36; seni seviyorum

74.6K 4K 17.2K
                                        

Bu bölümün kısa olması gerekiyordu ama bilin bakalım kim yine 5k yazdı.... O yüzden okumanız uzun sürecek ve çok... uyarı dolu ve ucundan ağır bir bölüm oldu. Umarım seversiniz ve desteklerinizi eksik hissetmezsiniz. 🙏🌸😻

Bölümün üç tane şarkısı var, paşa gönlünüz isterse dinlersiniz hehe, * işaretinden sonrasını medyadaki şarkıyla yazdım~

''Charlotte Cardin-  Dirty Dirty (stripped)

Ramriddlz - Hey Mr. RamRod

BTS ''LOVE YOURSELF'' Highlight Reel ' 起' Piano Cover''

Sizi seviyorum, iyi okumalar💜

Yer: Jeon Villası, Seul

Tarih: 29.10.2016 20.10

Kutsal balayı görünümlü yıldız sahiplenme gecemizin üstünden tam tamına bir hafta geçmişti ve şanslıydım ki, yarım yamalak çalışmamıza rağmen sınav haftasının ilk yarısı ikimiz içinde iyi sayılırdı. Eh, tabii, Jungkook'a sorsanız sınavlar, onun -çok, affedersiniz- sikinde bile değildi. Daha doğrusu sikinde olan tek şey, benmişim falan.

Ah... Ne adamla sevgiliyim ama değil mi?

Canım aşkım.

Her neyse, pazartesi tekrardan başlayacak sınav morotonundan önce Jungkook beni evine -yani, villasına- getirmiş ve sancılı haftanın acısını çıkartmamızı sağlıyordu. Öhm, lütfen o pis aklınıza sahip çıkın çünkü hala ilişkimizde sevişme - sevişme sonrası duj, of pardon duş - duşta sevişme gibi bölümlerine geçememiştik. Hâlen minik minik oynaşıyor ve beyefendi Jeon, kendini tutana kadar ben zaten çoktan kendimi, banyoda tatmin olma çabalarında buluyordum. Resmen dillere destan bir aşkımız, aşk hayatımız vardı.

Baya roman bile olurdu, bence.

Ehe, şaka şaka.

"Ee," dedim, kolunu bana sararak koltukta yayılmasına devam eden sevgilime. Tanrım, hala sevgilim derken içime güneşler doğuyor, ne yapacağım? "ailen nerede?"

"Onları şutladım," dedi, Jungkook. Sesi, yeni transfer olmuş bir futbolcuya benziyordu. Yine de... seksiydi ama işte. "seninle yalnız kalabilmek için."

"Bizim eve gidebilirdik," dedim, umutsuzca. Oysa onların evi, bizimkinin beş katı falandı ve bizim evdeki eskimiş tenis toplarına nazaran, onlarda bir yığın lüks biblo vardı. "yoksa babamın gazabından mı korktun?"

Jungkook'un ah, bebeğim, biliyorum benim için ölüyorsun adındaki gülüşü yüzüne yayıldığında kollarında neredeyse bir çikolata gibi eriyecektim ama belimdeki elleri gerginleşince sadece yutkundum ve parıldayan gözlerine odaklandım.

"Aslında..." diye cümleye başladığında içimden dualar ediyordum ve onun dudaklarına hapsolmak istiyordum. Of, geldiler bana yine. Ama çok güzel, ne yapayım? "babanın bana karışmasından korkuyorum."

"Ne?" diye kıkırdamaya başlarken dudaklarının güzelliğini boşvermiş, söylediklerini mantık çerçevesine oturtmaya çalışıyordum. "Babamın yüce golf sopasından değil de sana karışmasından mı korkuyorsun?"

"Hah," dedi ve dilini, gözlerimin içine baka baka dudaklarında gezdirdi. Ardından belimdeki elleri karnıma geldi ve bulundukları yeri okşamaya başladı. Hop, hop, lütfen biraz sakin olalım. Biraz. "golf sopası korkulu rüyam fakat ama daha çok seni nasıl öptüğüme karışırsa epey sinirlenirdim."

"Beni nasıl öpüyorsun ki?" dedim, öpücüğünün babam ile alakasını çözemediğimde.

Gözleri arzuyla açlığını belli etti ve karnımdaki elleri ensemi kavrayarak alınlarımızın çarpışmasına neden oldu. Çift kişilik koltuk dahi bize dar gelirken Jungkook'un efsanevi bedeni yüzünden altına girmek zorunda kaldım ve kaslı kollarını iki yanımda hissettiğimde derin bir nefes aldım. Sonunda... beni nasıl öptüğünü anlatacak gibi duruyordu.

classroom :: vkook Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin