2; arka sırada kavranan bir iftira

99.3K 7.8K 13.3K
                                        

Yer: Seul Sanat Lisesi, F-12 sınıfı

Tarih: 20.09.2016 09.30

Biyoloji hocamız ile birlikte sınıfa giren Bay Edepsiz'e bakarken yakışıklı olduğu gerçeğini el mahkum kabul ediyordum çünkü eğer onaylamazsam elim gerçekten bazı şeylere mahkum kalabilirdi. Özellikle de geceleri... Ah, her neyse. Kafamdan, yetişkinlik ile ergenlik arasında kalan yarım yamalak düşünceleri atarken okul formasının, bir modeli andıracak şekilde üstüne oturduğu çocuk tahtanın önünde durdu ve ellerini gayet normal bir şekilde -suratından o bilmiş gülüşünü eksik etmiyordu- ceplerine koydu ve omuzlarını kaldırarak gözlerini yirmi kişilik sınıfta gezdirdi.

Otuzlarına yeni girmiş olan öğretmenimiz Hong Heyeyon ise çocuğun etrafa yaydığı 'havalı' aurası nedeniyle şok geçiren sınıfın kendine gelmesi için birkaç kez ellerini çırptı ve incelikte sınırını aşmış, tiz sesini bizlere bahşetti.

Tanrım, keşke konuşmadan anlaşma yöntemi bulunsaydı da şu kadın konuşmasaydı.

"Arkadaşlar!" dedi ve sınıfın tek çalışkanı olan ben, Kim Örnek Taehyung bile derin bir iç çekti. "yeni sınıf arkadaşınızı selamlayın! Kendisi müdürümüz Jeon Jonghyun'un biricik oğlu Jeon Jungkook."

Biricik?

Yetmiş kilo var gibi görünen bu koca adam nasıl biricik olabiliyordu tanrı aşkına?

Siktir! Müdür mü demişti o?

Şansıma ve şahsıma, telif hakkı bana ait olan orjinal küfürler ederken zenginlerin 'sıfat' tarzına karşılık gözlerimi devirdim ve önümdeki not defterime karalama yapmaya başladım lâkin ukala bir ses konuşmaya başlayınca kafamı çizdiğim göz resminden kaldırmak mecburiyetinde kaldım.

"İsmim Jungkook," dedi gözlerini her birimizde ayrı ayrı gezdiren züppe. "benim hakkımda daha fazlasını öğrenmek isterseniz cuma akşamı yapacağım home party'e gelebilirsiniz."

Konuşurken araya sıkıştırdığı ingilizce kelimelerle bizi ezmeye çalıştığı o kadar belliydi ki bir ara kendimi tutamadan güldüm ve kendinden emin bakışlarının bana dönmesini sağladım. Sınıfta konu mankenine dönen hoca ise onu şaşkın şaşkın izlerken Bay Edepsiz'in saçmalayacağı kelimeleri bekledim. Ona Jungkook gibi asil bir adı yakıştıramıyordum çünkü paçalarından bile egoistlik akan bir çocuğa istediğini çoktan verecek insanlar olduğuna bahse girebilirdim.

"Görgü kurallarını önemserim," dediğinde irisleri benimkileri göz kafesine aldı ve ciğerlerine çektiği nefesi sınıfta yankılandı. "o yüzden eliniz boş gelmeyin."

"Jungkook-shi," dedi, zavallı biyoloji hocamız. "istediğin yere geçebilirsin."

Zengin züppe çantamın oturduğu boş sırayı es geçip tam arka sıramdaki yere oturduğunda nedense üzüldüğümü hissettim ama kafamı iki yana sallayıp tahtada yeni yüklenen bitkiler slaytına odaklanmaya çalıştım. Yalnız tek bir şey dikkatimi bozup duruyordu ve koca ders başlayalı sadece üç dakika olmuştu.

Jungkook'un ayakkabıma değen ayakları; dikkatimi epey bir dağıtmak ile meşgul idi.

Kafamı arkaya çevirip ona baktığımda bedenini sandalyesinde kaydırıp uzandığını ve yanındaki okulun tost arası kızlarından biri olan Nei ile muhabbete daldığını fark ettim.

Tıslarcasına fısıldarken yuvarlak gözleri bana döndü ve kendimi şanslı saydım.

"Ayaklarını topla," dedim ve kaşlarımı çatarak tahtayı işaret ettim. "derse odaklanamıyorum."

Saniyesinde kendini düzeltip kollarını sıraya dayayarak kulağıma eğildiğinde en önde oturduğumu sallıyor gibi durmuyordu çünkü ses tellerinden çıkan bal rengindeki cızırtılar kulağımı rahatsız etmeye devam ediyordu.

"Ayaklarımdan tahrik olacağını düşünemedim, affedersin."

Suratının bir imzası olan yamuk gülüşüyle geri çekildiğinde çenesine dirseğimi geçirmek istedim ama Nei'nin Jungkook'u kolundan kendisine çekmesiyle bu yegane fırsatı kaçırdım. Hem Nei'ye hem de Jungkook'a son bir kez bakıp önüme dönerken ayakkabısının ucu hala topuğuma değen züppenin bacağına sert bir tekme attım ve sınıfın derin sessizliğinin ortasında inlemesine neden oldum.

"Bir sorun mu var, Jungkook?" diyerek ilgili hoca rolü yapan yalak hocamız ikinci sırada bitmişti. Ben ise dudak altından kıs kıs gülüyordum.

"Evet hocam," diye mırıldanan Jungkook'u terslemek için ağzımı açtım ama konuşmama izin vermediği için susmakla yetindim. "Kim Taehyung adında büyük bir sorunumuz var."

"Ben mi?" diye bağırdım ve yazdığım yazıyı yarım bırakarak şüpheli bakışları bana dönmüş öğretmenime karşı iç geçirdim.

"Elbette," dediğinde canı yanmış gibi burnunu çekişini tahtanın sınıfı yansıtan kısmından izledim ve tam bir oyuncu olduğunu o an anladım. "hocam siz daha iyi bilirsiniz. Erkekler için hayati önem taşıyan bir organ var ve bu arkadaş, az önce benim o parçamı kavrayarak canımı acıttı."

Sınıftan yükselen 'ooo' sesleri ile başımdan aşağı kaynar sular dökülürken hayatıma domates olarak devam etmeye karar verdim ve bir iftiradan dolayı düşüşe geçen itibarıma veda ettim.

"Yalan söylüyor, hocam." dediğimde kemik gözlüklerimi burnuma iyice yapıştırdım ve üç yıldır beni tanıyan öğretim görevlisinin bana inanmasını umdum.

"Çok ayıp Taehyung," diyen hocaya dair bir itiraz mektubu yazmayı düşünürken teslim olmuş bir şekilde kafamı salladım. "dersten sonra arkadaşından özür dile."

"Peki, hocam." diyerek belli belirsiz söz verdiğimde slayt akmaya devam etti ama üç senedir aksatmadığım derslerden biri olan biyolojinin o günkü dersini hiçbir zaman diliminde öğrenemedim.

Arkamda tatmin olmuş bir şekilde oturan Jungkook var oldukça öğrenebileceğimi de düşünmüyordum.

yorumlarınız olumlu gelince ikinci bölümü de yazıverdim🙈

Umarım beğenmişsinizdir♡

Daha eğlenceli ve olaylı bölümler olacağına söz vererek sizi öpüyorum😘

Görüşürüz! 💕

:: düzenlendi :: 181125 ::

classroom :: vkook Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin