Rekor uzunlukta bölüm^_^
Bir gecede yazdığım için acı çektim ama değdi!! Umarım beğenirsiniz~
"Rihanna - Skin
Tove Lo - Flashes"
İyi okumalar, canlarım♡
loyisme, bölüm sana😏💜😙
Yer: Seul Sanat Lisesi, kafeterya
Tarih: 05.10.2016 14.38
Nefret etme operasyonuma başarıyla devam ettiğim bir gün oluyordu fakat bunun gerçekleşmesindeki en önemli etken; Jeon Jungkook'un okula gelmemiş olmasıydı. Sonuçta ona karşı koyabildiğim tek şey -nereden baksanız- laf dalaşıydı ve eh, o da eninde sonunda onun mucizevi çizilmiş dudaklarını izlemek ile son buluyordu. Hayalimdeki silüetini kafamdan silip önümdeki lapaya odaklanmaya çalıştım ama gelen geçen boyalı saçlarıma bakıyor, aralarında bir şeyler mırıldanıyordu. Bakışların ağırlığı üstüme çöktükçe daha küçük hissederken bana dik dik bakan bir alt sınıfa kafamı iki yana sallayıp sordum.
"Ne bakıyorsun?" dedim ve saçlarımı sallayıp alnıma dağılmalarını sağladım. "Kırmızı saçlı birini ilk kez mi görüyorsun?"
"Hayır," dedi küt saçlı kız, dudaklarını gülmek için kullanırken. "gömleğinin önü açılmış ve boynundaki morluk çok belli oluyor."
"Kapat istersen."
"Sana ne." dedim, gözlerimi devirip kaşığımı ağzıma sokarken. Fakat kız pes etmedi ve yanıma sokularak mırıldandı.
"Jungkook ile gerçekten yattın mı?"
Tanrım, niye bu kadar merak ediyorsunuz?
Ah, ama doğru. Ben olsam ben de Jungkook'un yatak hayatını merak ederdim. Hayali konuşmayalım, merak ediyordum da.
"Yatmadık, lanet olası." dedim, dişlerim metal kaşığa değerken sinirle tıslıyordum. "yatmadık."
Kızın gülümsemesi büyüdüğünde omzundaki saçlarını geriye doğru savurdu ve yapmacık bir edayla "Sevindim." dedi.
Sen sevinme ya. Yemin ederim, sen sevinmesen küresel ısınma azalır, kutuplar genişler. Ne olur, sevinme.
Beş santim topuklu botlarıyla gürültü kirliliği yaparak uzaklaşan kızın arkasından bakarken kaşığımdaki yemeği zorlukla bitirebilmiş, yavaş yavaş yutkunuyordum. Amma velakin, hayat beni -her zamanki gibi- çok seviyordu. Bundandır, boğazımdaki yemek nefes boruma kaçarken bana kıpkırmızı bir suratla bakan arkadaşım sırtıma vurmaya başladı.
"Neler oluyor?" dedim, masadaki suyu kafama dikip kendime geldiğimde. "Neden savaştan kaçarmış gibi geliyorsun?"
"Konuşacaklarımız var, Taehyung." dedi, Jimin.
İşte şimdi sıçtım, demektir.
Çünkü Jiminie bana asla Taehyung demezdi. On sekiz yıllık arkadaşlığımızda sadece bir kez demişti, onda da banyodayken suları kesmiştim ve yarım saat köpüklü oturmasına neden olmuştum. Çok önemli bir şey değildi ama kinci kankam -aka Park Jimin- bu olayı beş yüz kez Yoongi'ye anlatarak acıtasyon yapmış ve beni dövdürmüştü. Garip bir arkadaşlığımız olduğu kesindi.
"Evleniyor muyuz?" dedim, yavru köpek bakışımı ve kare gülümseyişimi oylamaya sunarken.
Yok... Yemedi.
"Bir şeye kızmışsın." dedim, omzuna kolumu attım ama anında kolumu geri indirerek bana çatık kaşlarıyla bakmaya devam etti.
"Kızdım tabii," dedi, parmaklarıyla yukarıya doğru fönlediği saçlarını döverken. Resmen burnundan soluyordu. "senin yüzünden Yoongi, yer altına girmiş. Tekrar."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
classroom :: vkook
Hayran KurguGözlerinizi, size yabancı olan birinin gözlerine değdirdiğinizde o kaçamak bakışların kaç saniye sürdüğünü saydığınız oldu mu? Benim, oldu. Tam tamına on dokuz saniye.
