6

7.9K 575 311
                                        

Koray sıraya oturduğunda derin bir nefes aldı. Aldığı nefesi boğazında kalırken daha nefesini veremeden gelen hoca değildi birkaç saniye içinde canını sıkıcak olan, onun yanındaki sarı oğlandı.

"Bir kurtulamadık amına koyayım." Dedi eliyle şakaklarını ovalarken.

Yusuf, profesör ile birlikte içe girerken Cebrail konuştu.

"Kurtulmanın bir yolu var."

Koray bu hınzır gülüşe olumlu yanıt vermek isterdi ama eğer bulaşırsa sarının daha fazla bela olacağını biliyordu. Damarına basılmadıkça ilk pis oynayan o olmayacaktı.

Koray öfkeli gözlerini Yusuf'a dikti. Normalde içeri giren profesörler ile muhabbete başlar, hal hatırlarını sorardı. Şimdi aklı Yusuf'la doluyken rolünü de oynayamıyordu.

Yusuf'un boş bir sıraya geçmesini, önüne düşen saçlarını geriye doğru yatırmasını ve yerine kurulmasını, aklından geçen düşünceler ile birlikte izledi. Nefreti elle tutulacak kadar yoğundu.

Yusuf'un dudakları hareket ettiğinde Profesör'ün ona soru sorduğunu fark etti.

"Shakespeare efendim." Dedi Yusuf gülümseyerek. "Orada buradan farklı olarak yoğunlaştığım sanatçı oydu."

"Belli." Dedi Koray kendini tutamayarak. Her ne kadar karışmak istemese de kendini tutamıyordu işte. Nefret bedenini ele geçirmişti.

Yusuf'un kara gözleri yavaşça ona döndü. Konuşacağını biliyormuş gibi, dediği çıkmış gibi bildik bir hava vardı yüzünde.

"Nereden belliymiş?" Dedi sakince.

"Çok sıradansın." Dedi Koray omuz silkerek. "Farklı veya ilgi çekici hiçbir şey yok, Shakespeare gibi. Oysaki benim toprağımın insanı öyle mi? Buram buram buraya has ve özel."

"Sen Shakespeare'i bildiğine emin misin?" Dedi Yusuf alayla.

İki öğrencisinin atışmasını izleyen Profesör dikkatle inceliyordu onları.

"Aşk, aşk ve aşk!" Koray ellerini kaldırarak kelimelerini büyüttü. "Bütün mesele bu! Oysaki dünya o kadar farklı şeyler ile dolu ki. Acı sadece aşktan gelmez. Duyguların en kutsalı dedikleri şey yüzlerce yıldır bir kadın ve bir erkek kadar arasında geçen basit bir temel içgüdü."

"Haklısın." Dedi Yusuf. Koray, Yusuf'un sözünü işittiğinde bunu söylemesini beklemiyordu. Karşı bir söze hazırlanıyordu oysaki. "Haklısın ama bu dediklerin Shakespeare'e söyleyemezsin. Ya onu okumamışsındır ya da sembolleri okumayı bilmiyorsundur. Her iki durumda da bir edebiyat öğrencisi için zavallıca. En azından Shakespeare'in her zaman bir erkek ve bir kadının arasındakini işlemediğini bilmeliydin." Yusuf kadın kelimesini üzerine basarak söylemişti. Koray ne demek istediğini anlamazken Ardıç ona doğru eğilip birkaç kelime ile açıkladı olayı.

"Romeo ve Juliet aslında iki erkeği anlatıyor." Koray'ın bakışları arkadaşına kayarken şaşkındı. Bu bilgiyi ilk defa duyuyordu. Sevdiği birçok yabancı yazar vardı fakat Shakespeare hiçbir zaman bunlardan biri olmamıştı. Daha çok farklı acılar ve farklı yazarlardaydı Koray.

Koray'ın sessizliği üzerine Yusuf Profesör'e döndü. Koray'ın gözleri sarıda değil ona hayranlıkla bakan insanlarda dolandı. Özenti, çakma ingiliz lordu tüm ilgiyi toplamıştı. Koray'ın üzerine almak için uzun uğraşlar verdiği ışıklar onu parlatıyordu. Sadece soyadından dolayı dikkat kesiliyorlardı ona.  Madem Yusuf Shakespeare'i seviyordu onu üç cadı ile tanıştırma vakti gelmişti.*

"Yapıyoruz." Dedi Cebrail'e doğru dönerek.

*

Yusuf hafta içlerini okulun yurdunda geçiriyordu. Yakın olmasına rağmen diğerleri gibi evine gitmiyordu. Koray nedenini bilmiyordu ama böylesi daha çok işine geliyordu. Kömür'deyken ona ulaşmaları neredeyse imkansızdı. Burada ise hepsi eşitti.

Bir Küçük Günahkar Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin