9; çatı katındaki parti?

76.1K 6.4K 15.9K
                                        

(Y/N: Bölüm baya uzun, normal olarak bu hikayeye göre 4 bölüm uzunluğunda. O yüzden rahat rahat okumanızı öneriyorum ve feels geldiği her an yorum yapmanızı istiyorum eeheh, iyi okumalar:)

Yer: Jeon Villası, Seul

Tarih: 24.09.2016 21.47

Bahçe kapısının önünde durduğum evi gözden geçirirken ciddi anlamda zengin olduklarını anladım ve babasının ikinci bir iş yapıyor olduğunu tahmin ettim. Bir okul müdürü otuz sene de çalışsa bu evi yaptıracak kadar zengin olamazdı herhalde. Girişteki çimlere dağılmış çömezleri görmezden gelip taş yola adım attığımda Jungkook'un, villanın varendasında tanımadığım çocuklarla koyu bir muhabbete dalmış olduğunu fark ettim. Ona gözükmeden araya karışmak için dua ederken ortalıkta dolanan alt sınıfları iteleye kakalaya geçmeye çalıştım lakin; temiz ruhum ve masum bedenim her pazar gittiği kilise günlerini hatırlıyor gibi durmuyordu. Neden mi?

Çünkü Jeon Jungkook, kollarını göğsünde birleştirmiş, benim eğilip bükülen halimi izliyordu. Tanrım, gerçekten sevdiğin bir kulun değilim, değil mi? Bu kadar şansızlığın başka bir açıklaması olamaz ki. Dışarıya nefes verip ona gözlerimi devirirken gülümsedim ama öylesine yapmacıktım ki kendimden iğrenmiştim. Neyse ki çok geçmeden Jungkook birleştirdiği kollarını bozup işaret parmağıyla bana 'gel' işareti yaptı ve tabiri caizse o parmağı onun müsait bir yerine mantolamak istedim.

Ama siz de beni az çok tanıdınız... İstediğim çoğu şey yolunda gitmiyordu, ben de bu yüzden omuzlarımı, istemediğimin göstergesi olarak düşürdüm ve memnuniyetsiz bir surat ifadesiyle yanına vardım. Gözlerinin duruşunu keskinleştiren siyah göz makyajı ve dudaklarının iç kısımlarına sürülmüş kırmızı dudak balmı oldukça belirgindi, hiç çekici olmayan görüntüsünü -tamam, dünyanın en büyük yalancısı olabilirim, jungkook'un koynunda on sene, bin sene durabilirim, of o şarkı öyle miydi ya- iç çekerek izlerken irislerindeki minik çizgilere odaklandım ve nefes almanın anlamını; o an, arkaplanda saçma bir parti müziği çakarken saniyeler içinde buldum.

Tüm bu şahane anı ise beni deli etmeye yemin etmiş çocuk, seve seve bozdu.

"Beğendin mi ortamı?" dedi, kafasıyla etrafı işaret eden Jungkook. Kendinden emin bir hali vardı ve karınca gibi gezinen çalışanları, şarkının etkisiyle çoktan kafası iyi olmuş öğrencileri bir eser gibi görüyordu.

"Eh işte," dedim onu mutlu etmemek için. "daha iyilerini görmüştüm."

Yanındaki arkadaşları da söylediğimi duyduğunda şaşırmış gibi gözlerini büyüttü ve alt dudağını ısırarak bir kahkaha patlattı. Sesli gülüşü, daha çok insanın dikkatini olduğumuz konuma çekerken o rahatsız olmuşa benzemiyordu.

"Daha iyileri mi?" diye sordu ve gülmekten gözlerinden akıttığı yaşları silip bana doğru eğildi. "Nerede gördün? Rüyanda mı?"

Ona dümdüz bakarken kafamı salladım ve züppe arkadaşlarının yargılayıcı bakışları altında cevap verdim.

"Hayır," dedim ve bana yaklaştırdığı yüzünü inceleyerek bu kadar güzel bir adamın nasıl böylesine saçma bir karaktere sahip olduğunu anlamaya çalıştım. "Jimin'in evinde."

Pot kırdığımı bilsem de en yakın arkadaşımı çoğu kişinin tanımadığına güvenerek Jungkook'un suratının bozulmasını zevkle izledim ve kendimi geriye çekip ellerimi kotumun ceplerine koydum. Mutfağa doğru dönmek üzereyken ise beni durduran sesini duydum.

"O iğrenç gözlüklerinden kurtulursan belki daha iyi görürsün, Taehyung."

Kaşlarımı kaldırırken tek bir kavram zihnimde yankılandı.

classroom :: vkook Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin