"Buyurun efendim." Hizmetçi kız, elinden gelen en sakin tonla konuştu. Sade kahveyi masaya bırakırken gözlerini Koray'dan olabildiğince kaçırdı.
Normalde çalışanlarına karşı oldukça sıcakkanlı olan efendilerini, ne zaman rahatsız etmeyeceğini çözmüşlerdi. Tıpkı şu an olduğu gibi kasılı bir çene, seğiren göz ve her şeyden daha iyi koruduğu kitabı altında ezen eller; bunlar oldukça öfkeli olduğunun işaretleriydi. Öfkeliyken başka birine dönüşüyordu Koray.
Nefreti de öfkesi de aynı kişiye yönelikti. Şu an içinde bulunduğu evin her yerinde onu görüyor olmak da pek yardımcı olmuyordu. Yusuf'un ardından evde ona ait ne varsa attırmıştı. Şimdilerde hiç kullanmadığı eski çalışma odası -Nedim Altuk'a ait- ve eski kitap dışında her şeyi...
Kitabı saklama nedeni Yusuf değil, kendi hissettikleriydi. Anılarından nefret etmiyordu ve kitabı da bunun için saklıyordu. Normalde diğer kitapları koyduğu koleksiyon rafında durmuyordu bu kitap. Kaybetmek istemeyeceği kadar özel olduğu için ceketinin iç cebinde onunla birlikte okula gidiyor, rafa koyup kilitli kapı ardında bekletiyor, sonra yine yerinden alıp cebinde geri eve getiriyordu.
Cebrail'e de sinirliydi Koray. Ne zaman bir taşın altından Yusuf çıkacak olsa, Cebrail o taşı kaldıran kişi oluyordu. Şimdi de kapıyı açmak için anahtarı aldığında bir şekilde Yusuf'u da içeri sokmayı başarmıştı. Kitaba eklenmiş sözlerden anlamıştı Koray. Küçük karalamaları umursamıyordu ama biri, bir söz canını sıkmıştı. Buradayım, senin için döndüm, almadan da gitmeyeceğim.
Koray'ın gözlerden uzak tutabildiği kitaba ulaşmış olması ayrıca canını sıkıyordu. Kitaba ulaşmış olması ona da ulaşabileceğinin bir göstergesi olarak kullanıyordu Yusuf ama hiçbir şey sandığı kadar kolay olmayacaktı.
Koray, ona git demişti ama beyefendi kalmaya kararlı olduğunu gösteriyordu. Kanlar içinde kalan yüzüne rağmen kitaba yazacak kadar cesurdu. Yusuf'un oyun oynayan tavrından nefret ediyordu Koray. Sanki çekip giden o değilmiş gibi yanaşıyordu. Zamanında dengesiz olduğu için reddettiği Koray'a dönüşmüştü Yusuf. Şimdi Koray düzgün bir yaşama, saygın bir isme ve mutlu bir hayata sahipti. Yusuf ise sürekli karşısına çıkan sokak çocuğu olmuştu. Birbirlerine dönüşmüş olduklarını o anda, Yusuf'un sürekli oturduğu yerde oturduğunu fark ettiğinde anladı.
Yusuf gidişinde bile Koray'ı kurtarmak için ev bırakmış, onu her zaman yukarı çekmişti. Koray ise Kömür'ün karanlığını ona bulaştırmış, kendisini karanlıktan aydınlığa çıkarmıştı. Tabii Koray hiçbir şeyi böyle yorumlamıyordu. Ona göre ev, bir fahişeye ödenen para gibi bırakılmıştı kendisine. O batan bir gemide terk edilmişti. Gemi yüzdüren de Yusuf'un ardından yas tutan da oydu. Yusuf, onun çektiği acıyı anlayamazdı.
Derin bir nefes alarak şakaklarını sıvazladı. Düşüncelerinde kaybolmaktan nefret ediyordu. Önceden böyle biri değildi Koray. Hareket eder, sonra düşünürdü. İçgüdüleri ona doğru cevapları verdiği için asla yanlış bir hamle yapmış olmazdı ama şimdi içgüdüleri ona tek bir ismi fısıldıyordu. Kendini sakinleştirmek uzandığı aptal kahvede bile aynı ismi görmekten nefret ediyordu.
İşlemeli A harfini gördüğünde fincanı eline alarak duvara fırlattı. Üzerinde Altuk'un a'sı olan bir şey daha görmek istemiyordu.
Kapı tıklanıldığında; "İyiyim!" Dedi kontrol etmeye gelenlere karşı.
"Koray?" Kapı izinsizce açıldığında öfkeyle döndü o tarafa. Zümra'yı görmeyi beklemiyordu. İfadesini düzeltmek için tekrardan önüne döndü ve derin bir nefesle öfkeyi dışarı atmaya çalıştı.
"İyi misin kuzum?" Dedi kız her zamanki kibarlığı ile. Koray ona kötü olduğunu asla göstermezdi. Zümra, sahip olmak istediği her şeyin bir göstergesiydi; düzgün ve saygın bir iş, sadık bir eş ve yavaş bir yaşam. Sessiz, sakin ve aklı başında; yardımsever ve eli açık... Kız olmak istediği her şeyi gösteriyordu ama Koray bunlardan hiçbiri değildi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bir Küçük Günahkar
Ficción GeneralKavgalı olduğu oğlan şehrin en köklü ailesinin oğluydu. Babasının mirası olan kasabayı günahlarından arındırmak isteyen beyefendi ile günahın kendisi olan suçlunun hikayesi.
