Parayı umursamıyorum." Viskisinden bir yudum almadan önce elini önemsiz bir şeyden bahsedercesine salladı. Bahsettiği para için birini öldürebilecek onlarca kişi vardı Kömür'de.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bir Küçük Günahkar
General FictionKavgalı olduğu oğlan şehrin en köklü ailesinin oğluydu. Babasının mirası olan kasabayı günahlarından arındırmak isteyen beyefendi ile günahın kendisi olan suçlunun hikayesi.
