8; parmaklarım seni sevdi

69.2K 6.2K 8.5K
                                        

Yer: Seul Sanat Lisesi, F-12 sınıfı

Tarih: 22.09.2016 16.04

Çarşamba gününün son dersindeki bitiş zili çalmak üzereydi ama saniyeler benim aleyhime ilerliyormuşçasına yavaş ve aldırışsızdı. Arka sıramda oturup geldiği dakikadan beri Nei ile sulu sulu konuşmalar yapan Jungkook'a iyi bile dayanmıştım ve midemdeki yiyeceklerin geri çıkmak için yemek boruma değil de sindirim amacıyla bağırsaklarıma gitmesi için verniklenmiş sıranın üstünde kıvranıyordum. İçimden bitmek bilmeyen süreyi sayarken sınıfın kapısı açıldı ve boynuna astığı beyaz kart ile kendini birden okulun çalışanı ilan eden nöbetçi öğrenci geldi.

"F-12 sınıfından Jeon Jungkook ve Kim Taehyung, müdürün odasında bekleniyorsunuz."

Tarih hocamız Bay Kanggu hastalık hastası olduğundan bir anda kitabı havaya fırlatıp yanımıza koşmuş ve bize eğilerek yüzünü buruşturmuştu.

Tanrım, bu okul neden tımarhane gibiydi?

"Ne yaptınız? Nasıl oldu? Kavga mı ettiniz? Yazık değil mi? Gül gibi çocuksunuz, öpüşün barışın. Böyle bir saçmalık olmaz! Kabul etmiyorum!"

İkimiz de ayağa kalkıp hocaya bayık bayık bakarken nöbetçi öğrenci çoktan ortalıktan tüymüş, bizi derdimizle ve bu deliyle başbaşa bırakmıştı. Eh, sırtımızı manzara niyetine izleyen yirmiye yakın meraklı ergeni de kargaşaya dahil edersek daha kayda değer bir tartışma olurdu.

Jungkook'dan daha akıllı olduğum gerçeği okul çapında bilindiğinden ve kravatımın düzgünlüğü ile saçlarımın idare için uygun boyutta olmasından ötürü örnek öğrenci olarak bellendiğim için hocaya bilmediğim bir sorunu anlatmak için ağzımı açtım. Fakat tahmin edin, ne oldu?

Bay Edepsiz, göğsüne kadar açtığı gömleğinin düğmelerini ilikleme zahmetine bile girmeden alnını açıkta bırakan saçlarını geriye doğru savurdu ve parmaklarının dağınık tutamlara mahkum olmasına neden oldu. Hah, sırf muhteşem göründüğü için konuşma hakkı onun olduğunu falan mı düşünüyordu?

Belki biraz... ?

"Gül gibi çocuk olduğum konusunda haklısınız, hocam." dedi ve arka sıralardan birkaç kız onun derin sesinin etkisiyle inledi. Jungkook ukala bir şekile gülümserken -bildiğiz gülüş değil, bu başkası, çocuğun binlerce lakap verilebilecek gülüşü olmalıydı, sikeyim- erkeksi bir şekilde boğazını temizledi ve gözlerimi devirdim.

"Ama prensip olarak erkeklerle öpüşmüyorum bu yüzden dediğiniz yöntemle barışmamız imkansız."

Sınıf yine çığlıklarla yankılanırken Jungkook omuz silkti ve Nei'ye bir öpücük atıp soğuk bakışlarını bana çevirdi.

Bakışına ve yalanına sıçtığım.

Çok güzel bakıyordu.

Kanggu hoca duyduğu cüretkâr kelimelerle kulağına kadar kızarırken dişlerini sıktı ve işaret parmağıyla kapıyı gösterirken resmen kükredi.

"Çabuk dışarı!"

Altmışlarında bir adamın bağırışlarına daha fazla katlanamayacağımdan mıymıy yürüyerek havalı olduğunu zanneden Jungkook'u solladım ve ondan önce sınıftan çıkıp müdürün odasına gitmeye başladım. Ne yazık ki vanilya esintili kokusu, ciğerlerime dolduğunda kendimi tutamadım ve dilimdeki zehirleri çıkarmak mecburiyetinde kaldım.

Ağzımı dikselerdi de konuşamasaydım.

"Daha dün bir erkeği öperken prensiplerini hiç düşünmüyordun, sanırım?"

classroom :: vkook Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin