Yankı'nın anlatımından;
-Yalanmış...
Son sözü bu olmuştu. Sonra bayıldı. Arabama doğru yürüdüm ve koltuğa yatırdım. Hemen eve doğru sürdüm. Evin önünde durdum ve arka koltuktan biraz zor da olsa Berna'yı aldım. Kapının önüne gelince durdum ve Berna'yı duvarla benim arama sıkıştırarak anahtar ile kapıyı açtım. Gül'de bugün okula gitmişti zaten. İki gündür okula da gitmedi ve bugün okula zorla yolladım. Berna'yı kucağıma alıp evdeki koltuğa bıraktım ve kapıyı kapattım. Yanına gittim ve kafasını kucağıma aldım.
Aslında sabah işim yoktu ve Selera Kafe'de çalışan arkadaşımın yanına gidip oturdum. Bir kahve içip eve tekrar geçecektim. Ama Berna ağlayarak yanındaki oğlana bağırıp vurmaya çalıştığını görünce hemen yanına gidip onu tuttum ama ağlamaktan kızarmış gözleriyle kapıya baktı ve 'yalanmış ' dedikten sonra bayıldı.
Ona baktığımda yüzünde siyah lekeler vardı ağladığı için. Dudağında ki mavi ruj onu daha çekici görünmesini sağlamıştı. O kadar yorgun görünüyordu ki onun için üzülüyordum. Ama elimden geleni yapacaktım. Eğildim ve yanağına şefkat dolu uzun bir öpücük kondurdum. Kafamı kaldırdığımda gözlerini açmış bana bakıyordu. Ne diyeceğimi bilemedim bir an.
-Şey..ımm..iyi misin sorusunu bende sevmiyorum ama sormak zorundayım.
Burukça gülümsedi ve kısık sesle cevap verdi. O kadar çok bağırmıştı ki kafe de sesi kısılmış.
-Ah, yalan söylemeyeceğim çok kötüyüm Yankı, kendimi... O kadar yorgun... Aşağılanmış ve... Gururu zedelenmiş, güveni kaybolmuş hissediyorum ki, depresyona girmek istiyorum. Kimseye hesap vermeden saatlerce, günlerce, haftalarca belki aylarca ağlamak istiyorum. Ta ki gerçekten ağlayamayana kadar. Belki intihar bile edebili-
-Hayır! Böyle bir şey söz konusu bile olamaz Berna! Bunu aklından bile geçiremezsin anladın mı beni?! Tamam yaşadığın şey oldukça zor ama sen güçlü bir kızsın. Sen dayanabilecek güçtesin. O kurşun senin tam böbreğinin yanına gelmişti ve... Ve ölüm riskin çok fazlaydı. Ama sen dayandın ve yaran çok çabuk iyileşti. İnan bu yaranın iyileşmesinde hem senin vücudunun direnci önemliydi hem de ruhsal olarak iyi olman gerekirdi. Beklediğimden azimli çıktın Berna. Bir şerefsiz... Seni bu hale getirdi ve sen de temelli ölüm fermanını mı yazacaksın!? Hayır Berna, hayır buna asla ama asla izin vermem,veremem. Senin kendine yani eski enerjine, hayatına, mutluluğuna dönmen için elimden ne geliyorsa fazlasıyla yardım edeceğim ve yanında olacağım. İnan bana.
İkimizde şaşkınca birbirimize bakıyorduk. Bunları ben mi demiştim! Wow, hayatım da hiç bu kadar hazırlıksız bir biçimde bu kadar uzun ve ciddi bir konuşma yaptığımı hatırlamıyorum. Gözünden bir damla yaş süzülünce hemen baş parmağımla sildim. O yumuşak pürüzsüz yanaklarından elimi çekmek istemiyorum açıkçası. Yüzünü elime daha çok bastırdı ve derin bir iç çekti. Onu bu halde görmeye dayanamıyorum. Onu kendime çekip sarıldığımda başta afallasa da o da bana sarıldı.
Yaklaşık yarım saat böyle durmuşuzdur.Kafasını yavaşça geri çekerek konuşmaya başladı.
-Üzgünüm ama artık eve gitmek zorundayım.
-Ah, dur bir dakika bugün cuma değil mi?
-Oh, hayır. Yarın cuma bugün perşembe.
-Öyle mi tamam o zaman yarın saat kaçta geleyim?
-Im... Saat... Öğlenden sonra 3 olur mu?
-Tabi ki de leydim siz nasıl isterseniz.
-O zaman görüşmek üzere majesteleri.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
HAYATIMIN PRENSİ (TAMAMLANDI)
Romance-Teşekkür ederim Yankı beni iyi ki buraya getirdin, burası o kadar güzel ki kendimi hiç bu kadar huzurlu hissetmemiştim. -Ben senin iyi olman için buraya getirdim Berna'm. Bana yanaşıp alnımı öptü ve sıkıca sarıldı, ben de ona. İşte huzuru bulmuştum...