10; sokakta rastlanan yağ

64.8K 5.9K 8.4K
                                        

Yer: Jeon Villası, Seul

Tarih: 24.09.2016 23.40

Sırtım, kaygan çarşafa değdiğinde kaburgalarımın kasıldığını hissettim ve üzerimdeki güçlü bedenin Jungkook'a ait olduğunu kendime tekrar tekrar hatırlatmak zorunda kaldım. Dudakları insanı mest eden bir auraya sahipti ve ıslak dokunuşları, insanı öyle bir kafese alıyordu ki geri çekilmek neredeyse imkansızdı. Kapana kısılmış bir fare misali, çıplak teninin altında kıvrandığımda nefes nefese bir şekilde benden ayrıldı.

Dinimi değiştirmek isteyeceğim bir tavırla damarlarının belli olduğu kaslı kolunu havaya kaldırdı ve elini saçlarının arasından geçirip alnını açıkta bırakırken tapılmaya çok müsait bir adam olduğunu açık açık gösteriyordu.

Çok pis günaha giriyorum, neyse.

Soluk alışverişi sert göğsünü kabartırken bilgisayarıma virüs sokan görüntülerden daha kalitelisi karşımdayken kesik bir nefes alıp onun konuşmasını bekledim. 

Elbette, duymak istediğim kelimeler biraz olsun iltifat ve belki, arzusunu tatmin edebildiğime dair sözlerdi.

Lâkin, gelin görün ne ile karşılaştım?

"Tadın güzel ama sevişmelik birini bulmalıyım," dedi Jungkook gözlerimin içine bakarak. "o yüzden çekil."

"Ne?" dedim, yüzümü buruştururak üstümden kalan çocuğu izlerken.

"Şaşırdın mı?" dedi, ukala gülümsemesiyle. "Ah, kıyamam yoksa gerçekten seninle sevişeceğimi mi sandın?"

Öküz trene nasıl bir aşk ile bakıyorsa ben de şu an Jungkook'a öyle bakıyordum. Aşk ile baktığım konusunda pek emin değilim, orayı bana sonra hatırlatın.

"Dilini mi yuttun, Bay İnek?" dedi, yanağımı hafifçe tokatladıktan sonra. "Oysa o kadar sert öpmemiştim..."

Sert öpmedin mi? Önümüzdeki üç gün yemek yiyebileceğimi zannetmiyorum, Jungkook.

"Ne kadar pislik biri olduğunu bana, seninle konuştuğum her seferde hiç sektirmeden hatırlattığın için çok teşekkürler." dedim ve rahat yatağından kalkıp üstüne bastığım tişörtümü elime alarak üzerime geçirdim.

Bana attığı umursamaz bakışlarına rağmen kapıyı suratına çarpıp çıkmadan önce son kez ağzımı açtım ve öfke yüklü kelimelerimi odasında bıraktım.

"Umarım elini becerirsin."

Yer: Gangnam Sokakları, Seul

Tarih: 25.09.2016 00.13

Yürüdüğüm caddenin ıssızlığından korksam da cebime sakladığım tel tokaya sıkıca tutundum ve onunla adam öldürebileceğimi düşünerek bu hissin güvencesiyle beyaz yol çizgilerini takip etmeye devam ettim. İçimden küfürler ettiğim bay -senden faydalanırım ama seninle sevişmem- edepsize dair intikam planları kurarken birinin beni takip ettiğini çok geç fark etmiştim.

Evimin sokağına girdiğimde bile arkamdan gelen adım sesleri ödümü bokuma karıştırırken -affedersiniz- sessizce yutkundum ve tel tokadan daha mantıklı bir seçim olan demir anahtarı avuçlarımın arasına aldım. O sırada tahmin ettiğim gibi biri, omuzlarıma dokundu ve çığlıklar atarak anahtar ile kendimi korumamı izledi.

Gördüğüm surat ile hızını karıştıran nefeslerim düzene girerken anahtarı cebime geri sokuşturdum ve tanıdık simaya karşı gülümsedim.

"Hoseokkie Hyung," dedim, omzumdaki eline parmaklarımı koyarken. "neden gecenin bu vakti saldırgan gibi peşime takıldın?"

"Çok film izliyorsun Tae," dedi, saçlarımı karıştırarak ve gözü dudaklarımdaki bir noktada takılıp kaldı. "yeni kapı komşunuz oldum, yolda seni görünce selam vermek istedim."

classroom :: vkook Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin