44

1.9K 182 113
                                        

İnce yapılı, kemiksi parmakları yakasından ayrılarak saçlarına gitti. Asi kıvırcık tutamları geriye doğru yatırdı. Bir parçasını kulağının ardına atarken gözleri aynadaki yansımasındaydı.

Dün ilk sızan o olduğu gibi gözlerini ilk açan da o olmuştu. Çoktan kalkıp hazırlanmıştı. Gözleri kendi yansımasından ayrılıp Yusuf'u buldu.

Sarışın, gece Koray'ı odasına getirdikten sonra başında kalmıştı. Koray uyandığı aralarda Yusuf'un kendisini izlediğini birçok defa görmüştü. Ne zaman uyuduğunu bilmiyordu ama bu saatte uyanık olmadığına göre gözlerini oldukça geç ayırmış olmalıydı Koray'dan.

Yusuf'la uyanmak, Koray'ın yabancı bulduğu bir şey değildi. Yıllar geçmiş olsa da ondan sonra kimsenin yanında uyumamıştı. Koray'ın garipsediği kalkıp gitmekti. Koray, Yusuf gibi değildi, ihanet edip gitmemişti ta ki şu ana kadar.

Tıpkı kendisine yapıldığı gibi küçük bir kağıda bir iki not karalamıştı. Notu Yusuf'un yanındaki masaya, birkaç yüzlükle birlikte bırakmıştı. Kendince intikam alıyordu. Yusuf'un iki yıl önce kendisine sinirlenmesi için bu sözleri ettiğini hatırlıyordu. Her şeyi en baştan yaşıyor olduklarının da farkındaydı. Aynı hataya düşmek istemese de tekrar etmek hoşuna gidiyordu.

Çıkmadan önce son bir defa Yusuf'a doğru yaklaştı. Ayakkabıları tahta zemine değerken elinden geldiği kadar yavaş oluyordu. Ses çıkarıp onu uyandırmak istemiyordu. Kendisi için bunu istemişti Yusuf. Tek uyanmasını istemişti. Bunun için aynısını ona yapmak istiyordu.

Yatağın önüne geldiğinde hafifçe eğildi. Gömleği ile yatmıştı sarı. Eskisi gibi geniş bir yatak da değildi, Kömür'de bulunan motellerden birindeki ufak tefek, ikinci el bir şeydi. Yusuf Altuk bu görüntüye uymuyordu ama yine de gülümsedi Koray. Derme çatma odada bile parlıyordu ingiliz lord. Dağılmış haliyle bile güzel görünüyordu.

Koray parmaklarını sarı tutamlara dokundururken bir tüy kadar hafif bir etkiye sahipti. İşaret parmağının sırtı aynı hafiflikle Yusuf'un çenesine doğru indi. Parmaklarına değen nefesi hissediyordu.

Yusuf'u affetmek istemiyordu. Onu seviyor olması bir şeyi değiştirmeyecekti. Sarı, ağzını açıp konuşana kadar Koray herhangi bir adım atmayacaktı. Konuştuktan sonra da her ne istiyorsa ona verip, geldiği yere göndermek istiyordu. Sevgisi de Yusuf da sadece zarar demekti. O yokken Kömür'e hak ettiğini verebilmişti.

Parmakları birkaç saniye Yusuf'un yüzünde dolandıktan sonra gözleriyle birlikte durdu. Kehribar gözler, hafifçe aralanmış dudaklara odaklanmıştı ama parmaklarını oraya götürmemek için direniyordu. Yusuf'tan kaçmasının tek nedeni istememesi değildi. Ona dokunursa bırakmak istemeyeceğini biliyordu. Fakat güvenmiyordu da sarıya. Ona, elinde tuttuğu gücü göstermek istemiyordu. Tek kelimesi ile dünyayı yakacak sevgi beslediğini bilmesini istemiyordu. Bunun için sessizce ayrıldı.

Kağıda iliştirdiği; Romeo, Juliet'i buldu ve ona gidiyor. Kelimelerinin Yusuf'u durdurmasını umuyordu çünkü biliyordu ki o birkaç adım daha atarsa duramayacaktı kıvırcık.

*

Çakmak kapağı açıldığı anda alev önce mavi, sonra bilindik sarı tona kavuştu. Hemen ardından kapanan kapak onu yine yuvasına hapsetti. Bu hapis de uzun sürmeyecekti çünkü Yusuf aklını dağıtmak için kullanıyordu çakmağı.

Batmış güneşin ardından arabasının içinde oturmuş uğraşıyordu ateşle. İnci'yi bekliyordu. Amcasının eski evindeydi kız. Bir türlü çıkmıyordu. Yusuf'u çağırmış, içeri de davet etmişti ama sarı bundan sonraki işleri için heyecanlıydı. Ayrıca eve girmek istemiyordu. Orada öldürmüşlerdi Nazım'ı. Hayaletlere inanmazdı ama onu avlayan şeyler vardı evde. Yusuf bunların anılar olduğunu biliyordu. En büyük sorunları o geceden sonra başlamıştı.

Bir Küçük Günahkar Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin