7; saksafon ve birtakım espriler

71.2K 6.5K 7.7K
                                        

Yer: Seul Sanat Lisesi, 3.kat koridoru

Tarih: 22.09.2016 11.27

Dolabımdan çıkardığım fizik defterimi kolumun altına sıkıştırmaya çalışırken tarih kitabımı ise geleceğimden bile karışık olan dolabıma sokmaya çalışıyordum. Neden uğraştığımı bilmiyordum oysa ki sokma işlerinde uzman birini tanıyordum, -siz de tanıyorsunuz- onu çağırıp şu dolabı halledebilmesini söyleyebilirdim lakin dün gece beni eve bıraktıktan sonra bir daha hiç görmemiştim.

Büyük ihtimalle ilk iki derse geç kalmıştı ve öğleden sonra teşrif edecekti, hazretli. Ben de onun saçlarını karıştırıp "Hoşgeldiniz, paşam!" diyecektim. Ah, tabii yine üniforma içinde heykel gibi olan görünüşüne aldanıp çöle konmuş bir buzul gibi erimezsem. Erimeyeceğimi umuyordum ama söz veremem.

Sonunda dolabımı kilitleyebildiğimde yamulmuş kareli defterimle korece kitabımı göğsüme bastırarak koridorda ilerlemeye başladım. Korece kitabımın üzerine yapışmış yeşil etiket sinirimi bozarken bir anlığına gözümü önümdeki yoldan çektim ama dünyanın en bahtsız insanı olarak; yeri boyladım.

Omzuma vücudunu geçiren şahsı görmek için kafamı kaldırdığımda ilk başta görüntü bulanıktı ama gözlüklerimi düzeltince dünyam aydınlandı ve hayal kırıklığına uğramanın arşını yaşadım.

Beni düşüren, Jungkook'tu.

Aklım karman çorman olurken bana neden çarptığını anlayamamıştım, üstelik koridor kalabalık  bile değildi. Neden üstüme yürümek zorundaydı ki? En iyisi... sorarak öğrenmekti.

"Jungkook!" diye bağırdım, çok fazla uzaklaşmamış bedeninin arkasından.

Geniş sırtını bir plak gibi çevirip bana döndüğünde konuşmak için dudaklarını araladığını gördüm.

"Adımı nereden biliyorsun?" diye sorduğunda dün geceki konuşmamız zihnimde birebir canlandı.

"Seni şimdi öpsem ve yarın seni tanımıyormuş gibi yapsam, sevgilin çok kızar mı?"

Yine onun sesi, beni hayata geri getirdi. Onun sesi, acı veren kelimelerine rağmen bir ilaç gibiydi.

"Daha önce tanışmış mıydık?" diyerek devam ettiğinde ona doğru kafamı iki yana salladım ve yerdeki kitaplarımı toplayıp cevap verdim.

"Hayır," dedim ve arkamı dönüp onun duymayacağı bir şekilde fısıldadım. "tanışmadık."

Yer: Seul Sanat Lisesi, Müzik Sınıfı-2

Tarih: 22.09.2016 15.35

Ağızlığı dudaklarımdan ayırıp aşağıya indirirken ellerimi müzik aletinin üzerinde biraz daha gezdirdim ve sarıyı iddialı konuma getiren altın rengindeki saksofonumu incelemeye başladım. Altı yaşından beri çaldığım için müzik aletim; elim, kolum gibi bir parçam olmuştu ama yine de gösterilere veya konserlere katılmaktan çekiniyor, ruhumu kaplayan endişeyi üzerimden atamıyordum.

Yine de kafamı bulanıklaştıran her türlü düşünceden sıyrılmama neden oluyordu ve bu kaçış yoluna bayılıyordum. Alnımı, soğuk hissiyatın rahatlayışına verirken derin bir nefes aldım ve gözlerimi dinlendirmeye başladım.

O sırada sınıfın kapısı açıldı ve hayattaki şansım yüzünden kendimi ayakta alkışlamak istedim.

"Ah, buldum seni!"

"Bulmaz olaydın..." dememe ramak kalmadan gelen kişinin Jimin değil, Bay Edepsiz olduğunu gördüm. Ah pardon, biz tanışmıyorduk.

Onun benim yolum boyunca ilerleyen adımlarına kafamı yukarı kaldırdım ve hadi ama, o gülüş.

classroom :: vkook Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin