Medyadaki şarkı güzeldir, öneririm!
Ben bile yazarken sinir oldum, siz ne yaparsınız bilemiyorum ama dayanın az kaldı😏
İyi okumalar💕🙌
Yer: Jeon Villası, Seul
Tarih: 02.10.2016 10.32
Bir cumartesi sabahı, okulun olmamasının verdiği rahatlıkla her zamankinden daha çok yorgana sarılır, onu ilk ve son aşkım beller ve yatakta adeta bütünleşirdim. Tipik bir tatil sabahının verebileceği ender sürprizlerden habersiz gözlerimi aralarken bacaklarımı iki yana fazlaca açtım ve kafama dank eden bir şey oldu.
Benim yatağım iki kişilik değildi.
Gözlerimi, gecenin karanlığına bırakılmış bir kedi gibi kocaman açarken tavanın, kendi odamdaki gibi düz ve krem rengi olmadığını gördüm. Yalnızca bir kez gelmiş olmama rağmen zihnimin gizli kapaklı -gece saat ikiden sonra açtığım kapılar, açıklamama gerek yok, anladınız siz- odalarına resmedilmiş bu çatı katı tüylerimin diken diken olmasına neden oluyordu.
Yatak başlığına doğru hafifçe kayıp doğrulduğumda üstümün çıplak, alt tarafımda da sadece iç çamaşırımın olduğunu fark ettim. Üzerinde yattığım siyah ve kaygan çarşaflar bana çok ama çok pis şeyler çağrıştırıyordu ve şaşkınlıkla dudaklarımın aralanmasına engel olamadım. Tanrım, yoksa...
O sırada; günümüze kadar gizlenip yaşamayı sürdürebilmiş bir yunan tanrısı, odanın içindeki diğer kapıdan çıkarak kendini gösterdi.
Siktir!
Beline gelişi güzel bağladığı beyaz havluyu vücudunu kapatmak için -bence hiç sorun değildi, şu lanet olası havluyu kim icat etti?!- kullanırken alnına düşmüş ıslak saçları, çenesinden göğsüne süzülen yaramaz su damlalarına kaynak oluyordu. Ah, bir de anlatmadan geçemem... Karnındaki baklava sayısı gün geçtikçe artıyor olabilir miydi? Kutsal bir eser gibi görünen bedeni, yutkunmama neden olurken ciddi ciddi düşündüm.
Acaba... vücut çalışırken nasıl görünüyordu?
Terli; hırslı ve kızgın mı yoksa alaycı ifadesiyle çapkınlık yaparak şınav çeken biri mi?
Onu spor salonunda saatlerce izleyebilirdim ve gıkım dahi çıkmazdı. Sahi o ne ki çıksın? Ah, Taehyung bayılmadan etmeden şu yatakta neden yattığını öğren yoksa erkenden kalp hastası olacaksın.
Jungkook da bakışlarını bana çevirirken odasındaki küçük piyanonun deri koltuğuna oturdu ve sıkılaşan havlu, bazı yerlerini -tahrik mi oldum ya, hay sikeyim- bazı özel yerlerini epey belli ediyordu.
"Günaydın," dedi, bana kirpiklerinin altından bilmiş bir bakış atarken. "uyuyan güzel."
Bu nasıl masal be? Karşımdaki adam, gelmiş geçmiş tüm prenslerden daha yakışıklıyken bu saçmalıklara inanamazdım. Uyuyan güzelmiş, götüm.
"Rüya, değil mi?" dedim, gözlerimi devirip yataktan çıkarken. Hadi ama, Yoongi'nin evinin önünden Jungkook'un odasına gelmem ve arada yaşanan hiçbir şeyi hatırlamamam gerçek olamazdı.
Normalde olsa utanacağım çıplaklığımı umursamadan Jungkook'un karşısına dikildiğimde onun ıslak saçlarıyla oynamaya başladım ve buram buram duş jeli kokan teninin kokusunu içime çektim. Nasılsa rüyaydı ve uyandığımda kendimi rahatsız bir salon koltuğunda bulacaktım. Geri kalan detaylar önemli değildi.
"Gel," dedi, belimden çekip beni bacaklarının arasına yerleştirirken. "kucağıma."
Açılmak için yalvaran havlusunun üzerine oturduğumda kalçama değen özel yerlerini -bu iş iyi bir yere gitmiyor- görmezden geldim ve burnumu burnuna sürterek irislerinin büyümesine neden oldum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
classroom :: vkook
FanfictionGözlerinizi, size yabancı olan birinin gözlerine değdirdiğinizde o kaçamak bakışların kaç saniye sürdüğünü saydığınız oldu mu? Benim, oldu. Tam tamına on dokuz saniye.
