Tek bir gece iki yabancının hayatını birleştirdi.
Gece karası gözlerin büyüsüne kapılmaktan ölesiye korkan masum ve kırılgan bir kadın...
Zümrüt yeşili gözleri gördüğü ilk andan beri aklından silemeyen acımasız ve öfke dolu bir adam...
Geçmiş onları...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
O gösterişli eve girerken elimi tutmuştu. Ve bu beni öyle rahatsız etmişti ki... Özellikle de ilk defa ailesinin karşısına bir kızla çıktığını öğrendiğim andan beri gergindim. İlk kez tek gerilenin ben olmadığımı fark etmek de güzeldi. Gözlerimin içine bakarak, "Aileme getirdiğim tek kadınsın, Lina. Sevgilim değil, evleneceğim kadınsın..." demişti.
Ailesiyle tanışmak hayal ettiğim kadar rahatsız edici olmamıştı. Babası, Tekin Bey iyi bir insana benziyordu fakat annesinin, Sude Hanımın bana karşı tereddüdü olduğunu fark etmiştim. Bu davranışını yadırgamamıştım. Kim olsa aynı tepkiyi verirdi. Dakikalar boyunca onun beni izleyen bakışlarına maruz kalmıştım ama umursamamıştım. Onun gözünde ne tür bir kadın olduğumu tahmin edebiliyordum. Sonra ise galiba sıradan bir kız olduğumu anlamıştı.
Yemek masasının etrafındaki kalabalık istemsizce yüzümün düşmesine sebep olmuştu. Muhtemelen bir daha asla aile ortamına giremeyecektim. Benim donukluğumu fark eden Karan ise tabağıma yemeklerden doldurmuştu. Karan... İç sesim onun ismini söylerken bile isyan etmek için deliriyordu.
Ve bizim harika ilişkimize inanmayan tek bir insan vardı. Teyzesi... Belki de aramızda gözükmeyen fakat var olan mesafemizi fark etmişti. Ve bu Karan'ı öyle öfkelendirmişti ki... Onun ailesinden birine sert bir çıkışta bulunacağını düşünmezdim.
"Sadece hamile olduğun için evlenmenizi istemiyorum, çocuklar. Bebek üzerine kurulu bir evliliğin yürümeyeceğine eminim."
Parmaklarıma kenetlenen parmaklarla şaşkınlıkla sağ tarafa döndüm ve ona baktım. Hâlâ öfkeliydi ve bu öfkesi azalmak yerine git gide büyüyordu. Onu sakinleştirmek ister gibi elini sıktım. Bana döndü ve gözlerimin içine bakarak, "Tamam. Bir şey yok. Korkma, ben yanındayım." Korkmuyordum, sadece...
"Sadece konuşuyoruz, Lina. Gerilmene gerek yok," diye memnuniyetsiz bir ifadeyle devam etti teyzesi. Bu kadından hiç hoşlanmamıştım. Bu kapıdan girdiğimden beri benden nefret ettiği öyle belliydi ki...
"Benim sevdiğim kadınla konuşurken kullandığın ses tonuna ve takındığın yüz ifadene dikkat et, teyze. Bunun neresini anlamakta zorlanıyorsun, bilmiyorum ama başkalarına yaptığın şeyi bana yapamazsın. Lina sadece bebeğimin annesi değil, hiçbir zaman olmadı. Yanımda oturan kadın benim kalbimin sahibi. Bunu anlamıyorsan, bu benim sorunum değil. Böyle saçma sapan sorularla sevdiğim kadının gözünde kötü bir izlenim bırakma çünkü onun istemediği insanları hayatımdan çıkaracağım. Bir de... Bu masadaki kimseden izin istemedim. Sadece kararımızı bildirdim."
Kafamı eğdim. Dağılmıştım. Nedenini bilmiyordum ama gerçek anlamda dağılmıştım. Sol yanımda garip bir kıpırdama hissetmemle başımı yeniden kaldırdım ve ona baktım. Onunla gurur duymamdan hoşlanır mıydı, emin değildim ama galiba onunla gurur duymuştum.