8

7.3K 596 254
                                        

Koray çakmağını çıkararak dudaklarının arasında ateşi bekleyen sigaraya tuttu ve ucunu yaktı. Derince bir nefes alarak zehirli havayı dışarı soludu.

Kahvenin çalışanı masasına çay bırakırken başıyla selamladı onu. Koray'ın gözleri önündeki gazetedeydi. Önemli olabilecek bir şeyler için bakınıyordu.

Masanın karşısına çöken ağırlığı fark etti ama arkadaşlarından biri olduğunu düşünerek kafasını kaldırmadı.

"Selam, sabah yok mu aslanım?" Dedi arkadaşlarınınkine göre oldukça yaşlı bir ses.

"Oo Hasan Usta!" Koray ayaklanarak adamın eline uzanmaya çalıştı. Adam elini çekti ve çocuğun omzunu sıvazlayarak gösterdi sevgisini.

"Otur oğlum, otur. O kadar yaşlanmadık." Kendine özgü güven verici kahkahasını attı.

"Nerelerdesin Ustam? Gözümüz yollarda kaldı." Köyün dışında kalan maden ocaklarında çalışıyordu adam. Bir ailesi olmadığı için ocakların yanında kalıyor, köye de sık sık inemiyordu.

Usta başı olduğu için Kömür'deki herkes tanırdı onu. Köylülerin iş bulmasına yardım ediyor, çoğuna babalık ediliyordu. Önemli bir şey olmadıkça gelmezdi kahveye.

"İş, güç oğlum her zamanki gibi. Nazım iti yine yevmiyeleri geciktirdi. Onlar ile uğraşıyorum." Koray Altukoğulları'nın başının ismini duyduğunda cümlenin devamının böyle geleceğini biliyordu. Halkı sömüren köpek balığının adı bir defa uğurlu bir şeyle anılmazdı zaten.

"Sen neler yapıyorsun anlat da keyiflenelim!" Kömür'de Koray'ın okula gittiğini ailesi dışında bilen tek kişiydi Hasan Usta. Hayatını kurtarması için ilk borcu da o ödemişti.

"Aynı." Sigarasından bir nefes çekerek neredeyse birini öldürdüğünü düşünmemeye çalıştı. Birini dövdüğünü, ondan nefret ettiğini, aynı zamanda onunla ilgili hayal kurduğunu ve şimdi de ceketinin iç cebinde onun verdiği kitabı taşıdığını dillendirmek istemiyordu. Hayattan böyle kurtuluyordu. Bazı şeyler hakkında bitip gidene kadar konuşmuyordu. Artık geç olduğu zaman küçük bir bakış atıyordu ve sonra sorun ortadan kalkıyordu. 

"Neyse ben seni tutmayayım arkadaşların gelir. Ben de Altuk'la buluşacağım zaten." 

"Kiminle?" Yapamayacağını bilse de Nazım'ı görüp okkalı bir tokat geçirmek istiyordu ona. İçeri girecek olması umurunda olmazdı. Önündeki engellerin ilki bunu yaparsa yüzünün bilineceğini ve bir daha araba yağmacılığı yapamayacağıydı. İkincisi ise adama istese de yaklaşamayacağıydı.

"Genç bir oğlan. Normalde başkasını yollardım ama ayağıma madenlere kadar geldi. Belli ki niyeti ciddi. Konuşsun bakalım ne diyecek."

"Yusuf mu?" Dedi Koray şaşkınlıkla. Yusuf birçok kez bahsetmişti niyetinden ama nedense ciddiye almamıştı Koray. İnanmamıştı ona.

"Tanıyor musun?" Koray başıyla onayladı onu. "Araba kalkacak şimdi. Tanıyorsun madem, sen de gel." Adamın cümlesi üzerine ayaklandı Koray. Sanki kendisi acele etse araba da edecekmiş gibi hevesliydi. 

*

Yusuf yanına yaklaşan adamın yanında Koray'ı görmeyi beklemiyordu ama fazla şaşırmadı. Her taşın altındaydı kıvırcık saçlı oğlan. Bundan da çıkması normaldi.

Karşısına oturduklarında okuldaki gibi değildi Yusuf. Kömür için ulaşabileceği herkes önemliydi, onun için ciddi kalmalıydı ama Koray onun aksine bıyık altı bir gülüşle bakıyordu ona. Basitçe bir dalga geçme miydi bu yoksa bir şeyler mi planlıyordu pek anlayamadı.

Bir Küçük Günahkar Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin