40; bağımlı mı?

57.8K 3.7K 15.6K
                                        

Karşınızda hayal kırıklığım ile dolu bir bölüm, her neyse umarım beğenirsiniz, nacizane oy verirsiniz ve beni güzel yorumlarınızla iyileştirirsiniz.

Sizi seviyorum, iyi okumalar!

Yer: Kim Dairesi, Seul

Tarih: 16.12.2016 23.50

Banyoda geçirdiğimiz iki saatlik maraton sonrasında -ıslak elleşmeler ve öpüşmekten köpüklü suratlarımızı yıkamayı unuttuğumuz için yanan gözlerimiz hariç- neredeyse üç kilo vermiştim. Suyun azar azar akıp gittiği küvetten ayaklarımı dışarıya atıp titrediğimde benden bir dakika önce çıkıp kurulanmayı başarmış sevgilime baktım ve şükrettim.

Hadi ama, ıslak saçlarıyla bir ilah gibi görünen Jeon Jungkook karşısında kim şükretmezdi ki?

Üstünden çıkarıp kirliye attığı kıyafet yığınına iç çamaşırı da bütün ağırlığı ile dahil olduğunda kesik bir iç çektim ve beline sardığı siyah, düz banyo havlusunun sabit durması için tanrıya yalvardım fakat konu benim hayatım olunca, artık bilirsiniz, şans pek de sık rastladığım bir şey değildi. Yine de sarsıntılı yaşamına, kasıklarında düşecek gibi duran havluyu da ekledikten sonra kaslı kollarını göğsünde -şu eşek derisi gibi sert olan göğsünde- birleştirdi ve yutkunmalarım, birer hormon işkencelerine dönüştü.

"Uzat elini," dedi, benim bir başıma ayakta durmamı izleyip sıkıldıktan sonra. "seni tutacağım."

Aman Jungkook ha, tutayım derken daha çok düşürme bir de?

Bilirsin, sana düşmeye çok meraklıyım, ehe.

Parmaklarımı, parmak uçları bulduğunda huzur, ciğerimdeki kıvrımlara yerleşti ve gözlerinin içine bakarken üzerimdeki ıslak tişört ve geri kalan zımbırtılar verdiğim kiloları su olarak geri almamı sağladı. Lakin alt dudağını, dişlerinin arasına alarak beni süzen Jungkook, gözlerini vücudumda bu şekilde tutmaya devam ederse kıyafetlerim giyilmeyecek duruma gelerek dünyaya veda edecekti.

"Yine minik bir eniğe dönmüşsün," dedi, elimin sıkı tutuşundan kurtulup ıslak saçlarıma dokunduğunda. "minik eniğim benim."

"Benzettiğin şeye bak ya!" dedim, rahatsızca dokunuşları altında kıpırdanırken. Yüzümü yapmacık bir hüzün ile buruşturduğumda alnını alnıma değdirdi ve göz bebeklerim kocaman açıldı.

Ah, Tanrım! Böyle ani hareketler yapmayı acilen bırakmalıydı!

"Seni kurulamayı seviyorum ama," dedi, burunlarımızı çarpıştırdıktan sonra. "çok savunmasız oluyorsun."

"Hah," dedim, suratımı boynuna saklayıp yüzünden teğet geçerken. Utanmıştım işte ne yapayım, utanıyordum. "ben senin karşında hep savunmasızım ki."

Hay ağzıma sıçayım, içimden söyleyecektim ben onu.

Gürültülü kıkırtısını duydum ve ses tellerinin titreştiği boğazına yuva kurduğum için onu daha yakından hissettim. Kemikli ellerini, tişörtümün eteğinde dolaştırırken sağ elini enseme doğrultarak beni saklandığım yerden çıkardı. Normalde arsız davranırdım ama üşüyordum ve saatler önce acayip duygusal konuşmalar yapmıştı. Ben hâlâ onun eski kişiliğini hatırlayıp ara sıra acı çeken biriydim, kolayca kendime gelmemi sağlayamazdı.

"Taehyung," diye mırıldandı, bal sesiyle. "şimdi seni soyacağım."

E oha, çüş!

Daha az önce ne söz verdik biz, yahu?

"Hemen yararlanacaksın benden, değil mi? Pislik herif." diye birden çıkıştığımda kahkahalara boğuldu ve gülüşü, beni kırk katlı bir apartmanın terasından iterken düşüşümü dişlerinin arasındaki minelerde bulmuştum. Dünya üzerinde ondan daha güzel gülen biri daha yoktu.

classroom :: vkook Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin