Selaam! Uzun bir bölüm ile geldim ve sonu güzel bitiyor;)
İyi okumalar♡
Yer: Kim Dairesi, Seul
Tarih: 01.10.2016 08.27
Yeni güne ferahlatıcı kollara dolanmış olarak tasasız bir şekilde uyandığımda kendimi şuursuz hissediyordum. Haftalardır başımda gezinen Jeon Jungkook isimli beladan dolayı rahat yüzü görememiş, insan gibi uyuyamamıştım. Kafamı çevirip saçlarımla oynayan bedene baktığımda onun hala uyuklar vaziyette olduğunu gördüm. Siyah saçları alnımı gıdıklıyor ve benimkilerden daha tombul olan yanaklarını sıkmak istememe neden oluyordu. Gözlerimi ondan çekip Yoongi'nin çok şanslı bir adam olduğunu düşünürken telefonum çaldı ve mesaj bildirimi, Jimin'in kollarımdaki rahatını bozarak yana devrilmesini sağladı.
Gri telefonu elimde çevirip açarken yeni mesaj, operatörden veya bizi bu halde görüp beni dar ağacında sallandıracak Yoongi'den değildi.
Benim için çok özel olan birindendi.
Kimden: Bay Edepsiz
"Başka biriyle uyurken hiç çekici görünmüyorsun. Bu konuyu konuşmamız gerek."
Ne?
Zalim hayat benimle oyun oynuyor olmalıydı. Parmaklarımı klavyede gezdirdiğimde yatakta doğruldum ve nereden gördüğü hakkında pek fikrim olmasa da -yoksa balkonuma tırmanıp bizi mi gözetlemişti (?)- bu sefer cevap vermeye karar verdim. Belime dolanan çarşafı ittirdiğimde istemeden de olsa Jimin'i uyandırmış, yarı açık gözlerle beni izlemeye başlamasına sebep olmuştum.
Kime: Bay Edepsiz
"Yine mi yanlış numara?"
Suratımda havalı sırıtışımla Jimin'e 'çak' yaptım ve gülümseyerek züppenin cevap vermesini bekledim. Zavallı ruhum, daha beklerim sanıyordu ama birkaç saniye ardından hemen bildirim geldi.
Kimden: Bay Edepsiz
"Kim Taehyung, beni kıskanıyorsun."
Hadi canım, ben bilmiyordum seni kıskandığımı. Lanet çocuk, ne diye yüzüme vuruyorsun? Kıskanmıyorum seni işte. Kıs-kan-mı-yor-um!
Kime: Bay Edepsiz
"Seni mi kıskanacağım? Rüyalarını oldukça geliştiriyorsun."
Jimin ile yatağın başlığına yaslanıp cevap beklerken ben dudaklarımı kemiriyordum, o ise tırnak etlerini yoluyordu. Sonumuz hiç hayırlı değildi ama haydi hayırlısı. Telefonum titredi ve bir kaplan gibi avıma atlayarak mesajı açtım.
Kimden: Bay Edepsiz
"Rüyalarımı tahmin dahi edemezsin... Ama bence sen benim rüyalarımdan önce, kendi nasırlı elini örtpas etmek için bir krem almalısın;)"
Göz kırpan gülücük. Ben gülmedim ama. Komik miydi bu şimdi?
Sabahın köründe utancımdan domatese döndüğümde telefonu elimde yamultmamak için komidinime bıraktım ve yanımda yutkanarak bana bakan arkadaşıma döndüm.
"Söyle," dedim, ağzındaki baklayı çıkarması için. Öff bakla da hiç sevmem, favorim taze fasulye. "ne söyleyeceksin merak ediyorum."
"Elin cidden nasırlı mı lan?"
Aish! Arkadaşım bile normal değil ki!
"Saçma sapan konuşma," dedim, göz devirirken. "nereden anladığını bile anlayamadım."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
classroom :: vkook
FanfictionGözlerinizi, size yabancı olan birinin gözlerine değdirdiğinizde o kaçamak bakışların kaç saniye sürdüğünü saydığınız oldu mu? Benim, oldu. Tam tamına on dokuz saniye.
